“Yeryüzündeki ender cennet yerlerinden biri olan güzel ve görkemli Ermeni Şuşi hakkında konuşmak istiyoruz…

Ancak gazetecilik hikayemiz yas tutmaktan, ağlamaktan, hüzünlü iç çekişlerden, Ermeni insanın kalbinin acısını göstermekten uzak olacak, çünkü özellikle bu durumda ve tarihimizin deneyimi göz önüne alındığında, keder makul olmaktan uzaktır.

Bizim hikayemiz her şeyden önce Şuşi’ye tapınmaktır, çünkü birçok Ermeni bunun varoluşumuzun ebedi miti olduğunu anlamamış…

Hikayemiz, Şuşi’nin kesinlikle annesi olsan Ermeni Artsakh’ın kucağına döneceğine dair ayrılmaz bir umut ve inancın küçük bir yansımasıdır, çünkü Allahın yenilmez gücü bizimle…

Bizim hikayemiz, Şuşi’yi kurtarmak ve işgalci tirandan intikam almak için hep tetikte olma arzusudur.”

Bu satırlar huzursuz bir kalp atışı ile yazıldı,  “Syunyats Yerkir” adlı üç aylık kültür dergisinden alındı. Bir sonraki makalesinde okuyucuya, köpeğin ağzında ne gibi hazineler bıraktığımız gösteriliyor.

“Batı Ermenistan Direniştedir”