Hayatımız boyunca yüzyıllardır parlayan bir güneş gibi önümüzde parlayan Kutsal Doğuşun gizemi harikadır.

Tanrı’nın İsa Mesih’te insan olduğuna ve insanlığı günahın etkilerinden kurtarmak ve yaşamları için yeni ufuklar açmak için tüm insanlığa göründüğüne inanıyoruz.

Bu gizem çok büyük ve harika: Beytüllahim’de bir ahırda doğan çocuk, günahlı insanı Tanrı’yla barıştırmak ve Tanrı’yı ​​yüceltmek için dünyaya geldi. Bu insan Tanrı’nın oğluydu.

İnsan ruhlarının kurtuluşunu sağlamak, insanlığın boş ruhlarını zenginleştirmek için göksel ihtişamı terk etti.

O, insanların kalplerini ve kararmış ruhları aydınlatmak için dünyanın ışığı olarak geldi.

İnsanların kalplerini ve ruhlarını Sevgi ve Barış lütuflarıyla doldurmak için tüm dünyanın Barış Prensi olarak geldi.

Sonsuza kadar ruhen aç kalmayalım diye “Hayat Ekmeğimiz” olarak geldi.

Tüm Hıristiyan kiliselerinden farklı olarak, Noel’in Ermeni Kilisesi’nde iki adı ve iki anlamı vardır. Her yıl 6 Ocak’ta Ermeni Apostolik Kilisesi iki bayramı, İsa’nın Doğuşu ve Vaftizini veya Asdvadzahaytnutyun’u kutlarken, diğer kiliseler bu iki bayramı ayrı ayrı ve farklı günlerde kutlar.

İnsanın anlamında “doğum” kelimesi “başlangıç”, “köken” anlamına gelir, ancak İsa Mesih’in durumunda yaklaşımımız farklıdır, çünkü inancımıza göre o, sadece mükemmel bir insan değil, aynı zamanda mükemmel bir Tanrı’dır. Dolayısıyla “Doğum” derken, Meryem Ana vasıtasıyla O’nun insan doğasının kökenini kastediyoruz.

İki bin yirmibir yıl önce, Tanrı’nın Oğlu, ilahi doğası gereği, insan doğasını da üstlendi ve kusursuz bir insan ve kusursuz bir Tanrı olarak ortaya çıktı.

Ermeni Apostolik Ortodoks Kilisesi, Doğuş bayramı 6 Ocak arifesinde kutlar ve Kutsal Fener Ayini ile sunağın perdesini açar  ve “Mesih doğdu ve göründü” ilahisi kilisede mutlu ve muzaffer seslerle söylenir, insanlar bu akşamı “Kutsama Gecesi” olarak adlandırır.

Kutsama gecesi, tefekkür, dua, mağfiret, günah ve haddi aşmanın ağırlığından kurtulma gecesidir, ertesi gün her birini bağışlayan  herkes, büyük bayramı gönül açıklığıyla, saf ve barışçıl, hafif ve neşeli bir şekilde kutlayabilir.

Ertesi gün, 6 Ocak’ta Kutsal Doğuş Ayini yapılır, ardından Ürdün Nehri’nde İsa Mesih’in Vaftizini sembolize etmek için Crorhnek-Suların Kutsaması yapılır. Kutsanmış su insanlara dağıtılır, insanlar kutsanmış sudan içer ve Mesih’in Vaftizinin habercisi olurlar.

Kutsal Doğuş kutlamaları sırasında Ev Kutsama Töreni de yapılmaktadır. Geçmişte Kutsal Doğuş ve Paskalya bayramından sonra insanlar, bayramın müjdesini ve ilahi nimeti almak için din adamlarını evlerine veya işyerlerine davet ederler. Eski zamanlarda, kilise ayini sona ermek üzereyken, kilise yazıcıları öğretmenleri eşliğinde “Avetis”-müjdeyi söylemek için evleri ziyaret ederdi.

“Melkon, Gaspar ve Bağdasar, Avetis

Bugün Doğuş bayramı, müjde,

Anne taneli pilav pişir

Şimdi babam aç ve susuz gelir, 

Babamın bastonu evde kaldı

Sofia’nın gözü kapıda kaldı…

Yılların Annesi “

Bu şekilde her evden birkaç madeni para veya başka hediyeler aldılar.

Aynı “Avedis” türküleri mahallenin gençleri tarafından söylenmiş ve mahallenin erkek çocukları ellerinde bir çantayla evden eve dolaşarak “Avedis söylemeye” başlamışlardı.

Ev hanımları torbalara yumurta, yağ, meyve, kavurma ve çeşitli hediyeler doldurdu.

O gün, Melkon, Gaspar, Bağdasar, Emmanuel, Manuel, Nazareth, Nazar, Avetis adları taşıyan erkeklerin isim günüydü. O günde hepsinin evlerinde sofralar boldu ve evlerinde misafirperverlik ve şölen yapılırdı.

Kutsal Doğuş, çeşitli Ermeni çevrelerinde Küçük Paskalya olarak da adlandırıldı. Geleneğe göre, evdeki küçükler, öğrendikleri ve söylediği “Melkon, Gaspar ve Bağdasar Avedis” adlı şarkılar için büyüklerinden hediyeler alırlardı.

Bayram vesilesiyle tüm çocukların yeni giysiler, şapka ve ayakkabılar giymeleri onları çok mutlu ederdi.

7 Ocak, tüm bayramları takip eden günler gibi, ölüleri Anma Günü’dür. Geçmişte, 7 Ocak’ta  tüm kiliselerde yapılan kutsal Ayinin ardından ağıtlar düzenlendi, ardından halk, akrabaların mezarları ziyaret edildi.

Kutsal Doğuş kutlamaları 13 Ocak’ta, İsa Mesih’in Tapınağa adanması,  sekizinci gününde sünnetin yapılması ve adlandırılmasına adanan Rab’bin adlandırılmasıyla sona erer.

Ermeni Apostolik Kilisesi’nde Kutsal Doğuş kutlamaları 8 gün boyunca devam ediyor. Bu döneme “Doğuş’un Sekiz Günü” denir.

 Dr. S. Adam