Bilindiği gibi Batı Ermenistan, kadim halkların ve uygarlıkların ülkesidir․ Yerli bir halk olan Ermeniler bu toprakların esas unsurlarındadır. Bütün halklar bu topraklarda silinemeyecek izler bırakmışlardır. 

20. yüzyılın başlarında çoğulcu bir yapıya sahip Batı Ermenistan’da tek etnisiteye dayalı yeni bir ulus inşa etmek girişimi, çok acılı ve kanlı olmuştur. 

Kültürel ve inançsal varlıkların tahribatında en çok Ermeniler etkilemiştir. Ermeni kiliseleri, şapelleri, manastırları ve mezarlıkları tahrip edilmiştir ve edilmektedir. 

Günümüzde Konstantinopolis dışında, Batı Ermenistan topraklarında çok az Ermeni eseri kalmıştır, onlar da çeşitli amaçlar için -ahır, samanlık vb.- kullandıkları için kurtulmuşlardır.

Dikkat edilirse silinen izler, genellikle dinsel inançlara ait eserlerdir. Osmanlı’nın bakiyesi Türkiye Cumhuriyeti deneyimlerinden çok iyi biliyoruz ki, bir toplumun dinsel yok oluşunu, dilsel yok oluş izler. Onun için resmi dinsel anlayışın, “makbul”un dışında kalanların bütün kutsallıkları, tahrip edilerek yok edilecektir; bu Hıristiyan inançların kutsallıkları için olduğu gibi Alevi, Êzidi vd. inançlar için de geçerlidir. 

Halklar, devletin resmi “makbul” inancı içinde eritilmek isteniliyorsa onların kutsadıkları inanç merkezleri tahrip edilerek yok edilmelidir, bu anlayış aynı zamanda yazılı olmayan devletin resmi politikasıdır.

Her şeye rağmen Anadolu’nun kadim halkları bugünleri sanki görürcesine öyle tedbirler almışlar, öyle yerlere eserler bırakmışlar ki, bu eserler, bu ayak izleri, ormanla örtülü, ulaşılması güç yarlarda olup, oralara, o topraklara atılan, silinmesi güç imzalardır; “Buralarda bir zaman ben yaşıyordum, biz yaşıyorduk” dercesine…

Batı Ermenistan’ın farklı yerlerde ormanlar içinde, ulaşılması güç bir yarda -yer kesin belirtilmemektedir, çünkü tahrip edileceğinden korkulmaktadır- engin birkaç kayaya oyulmuş, birbirine paralel ve aynı yöne bakan muhteşem figürlerden ibarettir.

Özellikle bunlardan biri, kocaman bir kayanın tepesi özenle tıraş edilerek yapılan uzun, sivri anıttan ibarettir. Anıtın orta yerinde kocaman bir haç ve bu haçın her iki kanatın da yer alan dört küçük haç bulunmaktadır. Kayanın arka tarafında çizgi şeklinde oyulan basamaklardan yukarıya çıkılsa da, etrafında yazıya rastlanmamıştır. Ayrıca, anıtın bulunduğu mekânın hassas konumundan dolayı, etrafı dikkatlice incelenmemiştir. Sadece büyük anıta batı yönünden çaprazdan benzer ve aynı yöne bakan küçük bir anıt daha vardır.  Bölgeyi iyi bilenlerle temasa geçtiğimizde yöre halkının bu anıt eserlere,  o coğrafyada çok iyi bilinen  “Haçkar”lara benzer şekilde yine Haçkar dediklerini öğrendik. 

“Türk Şovenizminin Batı Ermenistan’daki Pogromunu Durdurun”