Birinci Dünya Savaşı’nın eski askeri kampı şimdi Aygaladez Nehri boyunca yayılan  Oddo’nun  doğu kesiminde bulunuyor. Oddo kampı, 27 Kasım 1922’den 22 Nisan 1927’ye kadar Marsilya’daki mülteci Ermeniler için ilk toplu kabul merkezlerinden biriydi. 

Kamp, 4463 mülteci aldı, kampta doğan 405 çocuk bu rakama eklendi. Felix Sokola Caddesi yakınında bir Anıt dikildi.

Ermeni mültecilerin 1922’den beri Fransa’ya kitlesel olarak gelmesi, Ortadoğu’daki jeopolitik kargaşa, özellikle Eylül 1922’de İzmir göçü ve Fransa’nın ayrılışından sonra Türk Kemalistlerin Kilikya’yı işgali ile yakından bağlantılıdır.

1922 ve 1924 yılları arasında Marsilya’da yaklaşık 58.000 Ermeni mülteci vardı. Birçoğu Oddo, Saint-Germain ve Le Mille gibi kamplara ve başka yerlere yerleşti. 18 Eylül 1923’te Oddo kampına 780 mülteci yerleştirildi, ancak sayıları çok hızlı arttı: 1430 kişi 2 Ekim 1923’te, 26 Kasım’da ise artık 2327 mülteci kayıt altına alındı.

Sonuç olarak 5441 Ermeni mülteci bu kamptan geçecek. İş aradıktan sonra sığınak bulmak mülteciler için bir öncelik oldu. Ağustos 1924’te Bouches-du-Rone valisi Fransız hükümetine Ermeni mültecilerin kalıcı olarak bir kampta kalmalarını bildirdi ve kademeli tahliye tavsiyesinde bulundu. Kamusal yaşam düzenlenirken, Fransız-Ermeni okulları orada çocukları kabul ediyordu. Kamp 23 Nisan 1927’ye kadar kapatılmayacaktı.

Bugün kamptan eser kalmadı!  Villa Do ve Boulevard Do sokakları ve Felix Sokola Bulvarı’ndaki küçük bir anıt  hala kamp alanını andırıyor.

1922-1927’de Oddo kampındaki Ermeni mülteciler o dönemde Marsilya’nın birçok insanı için endişe konusu olmuş, hatta bazı insanlarda diğerlerinin, özellikle de “istilacı”nın korkusunu belirginleştirdi. Tanınmış gazeteci Albert Londres de hem hayranlık hem de düşmanlık olan bu unsura yenik düştü. Ona göre, Ermeniler Smirna, Konstantinopolis, Batum, Adana’dan kaçmışlardı. Ermeniler Marsilya’da her zaman mevcuttu. İlk başta yoğun gruplar oluşturdular ve eski bölgeleri fethetmeye gittiler. Sonra banliyölere taşındılar.

Ermeniler şehre döndüklerinde sadece bunu düşündüler. Ermenilik sadece şehir döşeme taşları arasında yetişen bir bitkidir. Açık hava yürüyüşlerinin Ermeniler için hiçbir değeri yoktur. Daha sonra meydanları, ara sokakları ve halka açık yerleri işgal ettiler. Bütün bunlar işgal edildiğinde, oraya iki bin yedi yüz Ermeni mülteci geldi. Bütün şehri aradılar. “İki bin yedi yüz Ermeni kızmaya başladı. Neyse ki belediye müzakerelere başlama zamanının geldiğini anladı!”

Bu mültecilerin sosyo-ekonomik entegrasyonları, öncelikle “vatandaşlar” dernekleri kurularak insani, eğitim, kültür, spor adı altında gerçekleştirilecektir. Bunlar karşılıklı yardım sayesinde hayati bir rol oynamaktadır. Ermeni okullarının ve kiliselerinin inşası için para toplamaya başlıyorlar. Ne de olsa basın ve yayıncılar, Fransız toplumunda yavaş yavaş yerlerini bulacak olan, köklerinden kopmuş tüm insanlar arasında bir bağlantı görevi görür. Bu mültecilerin çoğu 1930 ve 1940’larda kunduracılık veya terzilik gibi meslekleri sürdürmek için Fransa’ya geldi.

Ama gerçekten bu Ermeni mültecileri Fransız vatandaşı yapan İkinci Dünya Savaşıydı.

Bugün bile Marsilya’da Oddo Camp’ına ve Ermenilere karşı işlenen soykırım ARMENOSİD’e adanan günler anılıyor.