Artsakh Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının tanınması konusu, 1920’den beri Artsakh’ın statüsünün yasal gerçeklerine uymayan hukuki bir konudur.

Azerbaycan ile sınırının hukuki olarak çizilmesi ve tanınması konusu Ermenistan Cumhuriyeti’nin değil, Batı Ermenistan Cumhuriyeti’nin yetkisindedir.

Azerbaycan ile sınırın yasal olarak çizilmesi konusu, Batı Ermenistan’ın önceden ve özgürce bilgilendirilmiş rızası olmadan gerçekleştirilemez. Batı Ermenistan’ın katılımı olmadan bu yönde atılacak herhangi bir adım yapmacık olacaktır.

Azerbaycan’ın, BM Sözleşmesi’ni tamamen göz ardı ederek, Artsakh’ın yerli Ermenilerini yok etmek için askeri güç kullanması, Ermenistan ve Artsakh’a yönelik taleplerini geçersiz kılıyor.

Artsakh’ın (1920) Ermenistan olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Ne Paşinyan, ne ona veya muhalefete  oy verenler  Artsakh’ın kaderini belirleyemez. Artsakh’ın kaderi önceden belirlenmiştir: Bu bizim mirasımız, tarihimiz, bağımsızlığımızın kıvılcımı, toprağımız ve suyumuz, kanımız, kimliğimizdir.

12 Mayıs 1994 ateşkesinden bu yana, Ermenistan Cumhuriyeti’nin tüm yönetimleri, statü müzakerelerinde seçtikleri diplomatik dili ne olursa olsun: bağımsızlık, kendi kaderini tayin hakkı veya “de facto de jure” kelimeleri üzerinde bir oyun, nihai hedef her zaman bir gün Artsakh’ın “de yure” Ermenistan’ın bir parçası haline gelmesi olmuştur.

Birçok kez belirttiğim gibi bugün Nikol Paşinyan’ın dünya Ermenileri ile birlikte yeni parlamentonun önüne çıkıp yüksek kürsüden şu açıklamayı ilan etmesi çok önemli: “Her şeye rağmen, Artsakh’ın Azerbaycan’ın bir parçası olacağına dair hiçbir belge veya anlaşmayı imzalamayacağımız konusunda anlaşma yapalım.”

Bu, ulusal morali derhal değiştirecek, Azerbaycan’a ve uluslararası topluma haklarımız, ülkeyi savunma kararlılığımız hakkında net bir sinyal gönderecektir.

Ancak bu pozisyonu inandırıcı ve uygulanabilir kılmak için, Batı Ermenistan tarafından desteklenen Ermenistan Cumhuriyeti’nin sonraki siyasi adımları için net bir yol haritasına sahip olması gerekiyor.

Öncelikle, Batı’nın bölgemize yönelik çoğu zaman çatışan çıkarları, küresel ve bölgesel gelişmeleri dikkate alarak, Rusya Federasyonu ile stratejik ortaklığını sürdüren Ermenistan Cumhuriyeti, gerekirse bunu derinleştirmeli ve tamamlayıcı bir politikaya dönmelidir. Bugün Ermenistan Cumhuriyeti, bu konulardaki ilişkiler çok gergin olsa bile, ulusal meselelerini ilerletmek için kendisine verilen tüm fırsatları kullanmamayı göze alamaz.

İkincisi, Ermenistan Cumhuriyeti, 9 Kasım Bildirgesi’nin o dönemde Karabağ ve çevresindeki savaş sonucunda gelişen durumu yansıttığını açıkça belirtmelidir.

İçeriği Ermenistan Cumhuriyeti’nin iradesinin bir ifadesi değil, askeri güç tarafından dayatılan durumun bir ifadesidir. Askeri eylemlerinin yarattığı statüko, bölgede daimi ve kalıcı barışın ve komşu ülkeler arasında iyi komşuluk ilişkilerinin kurulmasının temeli olamaz.

Üçüncüsü, bugün Batı Ermenistan, soykırımdan sonra Ermenilerin haklarının gerçekleştirilmesi konusunda genel bir çözüm değil, yol haritasına göre aşamalı bir çözüm istiyor.

Dördüncüsü, Ermenistan Cumhuriyeti, Batı Ermenistan ve Artsakh ile ortaklaşa, Sevr Antlaşması (92. madde) gereğince Azerbaycan ile ek bir barış antlaşması yapılması fikrini, ancak aşağıdaki hükümleri içermesi halinde genel olarak kabul ettiğini beyan etmelidir:

1) Tüm Azerbaycan kuvvetlerinin Ermenistan’ın (Artsakh dahil) egemen topraklarından çekilmesi.

 2) Şu anda yargılananlar da dahil olmak üzere Azerbaycan’daki tüm Ermeni mahkumların derhal ve koşulsuz olarak geri gönderilmesi;

3) Soykırımdan kurtulanların nesillerinin ve tüm Ermeni mültecilerin atalarının topraklarına derhal ve koşulsuz olarak geri dönüşü;

4) 1994 yılında ateşkesin ardından Batı Ermenistan Parlamentosu tarafından kabul edilen Artsakh Yasasına dayalı olarak uluslararası toplum tarafından sunulan tüm yerleşim belgelerinde yer aldığı Karabağ Özerk Bölgesi’nin doğu sınırlarının siyasi bir varlık olarak tanınması;

5) Karabağ (Artsakh) ve tüm Ermeni bölgelerinin statüsünün uluslararası çözümüne ilişkin Minsk Grubu çerçevesinde müzakerelerin yeniden başlatılması.

Diplomasinin başarısızlığı savaşa yol açar, ancak yerli nüfusu yok etmek için uluslararası bir koalisyonun kullanılmasıyla karşı karşıya kalındığında, diplomasiyi bir sonraki seviyeye taşıma ihtiyacı zorunlu hale geliyor.

Ermeni ordusunun muharebe etkinliği son derece önemlidir. Ancak faydası, Azerbaycan saldırganlığını bastırma yeteneği ile sınırlı kalıyor. Bugün güvenliğimizi artırmak için ordunun güçlendirilmesi gerekiyor, ancak karşı karşıya olduğumuz öncelikli sorunları tek başına çözemez. Bu da ancak etkili diplomatik çabalarla sağlanabilir.

Armenak ABRAHAMYAN

Batı Ermenistan Ulusal Konseyi Başkanı

http://www.western-armenia.eu/news/Actualite/2021/Les_guerres_en_Artsakh.pdf

Bir Cevap Yazın