Ermeni kökeni olmayan Türk blog yazarı Argun Konuk video bloglarının aracılığıyla Türkiye’de (işgal altındaki Batı Ermenistan’da) kalan Ermeni mirasını sunmaktadır.

Genç Türk Argun Konuk, Youtube’da yayınlanan videolarının çoğuna başlarken şöyle diyor: “Videolarımın içeriği siyasi değil, kültür merkezleriyle ilgileniyorum, ve bir Türk olarak ülkemin bütün görüntüsünü göstermekle kendimi sorumlu görüyorum.” 

Argun, Aralık 2020’den bu yana, çoğu işgal altındaki Batı Ermenistan’da yaşayan Ermenilere ve orada kalan Ermeni mirasına ithafen çeşitli videolar çekiyor.

İlk videosunda Ankara’da yaşayan Kevork Balaban ile tanışır. Blogcu ona “Ankara’daki son Ermeni” diye hitap eder: birçok Ermeni kamera önünde etnik kökenleri hakkında konuşmayı kabul etmiyor.

Balaban, Argun’a Ermeniler arasında bilinen Ahtamar efsanesini anlatır. Efsaneye göre, Van Gölü’ndeki Ahtamar Adası, adını trajik bir aşk hikayesinden almıştır. Prenses Tamar adada yaşıyordu, ona aşık olan genç bir çocuk, Tamar’ın onun için yaktığı ışığın rehberliğinde her gece kıyıdan adaya yüzer. Ancak bir gün Tamar’ın babasaı lambayı kırdı ve genç adam “Ah, Tamar” diye diye karanlıkta haykırarak gölde boğuldu. Efsanede, Ermeni kızının babasının neden bu ilişkilere karşı olduğunu söylenmez. Kevork Balaban cevabı biliyor ve efsaneyi çocukluğundan beri bu yorumuyla duymuştu: Şanssız aşık bir Türk çocuğuydu.

Videonun sonunda Ermeni, Türk blog yazarına Ankara’daki Ermeni mezarlığını gösteriyor ve mezar taşlarında yazılan Ermeni isimlerini okuyor.

Balaban, “Birine milliyetçiliği, vatanseverliği öğretmek istiyorsanız, bunu diğer halkların kültürünü ihmal ederek yapmamalısınız. Ne yazık ki, tam tersi oluyor. Bugün insanlar, gezegende yaşayanların sadece kendileri olduğunu söylemeye hazırlar. İncil’deki Adem’in Türk olduğu söylenirse, inanırlar” dedi.

Argun, altın aramak için Ermeni mezarlarının “defineciler” tarafından yağmalandığını üzülerek belirtiyor. Argun ayrıca antik Ermeni kentleri Kars ve Ani’de videolar çekti. Ani’yi Ermenilerin “Binbir kilise şehri” olarak adlandırdıklarını söylüyor. “Ararat, adının ne anlama geldiğini biliyor musun?”, blog yazarı karşıdakı çocuğa sorar. Cevabı bilmeyen çocuk omuzlarını silkiyor.

Kürtler bu Türk gencine Ermenistan Cumhuriyeti’nde kendileriyle aynı dili konuşan Yezidiler olduğunu söylerler. Argun’a Ermenistan Cumhuriyeti-Türkiye sınırının ve Ermenistan Cumhuriyeti’nin net görülebildiği yerleri gösteriyorlar. 70 yaşındaki bir Kürt,  blog yazarına Aziz Theodore Ermeni Kilisesi’nin kalıntılarını gösteriyor ve şöyle anlatıyor, “Bu köyde yedi Ermeni kilisesi vardı, bu onların en büyüğüydü. Yıllar içinde insanlar kiliselerin taşlarını söküp kendilerine evler yaptılar. Tarihi bu kadar küçümsemek çok yanlış.” 

Argun ayrıca, Türkiye’nin Bitlis bölgesindeki (Batı Ermenistan) 10. yüzyıldan kalma bir Ermeni kilisesine sahip olan Doğruyol köyünden bir kiliseyi filme aldı. Kilise, Atanur adlı yerli bir sakin tarafından korunmaktadır. Ona göre kilisenin temeli çok sağlam, var olduğu 11 asır içerisinde tavanı çökmemiş hatta zarar görmemiştir.

Atanur “Ermeniler taşı nasıl kullanacaklarını çok iyi biliyorlardı, çok ustaca ve çimentosuz inşa ettiler, taşlar birbirine yapboz gibi yapıştırılmıştı. Bugün böyle bir bina inşa etmek çok zor. Modern teknolojiyle bu tür yapılar yapmak neredeyse imkansız ”diyor.

Kilise avlusunda Ermeni mezarları da bulunmaktadır. Bu Ermeni kilisesi Türkiye’deki korunan anıtlar listesinde yer almıyor, devletin restorasyon veya yenileme planı yok. Ermeni Kilisesi, Doğruyol’da ayakta kalan tek Ermeni yapısıdır. Köyde daha önce başka Ermeni kiliseleri ve evleri de vardı ama şimdi yerle bir olmuşlar. Buna rağmen Ermenistan Cumhuriyeti’nde ve yurt dışından birçok Ermeni kiliseyi biliyor, gruplar halinde geliyor, fotoğraf çekiyor. Avrupa ve ABD’den turistler de kiliseyi ziyaret ediyorlar.

2021 baharında Argun bir aylığına Ermenistan Cumhuriyeti’ne geldi ve burada videolar çekti.

Ermenistan Cumhuriyeti’nin turistler için gerçek bir cennet olduğunu, yemeklerin lezzetli olduğunu, fiyatların uygun olduğunu, her taşın kendine ait bir tarihi olduğunu ve insanlarının çok misafirperver olduğunu belirtiyor.

Konuk, videolarında Ermenilere karşı uygulanan soykırımdan hiç bahsetmiyor, katliam hakkında konuşmuyor. Sadece gelişigüzel bir şekilde “Ermenilerin Birinci Dünya Savaşı’ndan önce burada yaşadıklarını” söylüyor.

Genç Türk blog yazarının çektiği videoları sürgüdeki Ermeniler aktif olarak izliyor ve bir zamanlar asıl Batı Ermenistan olan günümüzdeki Türkiye’de yaşadıklarını anlatıyorlar.

Yorum yapanlar arasında ise, dedelerini  ve  “komşu Doktor Mihran” veya “tüccar Hrant” ile ilgili hikayeler anlatan birçok Türk var.

Bir Cevap Yazın