“İnekler Bahçesi” adı, bir zamanlar Surp Hakobyants Kardeşliğe tarım ürünleri tahsis eden Patrkhane’ye bağlı olan çiftliğini anlatmak için oluştu. Çiftlikte hayvanlar için küçük bir gölet de vardı. Bu, İsrail’in kurulmasından (1948) önceydi.

Yakın zamana kadar “Bulgurcu” Kalaycıyan ailesi, “Goverun Bardez-İnekler Bahçesi”’in kuzey kesiminde buğdayı kaynatarak, havada kuruyuncaya kadar yayarak, bulgurun içinde karıştırıp öğüterek manastırın kullanması için halka satarak faaliyetlerini sürdürdü.

İsrail tarafından 1967’de Doğu Kudüs’ü işgalinden sonra, Patrik Yeğişe Derderyan ve Başepiskopos Şahe Acemyan, manastırla ilgisi olmayan çeşitli karanlık iş anlaşmalarına karıştı.

Bu dönemde New York’taki bir Ermeni avukat, Akdeniz’in Yafa kentindeki Ermeni Patrikhanesi’nin ana mülkünün (kilise-manastır) İsrail tarafından 99 yıllığına kiralandığını öğrendi. Halk arasında gürültü çıktı. Daha sonra kira sözleşmesinin iptal edildiği açıklandı.

Kutsal Şehir’deki ve çevresindeki kilise mülkiyetini koruyan uluslararası hukuka rağmen, emlak efsanesi, nesillerdir sütçü Mkırtiç’in ailesine ait olan toprakları İsrail’e satan Patrik Derderyan ve Başpiskopos Acemyan tarafından devam etti.

İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgalinden bu yana benzer birkaç eylem hem topluluk içinde hem de genel olarak Surp Hakobyants Kardeşliği için büyük endişe yarattı. 

1) 1967’den önce, Kudüs’ün – Batı Şeria’nın Ürdün yönetimi altında olduğu zamandan farklı olarak; İsrail Patrikhane’nin Ermeni yetimleri kabul etmesine ve Lübnan, Suriye, Mısır ve diğer Arap ülkelerinden gençlerin Kudüs’teki Ermeni Ruhban Okulu’nda öğrenim görmelerine izin vermiyor. 

Geleneksel olarak, ilahiyat fakültesi mezunlarının çoğu rahip oldu ve dünyanın her yerindeki Ermeni cemaatlerine hizmet etti. İsrail yasağı, Ermeni Patrikhanesi için ciddi bir insan gücü sıkıntısına neden oldu. Ayrıca, Cemaati Ortadoğu’daki Ermeni topluluklarından izole etti.

(2) İsrail’in Kudüs’ü yasadışı işgali bazen şiddete ve vandalizme yol açtı. Surp Hakobyants Manastırı, Ağlama Duvarı yolunda dini ve siyasi aşırılık yanlıları tarafından sıklıkla saldırıya uğruyor. Ermenilere yönelik soykırımın güzergâhlarını gösteren afişler düzenli olarak yırtılıyor.

3) Kudüs sokaklarında, kendilerini Kudüs’ün gerçek sahibi sanan Ortodoks Yahudiler, kavgayı kışkırtmak için sık sık Ermeni rahiplere tükürürler. Bütün bunlar resmi bir yanıt almıyor.

4) Ermeni  cemaatinin çoğunluğu Ermenilere yönelik soykırımdan kurtulanların torunlarıdır. Onları, Ermeni Patrikhanesi ve 1967 yılına kadar Ürdün Haşimi Krallığı koruyorlardı.

Soykırımdan kurtulan nesil,  İsrail’e yüksek vergileri ödüyor, ancak İsraillilerin sahip olduğu iş fırsatlarından yararlanamıyor. İsraillilerin ince ayrımcılığı ve seyahat izni almanın zorluğu karşısında ezilen Ermeniler, memleketlerini, cemaatlerini, evlerini terk etmek zorunda kalıyorlar.

Arkadaşlar, yukarıdaki kısıtlamaların bir sonucu olarak, bir zamanlar canlı olan topluluk azalmaya devam ediyor. İsrail’in Ortadoğu’dan Ermeni gençlerin Kudüs’teki ilahiyat okuluna kabulünü yasaklaması nedeniyle Patrikhane, patrikhaneyi sorumlu bir şekilde yönetecek, diaspora kiliseleri için seminerler hazırlayacak ve ruhani  liderlere yetecek kadar rahip yetiştiremedi. Ayrıca, nüfusun yaşlanması ve yurtdışındaki gençler için fırsat arayışları nedeniyle topluluk küçülmeye devam ediyor.

5) Topluluğun umutları ve özlemleri şunlardır: Patrikhane, “İnekler Bahçesi”nde otele ek olarak Ermeni gençleri için, özellikle yeni evliler için kiralık daireler inşa etsin, Kutsal Topraklara hac ziyaretini teşvik etmek için otel inşa etmenin yanı sıra işyeri ve gelir kaynakları sağlasın. Bu umutlar ve vizyonlar, İsrail hükümeti, Kudüs Belediyesi ve  Yahudi Kalkınma Şirketi tarafından yapılan  Patrik ve  Bay Barret’in Surp Hakobyants Patrik Meclisi  Sinodu’ndan gerekli oyları alamadan “Bardez eyaletini” 99 yıllığına İsrail makamlarına kiraladıkları duyurusu ile yıkıldı. Kilise doktrinlerini ihlal ederek ve toplumun ihtiyaçlarını göz ardı ederek, onun yerine Yahudi bir işadamı tarafından mülk üzerine bir otel inşa edilmesini kolaylaştırdılar.

6) Birkaç yıl önce Ermeni Cemaati’ne giden caddenin kanalizasyon sistemi yenilendi. Bu muhtemelen bir Yahudi işadamının “İnekler Bahçesi”nin yanına bir otel inşa etme planlarına denk geldi.

“İnekler Bahçesi”nin ve  Kutsal Topraklardaki diğer Ermeni dini mülklerinin önemine daha fazla ışık tutmak için, Ermeni Kilisesi’nin birkaç yüzyıl önce Patrikhanenin borçlarını kapatmak için para toplamak amacıyla yurtdışına giden “Patrik Krikor Şığtayakir”  sayesinde iflastan kurtarıldığını belirtmek gerekir. Onun bıraktığı miras, Ermeni Kilisesi’nin mülkünün bozulmadan kalmasını ispatladı. Yüzyıllar boyunca Kutsal Topraklara zor bir hac ziyareti yapan, birikimlerini genellikle Cemaatin inşası ve korunmasına bağışlayan Ermeni hacıları minnetle anıyoruz.

Ancak mevcut patriğe göre, vasıfsız bir rahip (Der Baret Yeretsyan), Kutsal Topraklar’daki bir Ermeni kilisesinin mülkünün “vesayetini” aldı. Bu gerçekten bir trajedi. Manastır dışındaki arsa ve daire fiyatları, manastır sakinlerinin çoğu için uygun olmadığından, Ermenilerin çoğu Patrikhane’ye ait Ermeni Mahallesi patrikhanelerinde yaşamaya devam ediyor. Bu nedenle patrikhanenin intikamından korkarak Der Baret’i ve  Patriğ’i eleştirmekten kaçınırlar. Dünyanın dört bir yanındaki Ermenilerin şimdi yapması gereken, İsrail konsolosluklarına, büyükelçiliklerine protesto gösterileri yapmak ve Ermeni kilise arazilerinin 99 yıllık kira sözleşmesinin kaldırılmasını talep etmektir.