Batı Ermenistan Ermenilerinin Batı Ermenistan Asamblesi, 

Batı Ermenistan Parlamentosu

Sevr Antlaşmasını imzalayan tüm devletler

Batı Ermenistan

Türkiye

Azerbaycan

Rusya

Fransa

Amerika Birleşik Devletleri

İngiltere

Sayın Bayan Başkan, Adım Armenak Abrahamyan, 17 Aralık 2004 tarihinde Şuşi’de kurulan Batı Ermenistan Ulusal Konseyi’nin Başkanı olmaktan onur duyuyorum.

Türk-Azeri silahlı kuvvetlerinin Artsakh’ta-Karabağ 10.000 yıldan fazla bir süredir atalarının topraklarında barış içinde yaşayan yerli Ermeni nüfusa karşı 27 Eylül 2020 tarihinde başlattığı soykırımsal saldırganlığın gerçeklerini dikkatinize sunmak istiyoruz. 

Uluslararası Sevr Barış Antlaşması’nın yüzüncü yılı olan 10 Ağustos 1920’de gerçekleşen bu savaş, Batı Ermenistan devletinin 19 Ocak 1920’de “De Fakto”,  11 Mayıs’ta ise “De Jure” bağımsızlığının tanınması sırasında Artsakh (Karabağ) bölgesini de kapsıyordu. Ki 6.000’den fazla insanın ölümüne yol açtı. 

Azeri-Türk tandemi kasıtlı olarak yerli nüfusa saldırdı, özellikle fosfor bombaları kullanarak Artsakh’ın doğal çevresini tahrip etti.

Bu 44 günlük savaş ve Batı Ermenistan’ın yerli Ermeni nüfusuna karşı 1894’ten bu yana devam eden ve uluslararası Batı Ermenistan’ın bir parçası olarak kabul edilmiş olan Artsakh’ın da dahil olduğu çeşitli soykırım programları hiçbir şekilde sona ermedi. 

Batı Ermenistan, Sevr Antlaşması’nı imzalayan diğer ülkeler gibi, Türk-Azeri askeri saldırısını ve 1921’de  Bolşevik-Kemalist silahlı kuvvetleri tarafından Batı Ermenistan’ı bölme planını kınadı.

AGİT bugün çeşitli taraflar arasındaki müzakerelerin yeniden başlatılması çağrısında bulunsa da, Azerbaycan’ın aşağıdakilere de yansıyan nefret ve cinayet politikasını sürdürdüğü göz önüne alındığında, onların davranış şartlarını sorgulamalıyız.

– Batı Ermenistan’ın toprak bütünlüğüne ve Ermeni halkının kendi kaderini tayin hakkına saygısız muamele ve ihlal,

– İlham Ali’nin 12 Nisan soykırım politikasını kutlamak için “Savaş ganimeti Park”ının 2021’de açılışı.  Savaşta öldürülen Ermeni gönüllülerin yüzlerce miğferinden, ölü veya hapsedilmiş Ermeni gönüllülerin mum heykellerindeki kaba ve aşağılayıcı görüntü ile Ermeni askeri teçhizatının sergilenmesi. Bu askeri parkın gerçekleştirilmesi, her şeyden önce bir hatıra yeri olan, her iki tarafta da ölülere saygı ve haysiyetin korunduğu askeri müzenin gerçekleştirilmesinden her şekilde farklıdır. Bu durumda, Azerbaycan halkı arasında Ermeni halkına karşı kurumsal ırkçılığı yayma, öldürülen ve tutuklananların ailelerini küçük düşürme arzusundan, bariz bir insan hakları ihlalinden bahsediyoruz.

https://oxu.az/society/484832

– İşkence, Ermeni sivillerin ve sınır muhafızlara işkence edilmesi ve öldürülmesi,

– Yerli Ermeni nüfusa karşı Tekfurcu terör gruplarının kullanılması,

– Savaş esirlerinin veya sivillerin yasadışı olarak alıkonulması,

– Artsakh’ta ve Batı Ermenistan’da asırlık mirasın yok edilmesi,

– BM Şartı ve Uluslararası Sözleşmelerin İhlali.

Bu bağlamda, Yerli Halkların Hakları Özel Raportörü Francisco Cali Tzay ile Ermeni nüfusuna yönelik katliamları, uluslararası toprakları ihlal edilerek Ermeni topraklarının işgalini ve tazminata ilişkin konuları ayrıca Batı Ermenistan devleti meselesini ve onun BM düzeyindeki statüsünü ele almak üzere bir görüşme talep ediyorum. 

Yerli Ermeni halkına karşı işlenen vahşet, şiddetle kınanmazsa, BM ilkelerinin evrenselliği ve medeniyet misyonu baltalanmış olacaktır.

Ancak Batı toplumunda yerli bir çocuğun hakları denilince ilk akla gelen onun sağlığı ve eğitimidir, ancak Ermeni halkı için çocuğun sadece yaşam hakkı değil, aynı zamanda fiziksel dokunulmazlığı da nesnel olarak ilk sıradadır. 

Batı Ermenistan’ın Türkiye tarafından toprak işgalinin başlamasından bu yana, yerli Ermenilerin çocukları “devşirme” yani “çocuklar türkleştirmeye” kurbanı oldular.

Aslında onları ailelerinden, yerli milletlerinden koparmak ve Türk askeri birliğini oluşturmak için zorunlu asimilasyon programlarına dahil ederek kendilerinden yapmak alaycı bir öfemizmdir.

Soykırımı en üst aşamada yaşayıp kurtulan çocuklara gelince, onlara “kılıçtan artıkları” deniyor. Sayın Erdoğan’ın 2020’de kullandığı en büyük hakaret. 4 Mayıs’ta, selefleri tarafından başlatılan çeşitli soykırım programlarının sürdürülmesini haklı çıkardı. https://fr.gatestoneinstitute.org/16036/turquie-rescapes-epee.

Batı Ermenistan’da soykırımdan kaçan Ermeni halkına hakaret, ırkçılık, suç işlemeye çağrıları yapılıyor. Dört ay sonra sözden eyleme, başka bir çağın bu suçları tüm dünyanın gözü önünde devam ediyor.” Artsakh’ta (Karabağ) Ermeni nüfusun katledilmesinden 44 gün sonra, Türkiye ve Azerbaycan tarafından kiralanan Tekfurcu ordular Ermeni ana ocağını işgal ederek yerli nüfusu yok ettiler.

Çocuk haklarına ne oldu? Aynı zamanda Birleşmiş Milletler üyesi olan işgal eden devletler tarafından sistematik olarak ihlal edilen uluslararası hukuktan ne bekleyebiliriz?

Uluslararası hukuk yerli çocuklara karşı seçici olarak ayrımcı mı?

Bayan Başkan teşekkürler:

Armenak ABRAHAMYAN / Lidya MARGOSYAN