Ermenistan Cumhuriyeti’nin ve  özellikle Batı Ermenistan’ın kaderi, en trajik ve en acısıdır, çünkü Ermeni ulusu her türlü baskıya, aşağılamaya ve vahşete katlanmıştır.

Ancak, değişen yabancı hakimiyetlerin  bir sonucu olarak genellikle boyutunu ve adını değiştiren bu doğu ülkesi hakkında çok az şey biliyoruz. 

Ermenistan hakkında çok az şey bilmek,  güzelliği tüm dünyada bilinen, derin bakışlı esmerleri ve yeşil gözlü sarışınları olan Ermeni halkına tanıdık değiliz demektir.  Ermeni kadınları çalışkan, meraklı ve duyarlıdırlar.

Bu ülkenin dağları ve doğası hakkında çok az romanlar ve dergilerde yazılar yazılmıştır, ancak orada yaşayan ve hayatlarını tanrıça Anahit’in ayaklarından alan çiçekler hakkında daha az şey yazılmıştır.

“Armenia au fémini” bu ihmali düzeltecektir.

Doğanın üretken güçlerini uyandıran Anahit’in Ermeni mitolojisinde doğurganlık, doğum, güzellik ve su tanrıçası olduğu söylenir. Ama o, aynı zamanda oğlu Mitra’ya eşlik eden savaş tanrıçasıydı. Aramazd ile birlikt her zaman Ermeni paganizminin iki ana figüründen biri olmuştur. Efeslerin Dihana’sı büyüktür (ters okuyunca Anahid telaffuz edilir). Yazarlara göre, ibadeti Batı Ermenistan’da çok yaygındı, özellikle ana kutsal alan Erza (Yerzınka) bölgesinde kendisine adanmış sayısız tapınakların kanıtladığı gibi.

Böylece her şey Anahit ile başladı. Bugün Anahit’in doğru himayesi ile yoluna devam etmesi, mis kokulu nefesinin Fransa’ya ve tüm dünyaya yayılması oldukça doğaldır. 

Son olarak, ilk günden itibaren bana eşlik eden Lea Tov Beaton ve Serj Beniça’ya teşekkür etmek istiyorum.

Remi Makinacyan

“ANAHİT” dergisinin başkanı ve kurucusu

“Batı Ermenistan Parlayan Bir Yıldızdır”