Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hüseyin Amir Abdullahian’ın Moskova’da gerçekleştirdikleri görüşmede Kars antlaşmasını da ele almaları dikkate değer.

Bu belge tam 100 yıl önce imzalandı ve birkaç gün sonra tam bir asırlık ömrünü tamamlamış  olacak. Uzmanların yasal bir gücü olmadığı yönündeki iddialarına rağmen, antlaşma geçen yüzyılda yürürlükte oldu. Mesele şu ki, antlaşmanın tarafları o sırada uluslararası hukukun konusu olmadılar, bu nedenle belge Milletler Cemiyeti tarafından tanınmadı.

Kars Antlaşması, 13 Ekim 1921 tarihinde, bir yanda Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Hükümetleri, diğer yanda Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti’nin katılımıyla imzalanmıştır. Bu antlaşmanın, birkaç ay önce imzalanan Moskova antlaşmasını onayladığına dikkat edelim.

Antlaşmaya göre, Türkiye’ye Kars bölgesi ve Ararat Dağı da dahil Surmalu ili, Azerbaycan’a ise, Yerevan eyaletinin Şarur-Daralagyaz vilayetleri topraklarının bir  kısmından oluşturulan Nahiçevan bölgesi geçti. O zaman Nahiçevan bölgesi, üçüncü şahıslara devretmemesi şartıyla, özerk bir cumhuriyet ilan edilerek Azerbaycan’a verildi.

Burada söz konusu olan İran’dır ki; Türkmençay ve Gülistan antlaşmaları uyarınca buraları ve bir dizi başka toprakları Çarlık Rusya’ya bıraktı ve aslında Lenin-Kemal müzakerelerine katılmadı.

Aslında yüz yıl sonra İran, Kars Antlaşması’nı değerlendirmek için bir fırsat ya da eğilim görüyor. Modern İran, bir asır öncesinin ülkesi değil, bugün iyi gelişmiş ve kendi kendine yeterli bir askeri sanayi ve ekonomiye sahip.

Tahran bu konuda dünyaya, özellikle bölgedeki  “oyunculara”, işgal altında bulunan Artsakh yakınında benzeri görülmemiş askeri tatbikatlar gerçekleştirerek duyurdu. 

Son Artsakh savaşı ve ardından Türkiye’nin Azerbaycan’daki varlığının güçlenmesi, İran’ın güvenliği ile doğrudan ilgili yeni jeopolitik gelişmeler gösterdi ve İran, buna cevap vermeden edemezdi. Bu tür jeopolitik kaymalar gözlemlenirse, özellikle 100 yıl önce kabul edilen bu tartışmalı belgeyi yeniden gözden geçirmek için her neden mevcut ve İran zaten bu yönde tartışmalara başladı. 

Bu, Ermenistan için, 10 Ağustos 1920’de imzalanan ve  çok daha hukuki zemine sahip Sevr Antlaşmasını  gündeme getirmeye iyi bir fırsattır.  Bu Antlaşmaya göre, Kars bölgesi ve Batı Ermenistan topraklarının önemli bir bölümü Ermenistan Cumhuriyeti’nin bir parçası olarak tanındı.

Bu belgenin imza sahipleri bir zamanlar uluslararası kabul görmüş faillerdi. Şimdi bir asrın hatalarını düzeltmenin ve Sevr Antlaşması’nın tanınması için mücadele ederek tarihi adaleti yeniden tesis etmenin tam zamanıdır.

“Şerdoğan Güç Zehirlenmesi Yaşıyor”

Bir Cevap Yazın