Divan-ı Harbi Örfi yargılamaları sırasında yapılan en kayda değer, ancak dolaylı itiraf, Ana İddianamede sözü edilen bir belgededir. Bu belgede, Teşkilatı Mahsusa Müdürü ve eski Nazır Dr. Nazım’ın, Ermeni karşıtı önlemlerin uzun uzadıya yürütülen görüşmelerden sonra tasarlandığını ve Şark meselesini kökten çözmeyi amaçladıklarını söylediği aktarılmaktadır.

1909-1917 yılları arasında Almanya Şansölyesi yani “Başbakanı” olan Bethmann Hollweg bir raporunda şöyle yazmıştı: “Bizim tek hedefimiz, Türkiye’yi savaşın sonuna kadar kendi tarafımızda tutmaktır, bu arada Ermeniler mahvolur veya olmaz, fark etmez.”

Nisan ayı tüm dünyanın ama özellikle Almanya’nın diz çöküp dua edeceği aydır.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 26 Kasım 1968 tarihinde aldığı 2391 sayılı kararının birinci maddesinin B bendinde Soykırım suçunun zaman aşımına uğramayacağını belirtmiştir.

Diktatör ruhlu Enver ile Abdülhamit arasında aceleyle yapılan bir görüşmede ve ardından Sultan’ın Osmanlı tahtına oturmasından hemen önce Enver, Mecit’e 1915 yılı başlarında başlayan ve Ermenilere uygulanan soykırım arifesinde, imha, yerinden etme ve katliamların planlanıp, kararlaştırıldığını ve buna hiç kimsenin engel olamayacağını söylemişti. 1916’da Şam’a yaptığı bir inceleme gezisi sırasında, aynı Enver, halka açık bir konuşmasında Ermenileri “kılıçla” yok etmiş olmakla övünmüştür.

Ermenilere karşı işlenen katliamların organizasyonu hakkında en sert ve en özgün ifşa, Cemal Paşa’nın karargahı Şam’da bulunan 4. Ordunun erkan zabiti Ali Fuat Erden Paşa’nın kaleminden gelmektedir. Paşa, Teşkilatı Mahsusa’nın etkin iki elemanının Diyarbakır mahali Ermenilerinin katli tamamlandıktan sonra o bölgenin Ermeni halkının katlini organize etmek amacıyla Halep’e geldiği koşulları dobra dobra anlatmaktadır. Erden Paşa aynı zamanda Dr. Bahaddin Şakir’in Ermeni muhacirlere ilişkin tehcir şemasının planlanmasındaki rolünü de onaylamaktadır. Paşa’nın anılarında yer alan en mahkum edici kanıt “on binlerce insanın tehciri hazırlık ve tertibat olmadan ifa edildiğini” söylemesidir. Dr. Şakir’in Cemal Paşa’ya gönderdiği ve muhacir kafilelerini Musul’un güneyindeki kuş uçmaz, kervan geçmez çöllerine yönlendirmesini istediği şifreli mesaj, tehcir şemasının gizli amaçlarına ilişkin en önemli mesajdır.

1960’larda sekiz yılını Türkiye’nin başkentinde London Times muhabiri olarak geçirmiş bulunan ve son derece akıcı türkçe konuşan Britanyalı yazar David Hotham’ın bir makalesinde Türk inkar sendromu şu şekilde yer almaktadır. “Bütün Türkler, görebildiğim kadarıyla, Ermeni meselesinde inatçılar. Karşılaştığım hiçbir Türk’ün, ne kadar aydın, batılı olursa olsunya da ne kadar iyi tanırsam tanıyayım; Ermenilerin kaderi hakkında suçluluk hissettiğini duymadım; başka meselelerde ihtilafa düşen Türkler bu konuda birlik olmuşlar.”

24 Ocak 1919’da Britanya Ordusu Mısır Kuvve-i Seferiye Karargahı, Türk Dıişleri Bakanlığının Adana’nın doğusundaki Antep’in valisine gönderdiği telgrafı ele geçirmiştir. “Sancak dosyalarının seferberlikten itibarenki bütün resmi telgrafların asıllarını yakın.”

Input your search keywords and press Enter.