Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a açık mektub

Saygıdeğer bay Erdoğan,

Size mektubumu geç ulaştırdığım için kusura bakmayın. Mektubumu, sizin resmi bir yazıyla Ermeni halkına başsağlığı dilediğiniz 24 Nisan’da yazmayı planlıyordum. Teşekkürler. Siz, İstanbul Ermeni Patrikahanesi’ne yolladığınız mektupla gerçekten Ermenilerin sonsuz acısını paylaştınız mı? Acaba bu kadarla tatmin oldunuz mu? Acaba bir “kuru başsağlığıyla” 1.5 milyon Ermenin kaybının acısı paylaşılabilir ve unutulabilir mi? ki 103 yıl önce sizin atalarınız olan Talat, Enver ve Cemal Paşalar devlet düzeyindeki soykırım kararıyla ülke üzerinden Ermeni ırkını yok etmek istediler. Bu Ermeniler, dört binyıldır Batı Ermenistan, Küçük Asya ve Kilikya’daki kendi öz vatanlarında yaşıyorlardı…
Bay Cumhurbaşkanı, sanıyorum Siz şair bir adamsınız. Bense biraz. Şairlerin duygusal kalpleri ve ruhları olduklarına ve başkalarının yaşadığı acıyı hissettiklerine inanırım.
Ermeni halkının çocukları; evlerini ve yerlerini, tarlalarını ve bahçelerini, değirmenlerini, iş yerlerini, kiliselerini ve okullarını ama en korkuncu da TOPRAĞINI… VATANINI… ve 1.5 MİLYON HAYATI kaybetti… Siz bizim acımızın büyüklüğünü gerçekten biliyor musunuz?…
Bay Erdoğan, mütevazi olan ben Batı Ermenistan’da Sebastia’da (Sivas) doğdum. Benim dilim Türkçedir, kendi ana dilimle konuşamadım, çünkü kötü eller bölgemizdeki Ermeni okulunu yok etmişlerdi. Ebeveynlerim ise ev içerisinde Ermenice konuşmaktan korkarlardı. Dahası, bizim için kasabada hayatımızı Ermeni olarak devam ettirmek çekilmez bir hal almıştı. Bu nedenle ailece İstanbul’a (Bolis) taşındık. “Gavur” kelimesinden doymuş ve yorulmuştuk, özellikle de Ermeni evlerine her gün gerçekleştirilen saldırılar sonucunda kapı ve pencereleri kırarlar ve hatta Ermeni kızlarını kaçırırlardı. Onlardan biri de benim teyzemdi.

Bay Erdoğan, bizim sülalemizin hikayesi diğer tüm Ermenilerin alınyazısına benzer. Sülalemin tüm üyeleri çoluk-çocuk gözetmeksizin öldürüldü… ve sadece birini; dedemi sağ bırakmışlardı… çünkü o bir değirmenciydi. Onun zanaatına ihtiyaçları vardı, dolayısıyla da onun hayatını bağışladılar.
Bay Cumhurbaşkanı, benim dedem kendi tüm hayatı boyunca hiç gülümsemedi… gülmedi… her zaman hüzünlü ve suskundu. Sebebini sadece 17 yaşında yurt dışına bir yolculuğa çıktığım sırada, büyük bir üzüntü ve keder içerisinde soykırım hakkında bilgi sahibi oldum. Basit, değil mi? Dedem 1915 tarihinde kendi anne ve babasını, kendi eşini ve çocuklarını, kendi kardeş ve kızkardeşlerini kaybetti. Diğer bir deyişle, tüm ailesi gözlerinin önünde katledilmişti. Hatta o, onların nerede gömüldüklerini dahi bilmiyordu. Sayın Başkan, bu kadar talihsiz bir şeyi hayal edebilir misiniz? İnsan oğlu acaba bu kadar büyük bir acıya dayanabilir mi? Siz bugün bize iki kelimeyle taziyede bulundunuz. Saygıdeğer Bay Erdoğan, eğer benzer bir suç Sizin ırkınıza yapılmış olsaydı, Sizin tepkiniz ne olurdu?

Bay Cumhurbaşkanı, ben Türkiye’den ayrıldım ve bir daha da geri dönmedim…Dönmedim çünkü geri dönmekten korkuyordum, çünkü dedemin neden mutlu olmadığını, yıllarca konuşmadığını ve neden büyük bir kabus yaşadığını artık çok iyi biliyordum… O günlerden elli yıldan fazla bir zaman geçti. Bugün, mütevazi olan ben, ölmeden önce doğduğum yeri, terk edilmiş baba ocağını, babamın ve dedemin tarihi değirmenini, okuduğum okulu…özellikle de dedemim mezarını ziyaret edip, dua okuyup mum ve tütsü yakmak isterim. Fakat korkum devam ediyor… bugün de korkuyorum. Eklemek isterim ki, babam ve annem de bugün hayatta yoklar, kendi ata topraklarının eski mezarlığında değil, uzak Fransa’da gömülüler. Sizin atalarınız sadece sağ kalan Ermenileri değil, ölülerimizi dahi sürgün etti.
Bay cumhurbaşkanı, kurduğumuz Ermeni futbol takımımızın bir gün Türk takımını yendiği zaman Türk tokadını tattığımda ben daha çocuktum … Türk bıçağını da…Yenilgiye uğrayan Türk nasıl olur da Ermeninin galibiyetini hazmedebilirdi… Bizim tarihimizde bu hep böyle olmuştur.
Bay Erdoğan, ne kadar biliyorsam Sizin için Pontos’lu diyorlar. Pontos genel olarak Yunanlılar ve Ermenilerle önemliydi… Dedelerinizin ve ninelerinizin veya o dönemde Pontus’ta yaşayan Ermenilerin ve Rumların kaderini, nereye gittiler acaba diye merak ettiniz mi? Ne oldular?… Onların evlerini, yerlerini, bahçelerini, zenginliklerini kim sahiplendi? Aynı şey, Türkiye’nin diğer şehirlerinin eski sakinleri olan Ermeni ve Rum, ayrıca Asuri-Süryani ve Hıristiyan olmayan halklar için de söylenebilir.
Eminim, Siz, akıllı bir cumhurbaşkanı, bilge lider ve entelektüel bir insansınız, Ermenilere uygulanan büyük soykırım, katliamlar, göçler, cinayetler, kırımlar ve soykırım hakkında bilgi sahibisiniz.
Saygıdeğer Bay Erdoğan, Siz, Türkiye topraklarında var olan demokrasi hakkında pekçok konuşmalarda bulundunuz. Eğer öyleyse, neden Soykırım kelimesini kullananlar Sizin mahkemelerinizde yargılanıyor, tutuklanıyor ve… hatta Hrant Dink’e yapıldığı gibi öldürülüyor.

Bay Erdoğan, ben inanıyorum ki Siz, Türkiye’nin uzak görüşlü bir cumhurbaşkanı, Adalet ve Kalkınma Partisinin yöneticisi ve parti başkanısınız, sorunları kendi adıyla anmaya yönelik yeterince cesur tanımlamanız var. Dolayısıyla, sizi ne korkutuyor? ki 24 Nisan’da Soykırım kelimesini kullanmaktan kaçınıyor ve özür dilemeyi reddediyorsunuz. Sizin gibi kendine güvenen bir cumhurbaşkanı sadece bu gibi sorumlu adımı atabilir ve Ermeni-Türk halkları arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açabilir. Almanların zamanında yaptığı gibi. Bu durumda eminim, modern Türkiye tarihi Sizin isminizi altın harflerle yazacak, Sizi adil biri, gerçeği gören ve değerlendiren büyük bir politik figür olarak nitelendirecektir. Sayın Erdoğan ben buna inanıyorum.
Bildiğiniz gibi, Ermenilere uygulanan Soykırımı bugün pek çok ülkeler kabul etmişlerdir. Daha öncesinde bile Türkiye Askeri Mahkemesi 1919 tarihinde Ermenileri katledenleri ölüme mahkum etti. Öyleyse neden bugün bunu kabul etmekte direniyorsunuz? Acaba özür dilemenizin sonrasındaki sonuçtan mı korkuyorsunuz?
Saygıdeğer Bay Erdoğan, Sizi temin ederim, ki Sizin atacağınız cesur adımlar sadece Ermeniler tarafından değil ilerici Türk toplumu tarafından, tüm dünya insanlığı tarafından da değerli kılınacaktır. Çünkü bu adımdan dolayı siz gelecekteki soykırımları engellemiş olacaksınız…
O zaman, Saygıdeğer Bay Erdoğan, sonuçları ne olursa olsun, ben her türlü tehlikeyi göze alarak, eğer beni kötü bir alın yazısının beklediğini bilsem bile Sizin elinizi sıkmaya geleceğim…

Başarı dileklerim ve umutlu beklentilerimle
12 Mayıs 2018 HAMPİK MARTİROSYAN
Dip not: Okumanızı, tercüme etmenizi ve dağıtmanızı rica ederim.

Input your search keywords and press Enter.