“Talat bende bütün Ermenileri yok etmek isteyen bir adam izlenimi bıraktı. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin konuyu etraflıca incelediğini ve izlenen siyasetin resmen benimsediğini bildirdi. Sürgün kararının aceleyle alındığını düşünmemem gerektiğini söyledi. Aslında uzun ve iyi tasarlanmış bir programın sonucudur.”

Henry Morgenthau

Bu satırların yazarı, halkımızın asil dostlarından biri olan 1913-1916 yıllarında Osmanlı Türkiyesi’ndeki ABD Büyükelçisidir. Yasal diplomat, Ermeni sorununa adil bir çözümün sadık bir destekçisi olan ABD Başkanı Woodrow Wilson’ın seçilmesinden sonra ülkenin büyükelçisi olarak atandı. Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesinden sonra, Henry Morgenthau, Osmanlı İmparatorluğu büyükelçisi olduğunda, Amerikalı diplomat olarak İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya ve Belçika’nın çıkarlarını da temsil etti. Görevi dışında, aynı zamanda Ortadoğu’daki Amerikan Yardım Komitesi’nin Başkan Yardımcısıydı.

Ermenilerin Batı Ermenistan’dan sürgün edilmesinin asıl amacının Ermeni nüfusunun tamamen yok edilmesi olduğunu öğrenince büyükelçi, başlıca suçlular olan Jön Türklerin liderleri Talat ve Enver ile görüşür ve insanlık tarihinde devlet tarafından planlanmış ve benzeri görülmemiş bir suçu durdurmak için çaba sarf eder. Talat’a hitaben şöyle der: “Halkımız bu katliamları asla unutmayacaktır.” Büyükelçiye yanıt olarak, cani şöyle konuşur:  “Neden onlardan bahsediyorsun?” Onların sorununu çözdük. Herşey bitti.”

1916 Henry Morgenthau büyükelçilikten istifa etti. İstifa nedenini kendisi şöyle açıklıyor: “Artık dost ve kibar olmalarına rağmen bir milyon insanın kanını dökebilen insanlarla ilişkilerimi sürdüremezdim.”

İstifasından kısa bir süre sonra adalet şövalyesi, soykırımı insanlığa hitap ederek muazzam belgesel materyalle dolu kitap ve makaleleriyle Ermenilere yönelik soykırımın inandırıcı tanıklığını yapacaktı. Bütün bu kitaplar ve makaleler, 1918-1922 yıllarında, suçun devam ettiği bir dönemde yayınlandı. Bütün bunlarla birlikte, Ermenilerin büyük dostu ve hayırsever diplomat, Ermenilerin sürgününün askeri gerekliliklere bağlı olduğuna dair Türk versiyonunu reddediyor ve Jön Türkler organizatörlerinin esas amacı Ermeni ulusunu kendi beşiğinde tamamen yok etmek olduğunu kanıtlıyor. Ayrıca, Avrupa güçlerinin ölmekte olan bir ulusun kaderine karşı soğukluğunu ve kayıtsızlığını daşiddetle kınıyor. Ona göre tehcir fikri tamamen Almanya’ya aittir…

“Parlayan Yıldız Batı Ermenistan”