Tarihçilerimiz, doktorlarımız ve akademisyenlerimiz sadece bilimsel toplantılar yapmakla ve bilimsel derecelerini yükseltmek için tezleri savunmakla meşgul görünüyorlar. Halbuki, bir tarihî hata olarak bizim komşumuz olan Kafkasya Tatarları bilim adamlarımızın ve Dışişleri Bakanlığı’nın boş oturmaktan o kadar kibirlendi ki Mesrop Maştots’ın yarattığı  kutsal alfabemize karşı bile küstahça davranıyorlar. Komşumuza Sovyet halklarının babası Stalin Azeri adı vermiştir.

2013 yılında, Azerbaycan Ulusal Bilimler Akademisi muhabir üyesi Farida Memmedova’nın bir videosu internette yayınlandı, burada bilim adamı olan o çekik gözlü Selçuklu kalıntısı, dediğine göre “bilimsel keşifleriyle”,  taş üstüne taş  bırakmadı. Ta ortaçağ zamanına kadar tarihçilerimizin çalışmalarını sahte olarak değerlendirerek,  Ermeni tarihçi Kirakos Gandzaketsi ve “Hüküm Kitabı”nın yazarı Mkhitar Goş’u  Ağvan halkından olan, yani  kendi yorumuna göre bir Azerbaycanlı olarak hitap etti. Kilikya Ermeni Krallığı’nın, Ağvan şehzadeleri tarafından kurulmuş bir devlet olduğunu ve bizim tarafımızdan işgal edildiğini söyledi. Ve sadece ortaya koyduğu yadsınamaz bilimsel gerçekleri sayesinde ortaya çıktı. Bunun sonucunda Ermeniler artık Kilikya’yı bir Ermeni krallığı olarak görmeye cesaret edemediler … Ne az, ne fazla …

2013 yılında “İrates defacto” gazetesinde o sahte bilim insanının sahtekarlığına karşı bir yazı yazdım. Makale okuyuculardan geniş bir yanıt aldı. Makalenin yayınlanmasından sonra EC Bilimler Akademisi’nin tarih, dil, hukuk ve hukuk enstitülerinin bilimsel bir tepkisi olacağına, Ermeni aydınlarının tepkisi ve tartışmasına inanıyordum… Ancak…

O makaleyi bir kere Ulusal Bilimler Akademisi İran Araştırmaları Enstitüsü’ndeki bir araştırmacıya göstermiştim ve Farida Mamedova hakkında yeni öğrendiğimi öğrenince şaşırdı. 20 yıldır tarihimizi, kültürümüzü ve tarihi topraklarımızı tahrif etmekle ve Azerbaycanlılaştırmakla meşgul olduğu ortaya çıktı.

Bu süre zarfında Farida akademisyen oldu ve yayınladığı muhteşem kitaplar üzerine Azerbaycan İlimler Akademisi’nin muhabir üyesi olduğu yazıyor. Ve bu, milli akademimizin, milli değerlerimiz olan tarih, kültür, tarihi topraklar ve hatta Ermeni tarihçilerin ulusal aidiyetine sahip çıkmadıkların bir sonucudur. Dah sonra Ermeni  bilim insanı, İran Bilimler Akademisi’nin Ermenistan’ın İran Araştırmaları Enstitüsüne ve bilim insanlarımıza büyük İranlı şair ve filozof Nizami Gyancev’in bir Farslı olduğunu bilimsel makalelerle tarafsız olarak göstermek ve kanıtlamak için  başvurduğunu söyledi. Bilim adamlarımızın bu isteği yerine getirip getirmediğini bilmiyorum ama bir şey açık ki Azerbaycan petrodolarlarıyla Çin İmparatorluğunu bile Azerbaycan olarak göstermeye  hazır.

Bu makalenin yazmamın nedeni, Azerbaycanlıların kutsal alfabemize ve onun yaratıcısı Mesrop Maştots’a yönelik yeni bir ihlalidir. Bir Azeri  kadın bilim insanı, Mesrop Mashtots’un alfabemizi yaratmadığını, sadece Etiyopya harflerini çaldığını, görünüşlerini koruduğunu, ve Ermeni alfabesi olarak sunduğunu “kanıtlıyor”. Ermeni alfabesinin yaratılmasıyla ilgili anlamsız, bilimsel olmayan, tarih karşıtı, Ermeni karşıtı tezler, düşmanımızın elinde bir koz haline geliyor diyebilirim. Örneğin, Ermenilerimizin yerli veya sonradan gelen, Urartuluların Ermeni olup olmadığı, Urartuluların gökten düşen bir Ermeni devleti veya meçhul bir millet ve onun yarattığı devlet olduğu varsayımlarını hatırlayalım. Bagratuniler Yahudi mi Ermeni mi Artsruniler Asuri mi Ermeni mi Arşakuniler gerçekten Partev mi? Bununla birlikte, sadece hanedanlıklarımızın tarihini değil, aynı zamanda Ermeni halkının dünya tarihinde tarihi bir millet olarak varlığını da çarpıtan daha birçok konu. Bazı milletler bütün bunları çok akıllıca ve maksatlı kullanıyorlar ve  Ermenileri siyasi ve medeniyet tarihimizle birlikte dünya tarihçiliğinin dışına ittiler. Ermeni tarih biliminde Movses Khorenatsi’nin “Ermeni Tarihi” başlıklı çalışmasının dört bölümden oluştuğu bilgisi var ama biz üç bölüme ulaştık. Dördüncü bölümü kim, ne zaman, neden yok etti, içinde ne yazıyordu?

Sonraki yüzyıllarda yabancı bir yazarın Khorenatsi’nin yazdığı tarihini kopyalayıp  tarihçinin yazısını çarpıttığı ve  Ermeni krallarına yabancı kökenli olarak sunduğu  hipotezini neden ileri sürmeyelim?

Bagratuni soyadının BAG kökü Aryan kökenlidir ve  tanrı anlamına gelir ve Artsruni adı Urartu çivi yazılı yazıtlarda geçer. Bu şekilde bizi tarihsel geçmişimizden yoksun bırakan yanlış hipotezleri sıralayabiliriz.

Hıristiyanlığın yayılması sırasında, tarihimizin ve kültürümüzün tanıkları, yine meçhul güçlerin yardımıyla ve pervasız elimizle yok edildi. Bu arada, Antik Yunanistan’da Hıristiyanlığın kabulünden sonra hiçbir anıt veya kitap tahrip edilmemiş, Ermenistan ve Ermeni halkı ise dünya tariholojisinden kovulmuş, Ermeni halkı gelme sayılmış ve kültürleri göz ardı edilmiştir. Bu arada, Alman arkeolog Henrik Schliemann şunları yazdı: “Avrupa’nın talihsizliği,  Ermenistan’ı  değil Yunanistan’ı medeniyetin temeli olarak kabul etmesiydi.” Herhalde,  Schliemann’ın da bazı net argümanları vardı.

Sayın tarihçiler, Ulusal Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü Akademisyenler ve Doktorları, Dil Enstitüs’nün Sayın Akademisyenler ve Doktorları, Değerli Alimler, Ermenistan’ın tüm devlet ve özel üniversitelerinin Saygıdeğer Tarihçiler ve Dilbilimcileri, öğrencilerimize kimin tarihini araştırıp öğretiyorsunuz, Ermeni alfabesi olarak nesillerimize hangi dil alfabesini sunuyorsunuz? Affedilmez, basiretsiz hoşgörümüzle, bize komşu olan ve  belli bir  geçmişe sahip bir kabile o kadar “eğitimli” oldu ki,  varlığını haklı çıkarmak için tarihimizi ve kültürümüzü gasp ederek tahrif ediyor. Halkımıza ve tarihimize karşı sorumluluğunuz yok mu… Her Ermeni, özellikle bir Ermeni bilim adamı, sadece kendi iradesiyle değil, aynı zamanda en yüksek ahlakın yazılı ve yazılı olmayan yasalarıyla da hizmet ettiği ülkesine ve halkına karşı ahlaki sorumluluğa sahip olmalıdır.

Hırsız komşunun evinizi soymasın diye kapınızı kapalı tutun…

Mari Barseğyan-Khancyan