1915’te olan ve sistematik bir milyondan fazla Ermeninin ölmesiyle sonuçlanan soykırımının neredeyse tüm eylemlerinde, düzenli Osmanlı birlikleri ve “Jandarma” (Jandarma – polis benzeri güvenlik güçleri, İtalya’daki Carabinieri benzeri) vardı.

Bazı cinayetlere, Osmanlı ordusunda görev yapan Alman subayları bizzat katıldı.

Saldırganlar çoğunluğu Oberndorf am Neckar’daki MAUSER firmasında üretilmiş Mauser tüfekleri veya karabinarları, subaylar da Mauser tabancaları taşıyorlardı.

Essen’deki Krupp firmasında üretilen yüzlerce top, örneğin Ermeni işgali altındaki Musa dağına yapılan saldırıda (“Mosesberg”) konuşlandırıldı. Almanya‘dan ihraç edilen toplar soykırımın temel malzemesini, Alman subayları da ideolojisini sağladı.

Zaman dilimi

1894 ile 1916 arası (ağırlık 1915 ve 1916)

1915 Nisan ayında çekilen Askeri kuvvetler tarafından gerçekleştirilen sürgünlerin birkaç fotoğrafından biri. Harput’tan yola çıkan Ermenilerden bir gruba, Mezireh yakınlarındaki bir kampa götürülmek üzere Mauser tüfekleri taşıyan Türk askerleri nezaret ediyor.

Silah tedarikçileri

Devlet kararı ile Türk askerleri ve Jandarması tarafından gerçekleştirilen Ermeni toplu katliamı, en yüksek Alman hükümet çevrelerinin bilgisi ve onayı ile gerçekleşti.

Alman subaylar Genelkurmay’da hizmet verdiler ve osmanlı alayları, tümen ve ordulara komutanlık ettiler. Bu ordu çoğunlukla Oberndorf am Neckar’dan MAUSER firması tüfekleri ve karabinarları ve Essen’den gelen Krupp topları ile donatılmışlardı.

Şubat 1887’de Osmanlı İmparatorluğunun Harbiye Nazırı ve Mauser ve Ludwig Loewe & Co KG’den oluşan bir Alman konsorsiyumu, 500.000 M / 87 model tüfeği ve aynı tipteki 50.000 karabinanin tedarik edilmesi için bir sözleşme imzaladı.
Tüfekler ve karabinerler 1893 yılının sonuna kadar Osmanlılara teslim edildi.

Aynı yıl şarjörü 10 mermi alabilen 200.000 M / 93 model carabinar siparişi yapıldı: Karabinerler 1896 yılının sonuna kadar teslim edildi.

Sene 1903’te 200.000 adet en modern model olan M /1903 için üçüncü büyük sipariş
verildi.

20. yüzyılın başında Osmanlı imparatorluğu, 900.000’den fazla Mauser tüfek ve karbinara sahipti. Osmanlı Ordusu ve Jandarmanın üçte ikisinden fazlası Mauser silahlarıyla donatılmıştı.

Ayrıca Osmanlı ordusunda Almanya’dan gelen toplar çok tutuluyordu.

1861-1912 yılları arasında Essen’deki Krupp firması, tüm Fransız, İngiliz ve Amerikalı
rakiplerini yenmeyi başardı.

Krupp, Prusya İmparatoru Wilhelm II ve sarayla olan iyi ilişkilerini, toplam 226 milyon Reichsmark’lık alan topları ve silahları yapımı için kullandı.

Krupp topları Balkan savaşlarında, Türk-Rus savaşında ve Birinci Dünya savaşı’nda kullanıldı, ve yine yüzlerce defa Osmanlının cinayet eylemlerine karşı kendilerini savunan Ermeni gönüllülerine karşı kullanıldı.

Mauser firması ile M/87 Mauser tüfeği için yaklaşık 83 milyon Marklık 100 milyon kurşun içeren 100.000 sandık siparişinin anlaşması yapıldı.
Mauser firmasında mühimmat ve silah üretimi

Silah üreticileri

Kısaca Firmaların Profilleri: Rheinmetall Anonim Şirketi, Düsseldorf (bugün)

Yazan Otfried Nassauer
1889 yılında kurulan Rheinische Metallwaren- und Maschinenfabrik Anonim ortaklığı, bugün Rheinmetall AG, mühimmat ve top üreticisi olarak faaliyetlerine başlamış ve şu anda Almanya’nın en büyük silah üreticisidir.

Bugün Rheinmetall, kabaca eşit büyüklükteki iki bölümden, Silah ve otomotiv sektörlerinden oluşmaktadır. Merkezi Düsseldorf’dadır.

Şirket dünya çapında 30 ülkede 39 Almanya ve 78 yabancı ülkelerde faaliyet göstermektedir. Kendi beyanlarına göre 2017 yılında toplam 186 şirkette katılımları vardı ve 146 ülkede müşterileri vardı. 11.798’i Almanya‘da, 11.928’i yabancı ülkelerde olmak üzere 23.726 çalışanı vardır. Savunma sektöründe 11.232 kişi ve Otomotiv segmentinde 12.277 kişi istidam ediliyor.

2017 yılında Rheinmetall şirketi yaklaşık 5,9 milyar euro (2016: 5,6 milyar) gelir elde etti. Otomotiv sektörü tarafından yaklaşık 2,9 milyar avro gelir (2016: 2,7 milyar avro). Silah-lanma sektöründe biraz daha iyi, 3 milyar dolar (2016: 2.9 milyar) elde edildi.

Konzernin faaliyet sonuçları, yani vergi öncesi kar ve özel efektler, 2017 yılında yaklaşık 400 milyon Avro’dur (2016’da 353 milyon Avro). 2017 sonunda yaklaşık 6.4 milyar avro siparişi ile Silah sektörü ilerisi için iyi bir üretim kapazitesi ve yükselen kar beklentisi müjdelemektedir.

2018 yılı için silah sektörü satış büyümesi % 12’den % 14e çıkmasıbekleniyor.. Rheinmetall yöneticileri ve onların yatırımcıları Almanya’da ve çok sayıda Avrupa NATO ülkesinde askeri harcamaların önümüzdeki yıllarda önemli ölçüde artması ve uzun vadeli pazar büyümesinin beklenmesi gerektiği konusunda hemfikir.

Gövenilir olamama ve savaş korkusu iş için iyidir. Bu görüşü aynı zamanda çoğu analist ve yatırımcıyı paylaşıyor. Rheinmetall hisselerinin fiyatı son beş yılda 36 avrodan 110 avroya yükseldi. 2017 yılında % 66 artışla DAX (% 13) ve MDAX (% 18) hisse senedi endekslerinden çok daha fazla yükseliş yapmıştır.

Kısaca Şirket Profili: Die Krupp-Werke und Thyssenkrupp AG, Essen
azan: Wolfgang Landgraeber ve Bernhard Trautvetter

Birinci Dünya Savaşı’ndan önceki on yıllarda, Krupp Alman imparatorluğunun önde gelen silah tedarikçisi oldu ve 1871’de kurulan Alman İmparatorluğunun Avrupada büyük bir güç haline gelmesine yardım etti. “19. yüzyılın ortalarından beri Essen fabrikası, geleneksel demir ve bronz havan toplarından daha uzak ve daha tesirli çelik toplar üretti. Çok sayıdaki silah tipinin en ünlüsü, 42 santimetrelik> Dicke Bertha <idi.

Krupp silahları sadece Almanya ordusuna değil, Osmanlı İmparatorluğu ve Güney Amerika da dahil olmak üzere dünya çapında satıldı. Her şeyden önce, Krupp çeliği ile zırhlı Goeben ve Breslau gibi savaş gemileri Osmanlı İmparatorluğu için önemli bir rol oynamıştır:

‘Goeben’, Türkiye’yi Almanya’nın yanına 1. Dünya savaşına katılasına aracı oldu. Karadeniz’i pratikte bir Alman iç denizi haline getirdi ve Ruslara Akdeniz’e inme imkanını ortadan kaldırdı. 1910’da Almanyz, eskiden ismi “SMS Weissenburg” olan İmparatorluk Deniz Kuvvetleri’nin Krupp çelik donanımlı bir gemisi olan “Turgut Reis” i Osmanlı İmparatorluğuna sattı.

Bu sınıfa ait gemilerin 28 cm’lik silahları da, Krupp firmasının ürünleriydi. Boğazdaki ve Çanakkale Boğazı üzerindeki toplar da aynı firmanın silahlarıydı. “Silahlar hemen hemen sadece Alman üretiminden geldi ve teslimatları 1914’ün ortasına kadar Almanya’dan deniz yoluyla gerçekleşebildi. Ağır topların Alman uzmanlarının yönetimi altında kurulması büyük çaba gerektiriyordu. Bundan dolayı bazı kaleler topların durmuna göre onun etrafında inşa inşa edildi.

Albay Colmar Freiherr von der Goltz, Kaiser Wilhelm tarafından Osmanlı İmparatorluğu’na Krupp toplarını satmak için görevlendirildi. Alfred Krupp, Türkiye’deki Alman diplomatlarını kendi satıcıları olarak görüyordu.

“Goltz daha önce büyük miktarlarda Mauser tüfeklerinin Sultan’a satılmasını sağlamıştı. Bu yüzden tüfek tekelinin yanı sıra, daha önce bu pazar kesimini elinde tutan Fransız ve İngiliz silah üreticilerine karşı Osmanlı İmparatorluğu’nda toplar ve silahlar için de tekel elde etmeyi başardı.

Kaiser Wilhelm II zamanında Krupp şirketi Alman imparatorluğunun silah yapımcısı oldu. Bu süre zarfında Krupp küresel bir şirkete dönüştü. Savaş gemileri için Krupp zırhının yanı sıra silahlar ve toplar, yani bunların hepsi Krupp firmasını Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Avrupa’nın ve Almanya’nın en büyük şirketi ve silah tedarikçisini yaptı. Krupps’un merkezi olan Essen’de, firma 40.000 işçi çalıştırıyordu. ”

Krupp’un Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeni azınlığın sürgünlerini ve onlara karşı yapılan suikastları bildiği çağdaş kaynaklar tarafından ileri sürülüyor:
Sürgünlerin lojistiğine Alman ordusu da katılmıştı. Demir yolları Nakliyat sorumlusu Yarbay Böttrich’in Türk Demiryolları merkezinde Ekim 1915’te imzaladığı sürgün emri Bağdat Demiryolunda çalışan Ermeni işçileride etkilenmişti.

Bağdat Demiryolunun kendisi ve Anadolu Demiryolları daha önce hapsedilen Ermenileri nakletmek için kullanılıyordu. ”Krupp doğrudan Bağdat Demiryolu’nun yapımına dahil idi.

Krupp’un 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında Latin Amerika ülkelerinin yeniden silahlandırılmasında da önemli bir rol oynadığı gerçeği, tarihçi Jürgen Schäfer tara-fından ispatlandı. Çelik şirketi Thyssen ile birleşmeden sonra bile Krupp, “Thyssenkrupp AG” olarak Almanya‘nın ve Avrupa’nın en önemli silah üreticilerinden ve ihracatçılarından biri olarak kaldı.
Bugün kendi web sitesinde Thyssenkrupp kendini, 79 ülkede 500 noktada dünya çapında 158.000’den fazla çalışanı ile çelik işleme odaklı, çeşitlendirilmiş bir sanayi grubu olarak göstermektedir.

Teslim edilen ve kullanılan silah türleri.

Türkiye, Mauser firmasının ürettiği Piyade Tüfeği M 90

· Birinci Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı İmparatorluğu yüksek derecede silahlanmıştı: Oberndorf’ta MAUSER’den yaklaşık bir milyon tüfek, karabina, makineli tüfek ve tabanca ve Essen’deki Krupp’ten alınan binlerce saha topu silah-teknik omurgasını oluşturuyordu.

· Çoğunlukla, düzenli Osmanlı askerleri ve jandarmalar Mauser tüfekler veya karabinalarla, Subaylar Mauser tabancalarıyla silahlandırılmışlardı.

· Üretim süreci boyunca M / 87 tüfeğine birkaç değişiklik yapıldı: önce M / 89 ve son olarak M / 90, nitro-barutlu kurşun alan ortadan şarjörlü, kalibre 7.65 aralıksız ateş eden bir tüfek. Süvariler için özellikle kısa namlulu modellerinin üretildiği bir tüfek tipi. 1885 ve 1912 yılları arasında Krupp, yüzlerce L 20, 24, 27 ve L 30 ve 50 model, 7.5 ve 8.7 cm’lik kalibreli saha topu; 24 ve 35 cm kalibreli L35 ve KL 35 sahil topları ve 12 ila 21 cm arasında kalibresi olan L 6.3, L 6,4 Havan toplarını Osmanlı İmparatorluğu’na teslim etti. Buna ek olarakta Savaş gemileri için de zırhlar üretildi.

Kaynak:
Fahri Türk, Die deutsche Rüstungsindustrie in ihren Türkeigeschäften zwischen 1871 und 1914, Frankfurt am Main 2004

Ermeni nüfusunun katledilmesi nasıl yürütüldü

II. Abdülhamid’in emriyle Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Ermeni nüfusunun katliamı aşama aşama gerçekleşmiştir:

1893/1894: Sasun bölgesindeki kitlesel cinayetler Osmanlı silahlı kuvvetlerinin cezalandırarak vergi toplama amacıyla yapıldı.
1895: Anadolu’daki Ermeni yerleşim bölgelerindeki katliamlar, Sultan’ın Ermenilere verdiği reform vaadiyle tetiklenen İstanbul’daki ayaklanmaların bir sonucuydu.
1896: Van’da meydana gelen huzursuzluklar, daha sonra başta Kürt çeteleri ve müslüman nüfusun bir bölümünün yaptığı Ermeni katliamı, orada konuşlandırılmış Osmanlı kuvvetlerinin göz yummasıyla yapıldı.

1915/16: Bir milyondan fazla Ermeni Osmanlı ordusu ve jandarması tarafından yerleşimlerinden alınıp Suriye çölüne sürgün edildi. On binlerce erkek katledildi, kaderlerine terk edilen kadınlar ve çocuklar yokluktan, açlıktan yada susuzluktan öldüler.

İnsan hakları ihlalleri

Vurma, asma, kafa kesme ve hatta açlığa ve susuzluğa terketme ve yine ölümle karşı karşıya olanlara insani yardımın verilmemesi.

Sultanın ve onun en yüksek idarecilerinin tarafından emredilen ve ordunun, jandar-
manın generalleri tarafından yürütülen veya göz yumulan Ermenilere karşı sistemli bir soykırım, daha önce uygar insanlık tarihinde hiçbir devirde aynı ölçüde olmamıştı.

Faillerin profilleri

Almanya tarafındaki faillerin profillei

Mareşal Baron Colmar von der Goltz

(12.8.1843’te Adlig Bielkenfeld’de (Alman İmparatorluğuna bağlı Labiau bölgesinde) doğdu, 19.4.1916’da Bağdat’ta öldü; Prusya ordusunda general, askeri yazar ve tarihçi.

1883’ten beri Goltz, Osmanlı sarayında askeri danışman olarak görev yapıyordu. Genç Türkler rejimi tarafından Ermenilerin soykırımından önemli ölçüde sorumluydu.

Goltz, Krupp ve Mauser şirketlerinin gayri resmi satış temsilcisi gibiydi ve İstanbul’da görev yaptığı sırada yüz milyonlarca Goldmark (ozamanki Alman para sistemi) karşılığı silah ve topçu sistemlerinin ve yine tüfek ve karabinaların satın alınmasına aracılık etti.

Loewe Isodor; Ludwig Loewe ve Mauser firmalarının Silah Sektörü Yöneticisi

(24.Kasım 1848, Heiligenstadt, Eichsfeld’de doğdu). Erkek kardeşi Ludwig Loewe 1886 yılında öldükten sonra, Isidor diğerlerinin yanında tabanca ve mermi üreten Ludwig Loewe & Co. firmasını üstlendi. 1887’de şirketi bir hisse senedi şirketine dönüştürdü, Oberndorf’taki Mauser-Werke’den iki milyon Reichsmark’lık hisse sendi satın aldı ve Mauser şirketinin denetleme kurulunun başkanlığını devraldı. Aynı yıl, Mauser ve Loewe şirketleri 500.000 Mauser tüfek tedarik etmek için Türkiye‘den sipariş aldı. 1889’dan itibaren Isidor Loewe, Krupp hariç tüm Alman silah endüstrisini kontrol etti. Birinci Dünya Savaşı sırasında, Mauser tüfeği 98 Alman askerinin standart silahı olduğunda, Loewe’un kârlarını çok kez daha yukarıya katladı.

Mauser, Paul (1912 den itibaren Paul von Mauser)

(27. 06.1838 doğumlu, 29.05.1914’te Oberndorf am Neckar’da öldü); Alman silah tasarımcısı ve politikacı. [Kaynak: https://de.wikipedia.org/wiki/Peter-Paul_Mauser]

Sonraları Württemberg kralı tarafından şovelye unvanı verilen Paul Mauser Padişaha kendisinin geliştirdiği en son modern silahlarını bizzat şahsen sunma imkanını aldı. 1887 yılının Şubat ayında, Osmanlı İmparatorluğunun Harbiye Nazırlığı ile Mauser ve Ludwig Loewe & Co KG’den oluşan bir Alman konsorsiyumu, M/87 modelinden 500.000 tüfek ve aynı türden 50.000 karabina temini için bir sözleşme imzaladı. Önemli ölçüde diğer siparişler bunu takip etti.

Diğer Failler: * Bethmann Hollweg, Theobald von; Şansölye, Silah ihracaatını onaylayan kişi
* Wilhelm II. von Preussen; İmparator; Silah ihracaatını onaylayan kişi

Türk tarafındaki suçlular

Sultan II. Abdülhamid (aşağıya bakınız)
V. Sultan Mehmed (aşağıya bakınız)
Harbiye Nazırı (Bakanı) Enver Paşa
İçişleri Bakanı ve Jandarma Komutanı Talat Paşa
(daha detaylı bilgiler için açıklayıcı yazılara bakınız)

Kurbanlar

1895 ve 1916 yılları arasında yaklaşık olarak 1.2 milyon insan Ermenilerin ve diğer Hıristiyan azınlıkların soykırımında öldü.

Bugün Türkiye ve Suriye’de Kürtlere karşı kullanılan Alman savaş
silahları
Yazan: Helmut Lohrer

100 yıldan uzun bir süre önce, Alman şirketleri Mauser ve Krupp Osmanlı İmparatorluğu’na tüfek ve toplar ihraç ederek bir servet yaptılar. Silahlar sadece Birinci Dünya Savaşı’nda değil, aynı zamanda Ermenilerin katliamlarında da kullanıldı. Bu ihracat devlet tarafından açıkça desteklendi ve GLOBAL NET – STOP THE ARMS TRADE GN-STAT’in web sitesinde Vaka 1 olarak yayınlandığı gibi Alman Maraşal Freiherr Colmar von der Goltz aracılık etti.

Tüm hukuki ve ahlaki kaygılarına karşı devlet politikası olarak kriz bölgelerine silah ihraç etme prensipi hüzünlü bir süreklilik içinde devam etmektedir. Bu noktada örnek olarak, Heckler & Koch firmasının G36 tipindeki binlerce saldırı tüfeğinin Meksika’ya ihracatı ve 2018 onaylı Lürssen tersanesinin ürettiği 8 devriye botunun Suudi Arabistan’a yapılan transferi gösterilebilinir.

Alman şirketi Rheinmetall, İtalya’daki yan kuruluş RWA Italia ve Güney Afrika’daki ortak girişim Denel şirketi (Rheinmetall Denel Munitions, RDM) üzerinden Alman kanunlarından kaçırarak Suudi Arabistan’a, bomba ve mühimmat sağlıyor. Bu silahlar ve mühimmat Yemen’e karşı uluslararası hukuka aykırı bir savaşta kullanılıyor.

Bugüne kadar, NATO ortağı Türkiye, Alman çok yönlü kullanımlı mal, silah ve savaş silah-larının alıcısıdır. Son on yıllardır Almanya’dan gönderilen zırhlı araçlar ve küçük silahlar Alman ruhsatıyla saldırı tüfeği G3 ve hafif makineli tüfek MP5 gibi, Ankara MKEK’de üretilmektedir. Bu silahlar resmi açıklamada PKK’ya karşı ama Türkiye’nin güneydoğusundaki Kürtlere karşı kullanılmıştır. Bu durum göz ardı edilerek, Almanya’dan halen askeri araçlar, küçük silahlar ve ana muharebe tanklarının ihracatı Alman ihracat yönetmeliklerinin açık ihlaline rağmen ihraç edilmeye devam etti.

2018’de durum önemli ölçüde kötüleşti: Federal Meclis’te temsil edilen bütün partilerin ortak görüşlerine göre, Türkiye uluslararası hukuka karşı Suriye’ye girdi ve şiddetli bir saldırı ile Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Afrin şehrini işgal etti. Türk hükümetine açıklamalarına göre Almanya tarafından ihraç edilen ve Krauss-Maffei Wegmann ve Rheinmetall tarafından üretilen Leopard 2 tankları da kullanıldı. Şansölye, kendi hükümet açıklamasında Kürt şehri Afrin’e yönelik saldırıyı kınamasına rağmen, o zamandan bu yana Türkiye’ye silah ihracaatına devam edildi. Bu, Ekonomik İşler Bakanlığı’nın hem meclisteki Yeşil milletvekili Omid Nouripour’un sorusu üzerine hem de Federal Hükümetin Alman Federal Meclisi’ndeki Sol Parti’nin sorusuna verdiği yanıttan açıkça görülmektedir.

20 Ocak 2018’de Türk saldırganlığının alaycı adı “zeytin dalı” ile başlamasından bu yana, Alman hükümeti 4 milyon avrodan fazla cihaz ihracatını onayladı. Bu cihazlarla eldeki silah sistemlerinin isabet oranları geliştirilebilir.
Yani her şey aynı kalıyor ve ticaret ahlaktan önce geliyor. Ve ne Alman hukuku ne de uluslararası hukuk – Almanya, böyle silah ticaretini açıkça yasaklayan BM ticaret anlaşmasını onayladı – federal hükümeti uluslararası hukukun ihlal edildiği bir savaşta kullanılan silah-ları satma izni vermekten alıkoyuyor.
Yazarlar hakkında bilgiler
GN-STAT FALL 01 Ermenilerin Soykırım yazarı
https://www.gn-stat.org/deutsch/f%C3%A4lle/armenien-t%C3%BCrk-1/

Hatırlatalım ki, 29 Aralık 1917 tarihinde, Sovyet Rusya’nın Halk Meclisi Konseyi tarafından kabul edilen “Türkiye Ermenistan’ı Hakkında”ki (Batı Ermenistan) kararnameyle Ermenilerin tam bağımsızlığa kadar varabilecek kendi kaderini tayin hakkını tanıdı. Batı Ermenistan’ı ayrıca 19 Ocak 1920 tarihinde Paris Konferansında Müttefik Devletler Yüksek Konseyi de facto ve 11 Mayıs 1920 tarihindeki San-Remo Konferansı sırasında ise bağımsız ve egemen bir devlet olarak de jure tanındı.
Sınırları, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Woodrow Wilson tarafından 22 Kasım 1920, Bitlis, Van, Erzerum ve Trebizond illeri dahil, tarihinde çizilmiş olmasına rağmen, Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BMT) bunu Türkiye’nin işgali sebebiyle tanınmaktadır.
Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BMT) bunu Türkiye’nin işgali sebebiyle tanınmaktadır.
Batı Ermenistan Devleti, Türkiye tarafından esir alındığı için “BMT” tarafından tanınmadığını zorunlu olarak hatırlatırız.
1894’ten 1923 yıllarına kadar Batı Ermenistan’ın işgal altındaki topraklarında yerli otokton Ermeni halkı üç Türk hükümetleri tarafından Soykırıma uğratıldığın da ayrıca hatırlatırız.

Input your search keywords and press Enter.