Politika mı, ihanet mi

“Acımız başkalarının parlamentosunda tartışma konusu oldu,

çünkü ülkem 105 yıldır Ermeni halkının büyük trajedisini reddediyor

Ermeni halkının yaralarını iyileştirebilen tek parlamento,

Üyesi olduğum Türk parlamentosudur. “

(Garo Paylan)

 

Türkiye’nin yeni seçilmiş Ermeni Patriği Sahak Maşalyan Türk basınına, “Ermeni Haber” ve “Akşam” gazetelerine utanç vrici röportajlar verdi.

“Akşam” gazetesi, 2 Ocak’taki sayısnın ön sayfasında, Maşalyan’ın saçmasına atıfta bulunan “Diaspora 100 yıl geri kaldı” başlıklı röportajı büyük harflerle bildirdi.

Maşalyan, röportajında vicdan azabı çekmeden şunları söyledi: “Ermeni diasporasının bizimle ilgisi yok. 1915’inde sonraki hafızası nesilden nesile aktarıldı.Onlar da, bu sorunun en azından bir birlik sağladığını ve inkârcı bir bilinç yarattığını gördüler.Trajediye dayalı bir birleşik bilim yaratıldı. Onu kaybetmek istemezler.Ya biz bu topraklarda olaylardan sonra kaldık. Diğer unsurlarla birlikte yaşamayı seçtik.Diaspora 100 yıl geri kaldı. ”

Dağılmış Ermenileri kastederek şunları söyledi: “Gerçeklikte insanlar çok daha yumuşak. 24 Nisan’da hatırlayıp ertesi 24 Nisan’a kadar unutmaktalar.”

Zırvalamasına devam eden Maşalyan, Türkiye’deki Ermenilerin ve Diaspora Ermenilerinin İslam kavramının da oldukça farklı olduğunu vurguladı.

Ermenilerin demografik resmine bakarak şöyle dedi: “Nüfusumuz 50-60 bin. Nüfus düşüşünün iki nedeni vardır, bunlardan biri bize bağlıdır.

Bu ölüm ve doğum karşılaştırmaları arasındaki farkıdır. Doğum oranı% 1.2 iken, ölümlerin% 2.6’sı var. Biz çoğalmıyoruz. Ayrılma fırsatı bulduğunda yurtdışında umut eden bazı insanlar var.

Üniversiteli gençliğimiz karışık evlilikler yapıyor. Bu da azalmak için bir sebep. İnsanlar genelleştirilmiş kültüre kayıyorlar. Bayrampaşa’da büyüdüm ve bölgedeki tek Ermeni ailesi bizdik. Din sorunu olmadan yaşadık. Yani, halkların birbirleriyle hiçbir soruları yok. Günde beş kez ezan dinleyerek büyüdük (camiden gelen yüksek sesle dua). “

Maşalyan,  iğrenç bir saçma ile yalanlarını yuvarlamaya devam ediyor.

Türkiye’de yaşayan azınlıklara atıfta bulunarak şöyle diyor: “Türkiye’deki tüm azınlıklar AKP iktidarı altında en müreffeh dönemimizi yaşadığımız konusunda hemfikir. Özellikle 2008 yılının Vakıflar yasasında yapılan değişiklik bizim için çok önemliydi. 2.000 Rum, 50.000 Ermeni, 10.000 Yahudi ve 8.000 Süryani kaldık.

Ülkenin toplam nüfusunun binde birini oluşturuyoruz, ancak az olmak değersiz olduğumuz anlamına gelmiyor. Azınlıklar sorunu, Osmanlı döneminden bu yana Türkiye’nin iç işlerine karışmakta kullanılan bir malzeme haline gelmiştir.

Türkiye’nin, bu konu yüzünden dünya siyasetinde zarar görmesini istemiyoruz. Biz bu ülkenin vatandaşlarıyız, bu ülke aleyhine tek bir kelime bile bizi de incitiyor. Devletin tutumundan memnunuz. Cumhuriyet Başkanımıza kolayca erişebiliriz. Bakanlar sık ​​sık bizi ziyaret etmek için acele ediyorlar ve valimiz her zaman bize ilgi gösteriyor.”

Burada durmaya ve tarihi büyük yanlışlıklar ve yalanlar hakkında yorum yapmaya değer.

Maşalyan’ın, hem Ermeni halkının tarihine hem de Osmanlı devletinin azınlıklara karşı zulmüne aşina olmadığı anlaşılıyor, Kemalist cumhuriyetin kuruluşundan sonra da devam eden ve bugüne kadar devam eden bir gerçek. Birkaç örnek:

1.- “Ermeni diasporasının bizimle hiçbir ilgisi yok.” Gerçekten mi? Kimin kurumuş eli göbek bağını öz milletinin diasporasından ayırdı? Türk’ün kanlı eli mi yoksa senin hain eli?

Biz, Diaspora Ermenilerimiz, soykırımdan kaçan ve kurtulan Ermeni kalıntılarının  çocuklarından başka bir şey değiliz.

Bin yıllık vatanımızın toprakları işgal edilmiş ve biz her zaman adil haklarımızı iddia eden bir diaspora yaratmak zorunda kaldık.

105 yıl geçmesine rağmen atalarımızın ruhları tatmin olmayacak ve kutsal şehitlerimizin ruhları, sadece tazminat ve toprağın geri dönüşüne kadar vahşi doğada gömülmeyecek.

Başka bir deyişle, biz geride kalmadık ey Maşalyan, ya sen, hain köle açıklamayla rakibin olan Ateşyan’ı geçtin gittin.

2.- Bugün Türkiye’de yaşayan 50-60 bin Ermeni varsa (Ermenistan Cumhuriyeti’nden gelen Ermenileri saymazsak muhtemelen çok daha az var), bunun nedeni katliam ve tehcir.

Saçma sapan aklanmaya gerek yoktur (“Bu, ölümler ve doğumlar arasındaki farktır. Doğum oranları% 1.2 iken,% 2.6’lık ölümlerimiz var” vb.).Özellikle, 1960’lardan bu yana, İstanbul ve çevresinden, Türk devletinin azınlıklara karşı uyguladığı nefret dolu politikalara direnemeyen devasa insan kitlesi Fransa, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya gibi yabancı ülkelere göç etti. Bugün, Türk devletinin “dostça” davranışı sayesinde yurt dışında daha fazla İstanbullu Ermeni var.

3.- Azınlıklara karşı bu kadar iyi bir tutum varsa, uzun yıllar süren başvurulardan sonra Türk hükümeti ne Rumların ne de Ermenilerin dıbrevanqların açmasına nasıl izin vermedi?

Bu, “merhametli” Türk devletinin azınlıkları hala döl halinde boğma politikasının yürüttüğü anlamına geliyor  çünkü hem Rumların hem de Ermenilerin kendi halklarını kiliseleriyle yaşattığının farkındadır. Sonuç olarak, okulları kapatarak misyonlarını da ortadan kaldırır.

Konstantinopolis’in eski Ermeni Patrikleri ve şimdiki cesur Yunan Ekümenik Patriği, okullarını yeniden açmak için durmaksızın savaştı, ve başarısız oldular, çünkü Türk devleti defalarca azınlıklara karşı hoşgörüsüz olduğunu belirtti.

4- “Bu olaylardan sonra bu topraklarda kaldık”, diyor Maşalyan. ÖLAY MI?… Soykırım mı?

Ey Ermeni dölü. Akrabalarımın cinayetine – büyükbaba,  büyükanne, teyze ve yeğen – nasıl “olay” diyebilirsin? Bir buçuk milyon  kutsal şehitlerimizin kanı ne Fırat’ın sularında çözülmüş ne de Der Zor’un yakaıcı çölünün kumunda kuruttu. Biz onların seslerini her gün duyuyoruz, dediğin gibi “24 Nisan’dan 24 Nisan’a kadar” değil. Ve adil tazminata dek duymaya devam edeceğiz.Onlar yaşamımızda bir anıt olarak kalacaklar.

  1. – Batı Ermenistan’daki (manastır, kilise ve evler) toprak işgali dışında, bugün Konstantinopolis Patrikhanesi’ne ait birçok ulusal mülke hâlâ el koyulmaktadır.

Bazıları iade edilmesine rağmen, el konulan pek çok mülk hala vardır. Kalfayan kız kardeşlerin vakfına ne olduğunu henüz unutmadık. Bunların dışında Kudüs Ermeni Patrikhanesi’ne ait mülkler de var ve Patrikhane uzun süre el konulan mülkleri mahkeme ile kurtarmaya çalışıyor. Kilikya Katolikosluğu’nun Sis’teki el konulan mülkünü geri kazanmak için açtığı davayı kazanamadı. Kudüs’ün de aynı kaderi paylaşmamasını diliyoruz.

6.- Türk devletinin “hayırsever” müdahalesi ve yeni tüzüğün zorunlu olarak değiştirilmesi ile, Ermenilerin çoğunun katılmadığı geçersiz bir ataerkil seçim gerçekleşti.

Tekrarlamaktan kaçınmak için Patrikhane Dini Konseyi Başpiskopos Karekin Bekjian’ı seçtiğinde, geçmişe ne olduğunu burada bildirmemize gerek yok, sonuç olarak Konstantinopolis’ten ayrılmak zorunda kaldı, çünkü bu iki köle fikirli ve Türk sadığı olan Ateşyan ve Maşalyan Piskoposlarının arzusuydu.

Bunlar İstanbul valisinin ve belediye başkanının, tek kelimeyle devletin korunması ve himayesinden hoşlananlardır. Bu vesileyle, Türk vatandaşı olan diğer daha uygun piskopos adaylarının listeden çıkarıldığını unutmamalıdır, çünkü Türk devleti hesabını biliyordu ve bu nedenle hangi köleyi ataerkil tahtına  çıkaracağını belirledi.

Yukarıda söylediğimizi doğrulamak için 13 Aralık 1919’un  (Yerevan) sayısında “Azg” gazetesinde “Saf dosya Türklerin yanında-K Polis Patrikhanesi’nin seçilmesiyle ilgili

” başlıklı makaleyi okuyucunun dikkatini çekiyoruz. 

Burada editör Hagop Avedikyan, başarılı bir şekilde “iki adayın” [Ateşyan ve Maşalyan] karakterini ve çalışma tarzının özelliklerini açıklıyor: Maşalyan’ın Eçmiadzin’de “üç yıl kaldığında ” 24 Nisan’da Tsitsernakaberd Anıtı’nda düzenlenen ayin törenine katılmadığını bildirdi” …

Yazımımızı aşırı yüklememek için ve irademize rağmen, Bay Avedikian’ın makalesinden

daha fazla alıntı yapamayacağız, ancak tüm okuyucularımızı azami dikkatle okumaya teşvik etmek büyük önem taşımaktadır. İşte makalenin e-posta adresi: https://www.azg.am/AM/2019121301:

 

Sırayı uzatabilir ve Maşalyan’ın kötülükleri hakkında durmadan yazabiliriz.

Bugün bizi en çok rahatsız eden şey Ermeni toplumunun, özellikle de kısır Ermeni aydınlarının yanı sıra her kurban pahasına Ermeni Davası için mücadele eden geleneksel partilerimizin sessizliğidir. Her şeyden ayrı ve ötesinde, iki Katolikos’un tamamen sessizliği kınanmalı. Şehitlerin ikonlarında kutsal müron hala kurumamış. Protokol gereği tebrik etmenize rağmen, kutsanmış şehitlerimizin anısını aşağılayan bu küstah sefili şiddetle kınamak zorundaydınız. Sessizliğiniz ile bu trajedinin suç ortağısınız. 

https://www.ermenihaber.am/en/news/2019/12/23/ Maşalyan-Osmanlı-Ermenice / 172617

Voskan MKHİTARYAN

15 Ocak 2020

Los Angeles

 

(1) Okuyucularımıza aşağıdaki videoyu izlemek rica ederim.

 Ziyafet, rahmetli Patrik Mesrop’un toprağa verilmesinden iki gün sonra gerçekleşti.

https://www.norharatch.com/%D5%BD%D5%A1%D5%B0%D5%A1%D5%AF-%D5%A5%D5%BA%D5%AB%D5%BD%D5%AF-%D5%B4%D5%A1%D5%B7%D5%A1%D5%AC%D5%A5%D5%A1%D5%B6%D5%AB-%D5%B6%D5%B8%D6%80-%D5%B0%D5%A1%D6%80%D6%81%D5%A1%D5%A6%D6%80%D5%B8%D5%B5%D6%81%D5%A8-%D5%A9%D5%B8%D6%82%D6%80%D6%84-%D5%B4%D5%A1%D5%B4%D5%B8%D6%82%D5%AC%D5%AB%D5%B6-%D5%BD%D6%83%D5%AB%D6%82%D5%BC%D6%84%D5%A8-100-%D5%BF%D5%A1%D6%80%D5%AB-%D5%A5%D5%BF-%D5%B4%D5%B6%D5%A1%D6%81%D5%A1%D5%AE-%D5%A7_679750823A77B85E9451BD.html?utm_medium=email&utm_campaign=%D4%BC%D6%80%D5%A1%D5%BF%D5%B8%D6%82+4+%D5%85%D5%B8%D6%82%D5%B6%D5%B8%D6%82%D5%A1%D6%80&utm_source=YMLP

Input your search keywords and press Enter.