Batı Ermenistan anavatanına yolculuk. Dönüş hakkı

“Herhangi en ufak girişimi bile üstlenmek kıskançlığın kurban edilmesidir.” 

Emil M. Sioran

S. Endryu Demirciyan

 

Bilim adamlarına göre, “felsefe tüm bilimlerin anasıdır. Aslında,

bir inanç ve değerler sistemidir. Filozoflar, insanların doğal olayları anlamak için soru ve sorunlarına cevap bularak düşünce ve akıl gücünü kullanabileceğine inanırlar.

Filozoflar bize gerçeği nesnel olarak bulabilmeleri, test edebilmeleri ve deneyebilmeleri için hipotezler (deneysel varsayımlar) verir.

İlk eski filozoflardan biri olan Thales, suyun dünyadaki ana malzeme olduğuna inanıyordu. Her şeyin sudan yapılmış olduğunu düşünüyordu. MÖ 400’lerde yaşayan Demokritos başka bir fikir önerdi. Her şeyin atom olarak adlandırdığı küçük parçacıklardan oluştuğuna inanıyordu. 2000 yıldan fazla bir süre sonra, bile bilim insanları hala onun atomlar hakkındaki fikirlerini kullanıyorlar.

Batı Ermenistan’ı yeniden kurmak için yeni veya eski fikirler sunalım. Emperyalizm başarıyı ima eder. Ermenistan artık Doğu’dan düşmanla, yani sadece Dağlık Karabağ’ı (Artsakh) değil, bütün Ermenistan Cumhuriyeti’ni tarihi bölgesi olarak iddia eden Azerbaycan’la karşı karşıya. Dikkatli olun, çünkü aç kurt her geçen gün daha da güçleniyor.

Dahası, Ermenistan, silahlı çatışma yoluyla Batı Ermenistan’ı kurtarmak amacıyla Türkiye ile bir savaş başlatmayı göze alamaz. Türkiye, NATO’nun dördüncü büyük ordusuna ve devasa modern silah cephanesine sahiptir. 

İrredentizme gelince, uluslararası toplumdaki politikacılar buna karşı çıkıyorlar, çünkü kendi ülkeleri adalet, özgürlük ve bağımsızlık isteyen farklı etnik gruplardan oluşuyor. Onlar Ermenistan’ı bölgeyi istikrarsızlaştırma riskine daha fazla bölge eklemek isteyen bir irredentist olmakla suçlarlar.

Aslında, Ermeni diasporasının Batı Ermenistan için verdiği mücadele bir irredentizm vakası olarak yorumlanmamalıdır. Diasporanın yüzde 90’ı Ermenilere karşı uygulanan soykırıma uğramış olan Ermenilerin ve onların soyundan gelenlerinden oluşmaktadır. Bu, sürgünlerin kendi anavatanlarına dönüşü gibi bir şey olurdu ve Mustafa Kemal, onların atalarının  vatanına dönmelerine izin vermedi. Uluslararası toplum, Ermeni vatanının kalbinin bugünkü Türkiye tarafından işgal edildiğini ve kurtarılması gerektiğini anlamalıdır.

Diğer ülkelerin kayıp toprakları hakkındaki iddialar söz konusu olduğunda bu bir irredentizm diyerek politikacıların çoğu merhametli bir rol oynamaktadır. Fakat başka ülkelerden kendileri için toprak talep etmek söz konusu olduğunda vatanseverlik olarak kabul ediliyor.

Çifte standart çoğu politikacının bir özelliğidir.

Peki emperyalizme veya irredentizme başvurmadan Batı Ermenistan’ı korumanın en güvenli yolu hangisidir? Bir fikir etrafında buluşmalıyız. Fikirler, bilim ve teknoloji bilgi bedenimize, insan bilgisi ve ahlakı ekleyerek tamamlanan felsefe yardımıyla dünyayı değiştirdiler. Fikirlerin orijinal olması gerekmez, ancak biraz işlevsel olmaları gerekir.

Felsefe bize soruların cevaplarını verir. Bu cevaplar geçerlilik açısından gözden geçirilecektir. Eğer reddedilirse, bizler başka cevaplar veririz. Eleştirel sorun, Batı Ermenistan’ı yeniden kurmak için yeni nesillerimiz içinde ateşin nasıl korunacağıdır. En güvenli tekliflerden biri, “Geri Dönüş Hakkında” Kanunu ile olacaktır.

Ermeni diasporasının yapabileceği en kötü şey hiçbir şey yapmamasıdır. Bu riskleri hafife almamak gerekir. O zaman, Batı Ermenistan arzusu dünya bilincinde sadece küçük bir nota haline gelir,  gelecek nesillerimizin zihninden bahsetmiyorum bile. Tırmanacak bir dağ varsa, geciktiğimizden dolayı onun tepe olacağını düşünmemeliyiz.

Böylece, güvenilir bir fikir(ler) deneyelim. Eğer bu işe yaramazsa, birisi, sudan yapılmış bir dünya fikrini öneren Thales ve daha sonra daha iyi bir atom fikri sunan Demokritos gibi daha iyi bir fikir bulabilir.

Bir şekilde Batı Ermenistan’a girmek lazım. Güç (savaş) kullanımı, Rusya tarafından kendi çıkarları doğrultusunda başlatıldığında şüphe duymaz.

Bir şekilde Batı Ermenistan’a girilmeli. Rusya tarafından kendi çıkarları doğrultusunda başlatıldığında güç (savaş) kullanımı şüphe uyandırmaz. Geri dönüş hakkı Batı Ermenistan’a ulaşmanın epey barışçıl bir yoludur.  Geri dönüş hakkı uluslararası hukuk ilkesidir; gönüllü geri dönme veya kendi doğduğu ülkeye tekrar giriş ve vatandaşlığına girme hakkını her türlü hukuk garantilemektedir. Geri dönüş hakkı, ülkenin anayasasında veya kanununda yer alan milliyet, vatandaşlık veya soylara dayanabilir. Bazı ülkeler özel durumlarda veya genel olarak geri dönüş hakkını reddedebilir.

Geri dönüş hakkı, 1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, 1966 Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ve 1948 Dördüncü Cenevre Sözleşmesi gibi bazı modern antlaşma ve sözleşmelerde de yer almaktadır. Cenevre Konvansiyonlarının sıradan uluslararası hukuka girdiği ve konvansiyonu imzalamayan ülkeler için geri dönüş hakkının zorunlu olduğu dikkat çekicidir.

Soykırımdan kurtulanlara ve onların soyundan gelenlere Türkiye vatandaşlığı verilmesi bir düşüncedir.  Geri dönüş hakkının bir örneği, 1974 yılında Türkiye tarafından işgal edilen Kuzey Kıbrıs’a dönmek isteyen Yunanistan vatandaşıdır.

1996 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Loizidu Türkiye aleyhine meşhur  davasında karar verdi. Bayan Titina Loizidu, Kuzey Kıbrıs’tan sürülen Kıbrıslı Rum bir mülteciydi ve Türkiye, atalarının anavatanına dönmesini engellemişti.

Mahkeme, Türkiye’nin Bayan Loizidu’nun haklarını ihlal ettiğini ve evine dönmesine izin verilmesi gerektiğini ve Türk hükümetinin bunu telafi etmesi gerektiğine hükmetti.

Bazıları, Bayan Loizidu olayının son zamanlarda işlendiğini ve Ermeni tehcirinin bir asırdan daha önce gerçekleştiğini iddia edebilir.

Kısıtlama tüzüğü, suçlu Devletin vatandaşlarına veya kendi yerlilerine yönelik diğer suçlar gibi zorla sınır dışı etmesi, soykırım uygulaması söz konusu olduğunda, geçerli değildir.

Örneğin, 2013’te Portekiz parlamentosu oybirliğiyle 16. yüzyılda Portekiz’den sürülen Yahudilerin nesillerinin Portekiz vatandaşı olmasına izin verecek bir girişimi onayladı.

Başkalarının fikirlerini eleştirmekten başka hiçbir şey yapmayan o Ermeniler, olayların bir asır önce olduğu halde nasıl vatandaşlık  talep edebileceğimizi merak edebilirler.

Zorla yerinden edilmiş ve kendi ülkelerinden sürgün edilmiş insanları ve onların soyundan gelenleri ülkelerine geri dönmek için yasalar geliştirmiş olan bir dizi uluslararası kuruluş vardır.

Öğrenmek için harika bir ders; Yunanlılar fikir önerdi ve Romalılar bunlara dayanarak gerçekleştirdi.

Gelin yeni nesillerimizin atalarının topraklarına geri dönmesini sağlayacak zemin üzerine inşa edilebilen fikirler üretelim.

İslamlaştırılmış Ermeniler, Ermeni diasporasının Türkiye’de belli bir varlığı olduğunu öğrendiklerinde, gölgelerden ya da saklandığı yerlerden çıkmak isterler ve Ermeni Sorununun ilerlemesine destek olurlar.

Bildiğiniz gibi, Diaspora ödünç alınmış bir zamanda yaşıyor ve asimilasyonun çenesi her zaman tamamen açık. Kaç okul ve kilise inşa ettiğimiz önemli değil, diasporanın kaderi bir eritme potasına girecek. Zaman çok önemlidir. Boğayı boynuzlarından yakalamalıyız.

Başlangıçta başarısız olursak, tekrar ve tekrar denemek zorundayız.

Soykırımı dolusundan iyileşmek yıllar alacak. Ebeveynlerimiz yabancı topraklarda hayatta kalmak için yeni geleneklere ve dillere uyarak  mücadele etmeyi zorunda kaldı.

Soykırımdan kurtulanların ilk kuşakları, Türkiye’nin haksız yere ele geçirdiği anavatan için gözyaşları, üzüntüleri ve ebeveynlerin arzusunu her şeyden önce hissetti.

Bu nedenle, vatanseverlik ve vatana olan sevgi kuşakların zihinlerinde ve kalplerinde çok güçlüdür. Vatan sevgisi onarın genlerindedir. Zaman geçtikçe gelecek nesiller Batı Ermenistan’ı geri almaya daha az motive olacak.

Türkiye’nin toprak milliyetçiliği, kendi topraklarındaki tüm sakinlerin etnik, dilsel, dini, kültürel ve diğer farklılıklarına rağmen ortak bir ulusal kimliğe sahip olması gerektiği inancına dayanarak zor bir ortam yaratacaktır, ancak geri dönüş hakkı ile vatandaşlık kazanmak, hiç kimseyi bu kısıtlamalara uymaya zorlayamaz.  Zaman geçiyor, biz çoğalıyoruz ve oyumuz Türk devleti işlerinde dikkate alınacaktır.

Unutmayalım ki bu bir yolculuktur, Odissey, birçok kuşak bu misyona ve vizyonlara  gelecek yıllar içinde katılabilir. Şimdi unutulmanın uçurumuna düşmemek ve Batı Ermenistan’ı Ermeni halkının tarihinde bir dipnot  haline getirmemek için önlemler alınmalıdır.

Şu anda İran’daki eski Ermeni eyaleti Urmiye hakkında kim konuşuyor? O tarihin sisi içine girdi. İmkansız hayallerle hayal etmek; kayıp topraklarımıza, atalarımızın anavatanına dönmek için çaresiz hissetmekten daha iyidir.

Her Ermeni’nin kalbinde ve zihninde yer alan, Batı Ermenistan’ın simgesi olan muhteşem Ararat’ın gölgesinde ekilmemiş, geniş tarım alanlarının görüntüsü yer alıyor. Muhtemelen hiç kimse bu topraklarda hiçbir şey yetiştirmedi, zira Osmanlı Türkleri bu değerli toprakları Ermenilerden zorla aldılar.

Doğrusu bu inanılmaz ilham verici resme bakarak, geri dönüşümüzü kutsayacak olan Yüce Allah’a yaklaşmak kolay olurdu.

Vatanımız olan Batı Ermenistan’ı mevcut zincirlerden kurtarmaya değerse, ilham verici fikirler bulmalıyız.

 

Input your search keywords and press Enter.