Köle pazarında 5 kez satılan Êzîdî kadın: Madafî’de alıkoydular

DAİŞ çetelerinin köle pazarlarında 5 kez satılan Şengalli Nadya Hesen Hewlo, Müslümanlığı kabul eden Êzîdî kadınların satıldığı “Madafî”yi anlattı. Hewlo, gördüğü zulmü “Öyle ki beni başka birine satmalarını istiyordum” sözleriyle özetliyor. 

18 Kasım 2017 Cumartesi | Kadın

NAZIM DAŞTAN / SELAMİ ASLAN / MA/ ŞENGAL 

Şengal’de Êzîdîlere uygulanan 73’üncü fermanda DAİŞ’e esir düşenlerden biri de 45 yaşındaki Nadya Hesen Hewlo. Katliamı en ağır yaşayan Koço köyünde esir alınan Hewlo, esir alındığında hamileymiş. Esir tutulduğu Til Afer’de bir erkek çocuğu dünyaya getiren Hewlo, ismini dahi veremediği oğlunu kötü koşullardan dolayı kaybediyor. 5 kez satılan ve 1 yıl 2 ay DAİŞ’in elinde kalan Hewlo, Minbic’te bir Êzîdî kadının yardımıyla çetelerden kurtuluyor.

 

Esaret altında doğurdu

Evi Şengal merkezde bulunan Hewlo, Koço’ya ailesini ziyaret etmeye gittiği sırada esir alınır. Babası ve annesinin gözleri önünde katledildiği Hewlo, 2 çocuğuyla DAİŞ’e esir düşer. Esir alınanlar önce Şengal’e, daha sonra Til Afer ve Musul’a götürülür. O sıralar hamile olan Hewlo, Til Afer’de çocuğunu dünyaya getirir.

 

Bakımsızlıktan öldü

Hewlo, esaretinin 40’ıncı gününde bir grupla birlikte Musul’dan Reqa’ya götürülür ve Suudi Arabistanlı bir DAİŞ’liye satılır. Yaklaşık 2 ay burada köle olarak çalıştırılan Hewlo, o günleri şöyle anlatıyor: “Çok kötü bir durumdu. Oğlum sürekli ağlıyordu. Doğru dürüst süt ve yiyecek veremiyordum. O adam bir gün bana ‘Biz fakiriz, oğluna süt getiremiyoruz’ dedi. ‘Öyleyse ne diye bizi tutuyorsunuz’ dediğimde ise sustu, bir şey diyemedi. Bir sabah kalktığımda oğlumun öldüğünü gördüm. Daha ismini bile vermemiştim. Oğlum öldüğünde bana ‘Oğlunu sen öldürdün’ dedi. Bağırdım, çağırdım, onlara karşı çıktım. Sonra oğlumu yıkayıp giydirdim, neresi olduğunu bilmediğim bir yere götürüp toprağa verdim.”

 

Satıldıkları arasında Türk de var

Daha sonra adı Ebu Yahya olan bir Türk DAİŞ çetesine satılan Hewlo, Halep’e götürüldüğünü, üç gün boyunca 2 çocuğuyla aç susuz bırakıldığını, kaçmaya çalıştığını, fakat başaramadığını dile getiriyor. Hewlo, Halep’te 3’üncü kez başka bir DAİŞ’liye satılır.

 

Heleb’ten Bab’a

Satıldığı kişinin Suudi Arabistanlı ve adının Ebu Barah olduğunu söyleyen Hewlo, Halep’ten Bab’a götürülor. Bab’ta 3 ay kalan Hewlo’nun kızı Hêvî Bab’ta ondan koparılır. Çocuğunun nereye götürüldüğünü bilmeyen Hewlo, o günden sonra Hêvî’den haber alamaz. Tek bildiği, kızının isminin Esma olarak değiştirildiği…

Ebu Barah adlı DAİŞ’linin kendine çok kötü davrandığını söyleyen Hewlo, şöyle devam ediyor: “Bana ‘Sen iyi bir insan değilsin, bizim dinimize inanmıyorsun. Doğru söylemiyor ve namaz kılmıyorsun’ diyordu. Çok kötü biriydi. Ondan kurtulmak için söylediği her şeyi yapıyordum. Artık öyle ki beni başka birine satmalarını istiyordum. Çareyi burada arıyordum. Ne yaptıysam olmadı. O, benden kızımı aldı.”

 

‘Müslümanlaş, özgür ol’

Hewlo, Ebu Barah’ın da kendisini Til Aferli Türkmen bir DAİŞ’liye sattığını, adının da Ebu Sena olduğunu belirtiyor. Tekrar Reqa’ya getirilen Hewlo, en sonunda dayanamayarak kendisini satın alan son kişiye “Neden bunu bize yapıyorsunuz?” diye sorar. Çete ise, “Bu Bağdadi’nin emridir. Eğer ben götürmezsem başka biri seni alıp götürecek. Onun için Müslümanlığı kabul et ve özgür ol” yanıtını veriyor.

 

Madafî’de tutuldu

Hewlo, DAİŞ’ten kurtulmak için Müslümanlığı kabul ediyor. Müslümanlığı kabul ettiği için alınıp, Arapçada misafirhane anlamına gelen ve “Madafî” olarak adlandırılan bir yere götürülüyor. Madafî, ölen DAİŞ’lilerin eşlerinin ve esir kadınların satılana kadar tutulduğu yer olarak biliniyor. Madafî’de sadece Êzîdî kadınlar değil Sünni ve Arap kadınlar da tutuluyor.

 

Nasıl bir yer?

Hewlo, götürüldüğü Madafî’yi şöyle anlatıyor: “Oranın sorumlusu Şêx dedikleri bir kişiydi. Elinde büyük bir defter vardı. Orada isim ve soy isimlerimizden, nereden geldiğimize kadar bütün sicilimiz vardı. Burada sadece kadınlar kalıyordu. Sadece Êzîdî kadınlar değil, Sünni ve Arap kadınlar da vardı. Sayıları değişiyordu. Biri seni satın alıncaya kadar burada bekletiliyordun. Deftere bakarak isim ve soy isimlerini okudukları kadınları alıp götürüyorlardı. Gitmeyen olursa kırbaçlayarak, çıkarıyorlardı. Kadınları götürdükleri yer ise 15-20 DAİŞ’linin bulunduğu alanlardı. Burada anlaşarak seni başka birine satıyorlardı. Bazen çocuklarıyla birlikte bazen de sadece kadınları satın alıyorlardı. Kalan çocukları ise alıp, eğitiyorlardı.”

Bir kaç defa kaçmaya yeltenen Hewlo’nun girişimleri başarısız kalır. Reqa’dan sonra götürüldüğü Minbic’te de 2 ay Madafî’de bekletilen Hewlo, burada esir bir Êzîdî kadının yardımıyla kurtuluyor.

774

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Input your search keywords and press Enter.