BATI ERMENİSTAN- Ermeni Platosu’nda birkaç düzine göl bulunmaktadır. Her biri özgün ve benzersiz ancak Ermeni Yaylalarında bir piramit oluşturan üçlü öne çıkıyor: Van Gölü, Sevan Gölü ve Urmia Gölü. Birbirinden belli bir mesafede bulunan göller, aralarında yükselen dağlarla birlikte Ermeni Yaylalarının “piramitini” oluşturur. Tabanda ifade edilen eşkenar üçgeni görebiliriz. Bu üçlüyü Ermeni Yaylalarının hemen hemen tüm haritalarında bulabiliriz. Peki, bu coğrafi fenomeni tanıyalım.

Bznunyats Denizi

Şu anda, Ermeni Platosu’ndaki en büyük göl olan Van gölü, Büyük Ermenistan’ın Turuberan ve Vaspurakan vilayetlerinde bulunmaktadır. Van Gölü, Batı Ermenistan’da deniz olarak adlandırıldı. Atalarımız genel olarak Ermeni yaylalarındaki göllere deniz, daha doğrusu ufak deniz diyorlardı. Ortaçağ yazarları göle Tosp veya Tosb adını verdiler. Bölgedeki yönetici kabilelerin, Bznuni ve Rştuni’nin ardından Bznunyats Denizi ve Rştunyats Denizi olarak adlandırıldı. Van Gölü, Asurlular tarafından “Nairi ülkesinin denizi” olarak adlandırılmıştır ve Asur dilinde “Nairi” adının “Urartular” anlamına gelmesi olasıdır.

Tektonik bir göldür. 1720 m yükseklikte yer almaktadır. Van gölünün yüzey alanı 3760 km² olup, Sevan Gölü’nün yüzey alanından 2,5 kat daha fazladır. Derinlik 145 m’ye ulaşır. Besin kaynağı göle akan nehirler, yağışlar ve yeraltı sularıdır. Kordvats, Kotur ve Tsağkants dağları  ile çevrili. Van Gölü’nde birçok ada vardır.

Bznunyats Adaları ․․․ Sebeos,  Van Gölü adalarını Bznunyats Denizi diye adlandırdı.

Ancak en büyük olanlar Lim, Ktuts, Arter, Akhtamar adaları. Gölden nehir çıkmaz. Kapalı olması nedeniyle göl giderek büyüyor. Kıyı nüfusu balıkçılık ve soda üretimi ile uğraşmaktadır. Gölde antik çağlardan beri seyrüsefer vardır. Gölde sadece bir tür balık yetişiyor, o da yakalanıp tuzlanıp kurutulan ve birçok ülkeye ihraç edilen inci kefalı balığı. Antik çağda Arşakuni krallığına ait özel bir balıkçılık vardı, Arestavan denilen büyük balıkçılık yerleşimi şimdi sular altında kaldı.

Van Gölü çevresinde şu anda ağırlıklı olarak Kürtler  yaşıyor. Van Gölü’nün dibinde yaklaşık 3.000 yıllık bir Urartu kalesi bulundu. Yaklaşık 600.000 yıllık bir tarihe sahip olan Van Gölü’nün belirli bir tarihsel süreçte seviyesi düşmüş, bunun sonucunda insanlar kıyısında çeşitli yapılar inşa etmişlerdir. Ancak daha sonra su seviyesi tekrar yükselince nüfus geri çekildi ve onların bıraktığı medeniyet izleri sular altında kaldı. Bunlardan biri sular altında kalan Arceş şehri. Van Gölü’nün suyu sodalı olduğu için kalenin surları mükemmel bir şekilde korunmuş ve hiç zarar görmemiştir. Yavaş yavaş göl ile Van şehri arasındaki mesafe giderek azaldı.

Göl çevresindeki alanların iklimi ılımandır, bu nedenle farklı meyve ağaçları (elma, armut, ceviz vb.) ve üzüm yetişir. Artamet köyü bahçeleri ve lezzetli elmaları ile ünlüydü. En lezzetli elma Artamet’te yetiştirildi.

Sevan ve Geğama Dağları gibi, Van Gölü ve çevresi de suya tapan ejderhalarla ilişkilendirilir. Geleneğe göre Van Gölü’nde çok sayıda ejderha vardır ve melekler onlara karşı savaşır. Ejderha 1000 yaşına geldiğinde, melekler onları gölden çıkararak güneşe yaklaştırır ve ejderhalar güneşin sıcaklığından küle dönüşür. O günlerde göl engebelidir ve gökyüzü yoğun bir sisle kaplıdır.

Van Gölü dört bir yanı sıra dağlarla çevrilidir.

Güney kesiminde, en güzel zirvelerinden biri Artos ve Yeğerov dağları olan Kordovan Dağları olarak bilinen Ana Toroslar zinciri yükselir. Ana Toroslar, farklı yönlerde derin dağ vadileriyle kesilir. Vadiler, kapanmaları nedeniyle ayrı coğrafi birimleri temsil eder.

Kuzeyde Aratsani havzası, sınırları Berkri’ye kadar uzanan Tsağkants Dağları ile Van havzasından ayrılır. Tsağkants dağlarının bir kolu, güzel Sipan’ın yükseldiği güneybatıya uzanır.

Gölün doğusunda ve kuzeydoğusunda Varag ve Timar dağları yükselir. Gölün doğu kısmı en geniş olanıdır. İran devlet sınırına kadar uzanır. Havzanın uzaklığı nedeniyle, nehirler burada daha uzundur. En ünlüsü Berkri ve Khoşap nehirleridir.

Gölün batı kesiminde, Van Gölü havzasını Bitlis Çayı ve Aratsani’den ayıran Bznunyats platosu bulunur. Nemrut ve Grgur dağları bu kısımda yükselir.

Gölü çeviren bu dağlar, özel canlılığı ile birçok gezgin, şair ve sanatçıyı hayrete düşüren gölün çok güzel bir manzarasını sunmaktadır.

Karine Grigoryan

“TC, Battı Batacak, Yattı Yatacak”

Bir Cevap Yazın