Türk inkar politikası devam ediyor. Toplumun çeşitli çevrelerinde, Ermenilere karşı işlenen soykırımı yasallaştırmaya ve Ermeni Sorununu bir başka ışıkta sunmaya kendini adamış güçler mevcut. İşte böyle bir kareyi dikkatinize sunuyoruz.

Afyonkarahisar Barosu’nun davetiyle Ankara’da, Türkiye Barolar Birliği’nde Ermeni Meselesi ve Hukuki Boyutları Çalıştayı gerçekleştirildi.

Afyonkarahisar Baro Başkanı Turgay Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, baro tarafından organize edilen çalıştayın 30 Ocak-1 Şubat 2020 tarihleri arasında gerçekleştirildiğini söyledi.

Şahin, şunları kaydetti:

“Yüzyıllarca topraklarımızda barış içinde yaşayan Ermeniler 1890’dan 1896’ya kadar devam eden isyan sürecinde, propoganda gücüyle Batı kamuoyunu Osmanlı Devleti’nin aleyhine kışkırtmışlar. Kendilerinin yol açtığı vahşete karşı devletin uyguladığı yöntemleri maniple ederek ve ‘zalimane’ bir şekilde göstererek kendilerini mazlum ve mağdur gibi lanse etmişler, bugüne kadar algı ve propaganda üstünlüklerini de maalesef başarılı bir biçimde sürdürdüler.”

Çalıştayın sonuç raporu yayınlandı.

Raporda, Ermeni meselesinin Osmanlı Devleti’nin büyük travmalar yaşadığı dönemin 93 Harbi ile başladığı bildirildi.

93 Harbi sonrasındaki diplomasi sürecinde dış aktörlerin ve büyük devletlerin, Osmanlı Devleti’nin iç bünyesini yeniden dizayn etmede Ermeni kartını önemli bir argüman olarak kullandığı ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi:

“Ermeni meselesinin ilmi açıdan değerlendirilebilmesi için başta ABD ve İngiltere olmak üzere, batıda bulunan devletler Rusya, Gürcistan ve Ermenistan arşivlerinin erişilebilir olması gerekir. Bizde bulunan Osmanlıca arşivlerine erişilebilirlik açısından herhangi bir kısıtlama söz konusu değil.”

Raporda, şu ifadelere yer verildi:

“Özellikle Ermenistan arşivlerine Rus ve Gürcistan arşivleri bu konuda gerekli imkanı kısıtlı olarak sunabilmektedirler. Önemli kayıtlarının bulunduğu Kilise arşivleri ise tamamen ulaşılması oldukça zor arşivlerdir. Ancak anahtar görev gören bu arşivler, araştırmacılar için oldukça önemli. 

Ermenistan ve Gürcistan arşivleri ise kendi içinde önemli dezavantajları barındırmaktadır. Ermenistan, hem arşivi yorumlayacak ve çevirecek eleman eksikliği hem de ulaşılabilirlik yönünden oldukça kısıtlıdır. Gürcistan arşivleri ise ulaşım açısından kolay ancak eleman açısından oldukça sıkıntılı bir alandır. Hem Ermenice hem Gürcüce bilecek eleman yetiştirme projeleri üretilmelidir.”

 

Hatırlatalım ki, 29 Aralık 1917’de Batı Ermenistan’ın Yerzınka-Erzincan bölgesinde Türkiye ile Rusya arasında imzalanan ateşkesin ardından, Sovyet Rusya Halk Konseyi’nin kabul ettiği “Türkiye-Ermenistan” (Batı Ermenistan) Kararnamesiyle, Türkiye Ermenilerinin (Batı Ermenistan)ın tam bağımsızlığına kadar kendi kaderini tayin hakkını tanınmıştır.

19 Ocak 1920’de Paris Konferansı sırasında Müttefikler Yüksek Kurulu tarafından Batı Ermenistan devleti ve hükümeti Cumhurbaşkanı Boğos Nubar Paşa başkanlığında fiilen dö fakto tanıdı ve 11 Mayıs 1920’de San Remo Konferansında ise dö jure bağımsız ve egemen bir devlet olarak kabul edildi.

Batı Ermenistan, Birinci Dünya Savaşı’nda savaşan devletlerinden biridir.

15 Kasım 1916’da Fransa ile Ermeni gönüllülerin de yer aldığı Doğu Lejyonunu kurdu, daha sonra, 1 Şubat 1919’da gelecekteki Ermeni Ulusal Kilikya Ordusu’nun çekirdeği olan Ermeni Lejyonu kuruldu ve Fransa tarafından desteklenip terk edildi.

Türkiye, Sevres Antlaşması’nı (10 Ağustos 1920) imzalayarak Batı Ermenistan’ı tanıdı ve sonra onu işgal etti.

22 Kasım 1920’de ABD Başkanı Woodrow Wilson’un,  Bitlis, Van, Erzurum ve Trabzon illerini de kapsayan Tahkim Kararıyla Ermeni-Türk sınırı belirlendi, ancak Milletler Cemiyeti ve BM tarafından, Türkiye tarafından işgal edildiği için tanınmadı.

1894’ten 1923’e kadar Batı Ermenistan’ın işgal edilmiş bölgelerinde Ermeni nüfusunun birbirini izleyen üç Türk hükümetleri tarafından soykırıma maruz kaldığı hatırlanmalıdır.

İşgalci Türkiye, 18 Temmuz 1932’de Milletler Cemiyeti’ne üye oldu.

Karin-Erzurum, 1920 yılında Müttefik Kuvvetler tarafından tanınan Batı Ermenistan’ın resmi başkentidir.

Azınlıkların hakları, Sevr Antlaşması’nın 93. maddesi uyarınca Batı Ermenistan Devleti tarafından tamamen tanınmaktadır.

Input your search keywords and press Enter.