Sevgili yurttaşlar!

Bugün biz, ASALA’nın 20 Ocak 1975’te oluşumunu hatırlatarak Batı Ermenistan’ın 19 Ocak 1920’deki bağımsızlığını kutlamak için bir araya geldik. 19 Ocak 2007’de Hrant Dink öldürüldü ve anısına bir dakikalık saygı duruşunda bulunmanızı rica ediyorum.

İkinci Artsakh Savaşı’ndan, Artsakh topraklarının büyük bir bölümünün Azerbaycan tarafından işgal edilmesinden sonra, Türkiye ve Azerbaycan bugün yasal düzlemde sahte bir askeri zafer için çabalıyor.

Bu yasal dayanak sadece Artsakh’ın olası statüsü meselesiyle değil, aynı zamanda Batı Ermenistan’ın haklarıyla da ilgilidir.

Bu bağlamda, Artsakh örneğinde olduğu gibi, Türkiye’nin talebi üzerine Ermenistan Cumhuriyeti, Batı Ermenistan’ın, üzerinde hiçbir meşruiyeti olmayan toprak meseleleri ile soykırım ve tazminat konularında Türkiye’ye taviz vermek zorundadır.

17. yüzyılda, tarihi Ermenistan’ın Batı ve Doğu olarak iki bölgeye bölünmesi, Ermeni ulusunun siyasi, sosyolojik ve ekonomik bölünmesine yol açtı. Ermenistan bağımsızlık yarışına bu olumsuzluk durumuyla yaklaşmıştır. Birinci Dünya Savaşı, çok uluslu devletlerin sınır dışı edilmesini hızlandırdı ve Bolşevik Devrimi, sınıf mücadelesini ve ideolojik anlaşmazlıkları artırarak, başka bir çatlama platformu sağladı. 

Ancak Batı Ermenistan’dan bahsederken, 1894-1923 yıllarında üç Türk hükümeti tarafından işlenen soykırıma maruz kalan, yerli Ermeni nüfusun yaşadığı tarihi Ermenistan topraklarının bir kısmından bahsediyoruz. 

Batı Ermenistan’dan bahsettiğimizde, Birinci Dünya Savaşı sırasında nüfusu soykırıma uğradığı zamanda, Rusya tarafından  29 Aralık 1917’de bağımsız statüye kavuşan tarihi Ermenistan topraklarından da bahsediyoruz. 

Batı Ermenistan’dan bahsettiğimizde, dünyanın büyük güçlerinin imzaladığı Sevr Antlaşması’ndan da bahsediyoruz. O antlaşma, Soykırım sonrası tazminat prosedürünü içerir.

 Batı Ermenistan’dan bahsettiğimizde, Amerika Birleşik Devletleri’nin en önde gelen başkanlarından olan Woodrow Wilson tarafından imzalanan Tahkim Kararı’ndan bahsediyoruz.

Ancak, Batı Ermenistan’dan bahsettiğimizde, Ermeni nüfusunun bağımsızlık özlemlerini, Batı Ermenistan’a yönelik hırslarımızı, bu kutsal ve şefkatli taleplerimizi bir anlamda etkisiz hale getiren bir vazgeçme politikasından da bahsediyoruz: Ermenistan bir ara Türkiye’nin kendisini bölgesel bir güç olarak sunmasına izin verdi.

Ve nihayet, Batı Ermenistan hakkında konuştuğumuzda, Ermeni ulusunun tarihinden, köklerinden, kültüründen, geleneklerinden, mirasından ve hatta yerli Ermeni ulusunu ata topraklarından ve bölgelerinde silmeyi amaçlayan genetik imha politikasından bahsediyoruz. Türkiye ve Azerbaycan’ın ve diğer ilgili devletlerin zaferi, Ermenilerin ve onların siyasi güçlerinin haklarından, vatanlarından, medeniyetlerinden, işlenen suçların tanınmasından, binlerce yıllık tarihlerinden vazgeçtikleri zaman tamamlanmış olacaktır. Şu anda bu sürecin içindeyiz.

Bugün siyasi bölünmelere  ve Batı Ermenistan Cumhuriyeti ile  (Doğu) Ermenistan Cumhuriyeti’ni doğurmasına yol açan bu yarık, Ermenistan’ın haklarını ve  Batı Ermenistan Ermenilerinin haklı taleplerini güvence altına aldığı için dünya Ermenileri için önemli bir avantajdır.

Batı Ermenistan meselesi bugün 

Batı Ermenistan hükümeti 11 Ocak 1918’de (29 Aralık 1917) ve Kilikya’nın kurtuluşuna paralel olarak, Vahan Avanesov, Proş Proşyan ve Vahan Teryan, Lenin’le görüştükten sonra Stepan Şahumyan’a sözde  ilk Türkiye- Ermenistan hükümetini kurma çağrısında bulunduğu zaman kurulmaya başladı. 

Yerzınka-Erzincan Mütarekesi’nden (18 Aralık 1917), ardından Mondros Mütarekesi’nden (30 Ekim 1918), 28. ABD Başkanı Woodrow Wilson’ın Tahkim Kararına (22 Kasım 1920) kadar, Ermenistan’ın bağımsızlığı meselesi uluslararası hukukun meselesi haline geldi. 

Ondan sonra, Boğos Nubar Paşa’nın 26 Şubat 1919’da Versailles Barış Konferansı’nda bir muhtıra sunması ve 15 Mayıs 1919’da bir hükümet kurmasının ardından, hükümet 19 Ocak 1920’de Yüksek Müttefik Konseyi tarafından ile resmen tanındı.

15 Mayıs 1919’da Birleşik Ermenistan Hükümeti’nin kurulmasından sonra Boğos Nubar Paşa’nın çabaları:

Bugünkü Batı Ermenistan hükümeti, bildiğimiz gibi,  11 Ocak 1918’de Rusya’dan bağımsızlığını kazandı, daha sonra Ermenistan Cumhuriyeti’nin Batı Ermenistan topraklarında aşağıdaki koşullar altında 19 Ocak 1920’de uluslararası olarak tanındı:

Batı Ermenistan, 19 Ocak 1920’de aşağıdaki koşullar altında fiilen”de facto” olarak tanındı:

Bu hükümet oluşumuna dayanarak, 27 Ocak 1920’de Barış Konferansı Genel Sekreterliği, Ermeni Ulusal Delegasyonu Başkanı’na Yüksek Kurulun 19 Ocak 1920 tarihli oturumunda aşağıdaki iki kararı kabul ettiğini uyardı:

1 ․ Ermeni devleti hükümetinin fiili bir hükümet olarak tanınması

2 ․ Bu tanıma, bu devletin olası sınırları sorununu önceden belirlemeyecektir.

Artsakh, Nahiçevan, Cavakhk, bugünkü Kafkas Ermeni Cumhuriyeti, Kilikya ve tabii ki Batı Ermenistan, Ermenistan devletinin parçalarıydı.

Ermenistan’ın (19 Ocak 1920) San Remo Konferansı’nın (Nisan 1920) Müttefik ve Komşu Devletler içinde fiilen “de facto” tanınmasından sonra, 11 Mayıs 1920’de Ermenistan (Batı Ermenistan’dan), Müttefik Devletler  ve ABD tarafından  “de yüre” tanındı. Yüksek Kurul, Sevr Antlaşması’nı imzalanmak üzere Türkiye’ye gönderdiğinde,  Ermeni devletinin başkentinin Erzurum (Karin) olmasına ve devletlerin karşı önerilerini yayınlamak için bir aylarının bulunduğuna karar verdiler.

 Osmanlı İmparatorluğu Veziri Ferid Damad Paşa’nın Müttefik Yüksek Konseyi’ne muhtıra sunmasından sonra, Türkiye Batum Antlaşması’na göre sadece Ermeni topraklarını (11.000 km2) tanıdı. Müttefikler Yüksek Konseyi’nin yeni reddini temizleyen Türkiye, 25 Haziran 1920’de yeni Ermeni devletini tanıdı.

22 Temmuz 1920’de, Sultan Vahdettin (VI. Mehmet ) başkanlığında Egemenlik Konseyi tarafından kabul edilen ve “büyük bir kayıptansa zayıf bir kaybı tercih edeceğini” kabul eden antlaşma. Bu kabul, Sevr Antlaşması’nın imzalanmasıyla padişahın himayesinde nihai bir kararla gerçekleşir.

4 Ağustos 1920’de Kilikya Ermenileri bağımsızlıklarını ilan ettiler.

Sevr’de uluslararası Müttefik Güçler ve Türkiye  tarafından  barış anlaşmasının imzalanması.

İtalyan-Yunan ihtilafı nedeniyle dört kez ertelenen Türk antlaşmasının imzalanması, 10 Ağustos günü saat 16.00’da Sevr fabrikasının fahri salonunda gerçekleşti. (Sevr Antlaşması’nın 433. Maddesi + Ek Antlaşmalar). 10 Ağustos 1920’de Türkiye, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Belçika, Yunanistan, Polonya, Portekiz, Romanya, Çekoslovakya ve Ermenistan Sevr Antlaşması’nı imzaladı.

Sultan’ın imzası bir imparatorluk emri olduğu için uluslararası antlaşma Türkiye tarafından da onaylandı. (Osmanlı İmparatorluğu anayasasına göre).

O zamandan beri Sevr Antlaşması Ermenistan tarafından onaylanmadı.

Sevr Antlaşması’nın 93. maddesi temelinde, Müttefiklerle Ermenistan adına ulusal azınlıkların haklarına ve diplomatik ve ticari ilişkilere ilişkin ek bir anlaşma imzalandı. Uluslararası hukuk açısından, Batı Ermenistan topraklarından Ermenistan Cumhuriyeti, diğer tüm imzacı devletler tarafından “de jure” taraf olarak kabul edilmektedir.

Antlaşmanın ayrıntılarına girmeden, sadece Ermenistan ile ilgili bölümün diğerlerinin yanı sıra 88 ila 93. Maddeleri içerdiğini belirtiyoruz. Türkiye, Ermenistan’ı egemen, özgür ve bağımsız bir devlet olarak tanıyor.

Şimdi Ermenistan Cumhuriyeti olan Türk Ermenistanı, ABD’nin iki ülke arasındaki sınırı çizmesine izin vermeyi kabul ediyor. Gürcistan ve Azerbaycan’ın Ermenistan Cumhuriyeti ile olan sınırları, Sevr Antlaşması’nın 92. maddesi temelinde bu ülkelerle doğrudan müzakereler yoluyla belirlenecektir. Nisan 1920’de Birleşik Krallık, Fransa, İtalya ve Japonya’yı temsil eden Yüksek Müttefik Konseyi, Amerika Birleşik Devletleri’nin 28. Başkanı Woodrow Wilson’a iki talepte bulunmaya karar verdi:

1) Himayenin Ermenistan’a karşı mandasını kabul etmek.

2) Ermenistan ile Türkiye arasındaki sınırı tahkim yoluyla belirlemek.

İlk talep ABD Senatosu’nun oylamasıyla reddedildi.

İkinci talep, Yüksek Müttefik Konsey Başkanı, Fransa Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Miller’ın 27 Nisan 1920 tarihli bir mektubu ile resmen onaylandı.

89. madde şeklindeki bu talep,  Ermenistan, Türkiye ve yaklaşık yirmi ülke adına halihazırda imzalanmış olan Sevr Antlaşması’na dahil edildi ve tahkim kararı veren ABD Başkanı’na teslim edildi. Tahkim kararı nihai ve uygulanmaya tabidir. Süresi yoktur, durumu kararın kaderinden etkilenmez. Sevr Antlaşması, Fransa gibi tüm taraflarca onaylanmasa bile, örneğin sivil nüfusun korunmasına ilişkin yetkiler konusu, onaylamayan aynı taraflarca uygulanmıştır. Fransa’nın Kilikya’da, İngiltere’de ve İtalya’da bunlar saygı duyulmamıştır.

Sevr Antlaşması’nı imzalayanların onay sistemini daha iyi anlamak için, Osmanlı İmparatorluğu (Türkiye) dahil olmak üzere her bir imzacı devletin ulusal anayasaları incelemek gerekir. Örneğin,  22 Temmuz 1920’de Sultan VI. Mehmet, Egemenlik Konseyi’nden sonra, Osmanlı anayasasına göre onayla eşdeğer olan Sevr Antlaşması’nın imzalanmasını emretti.

Bu çalışmada açıklanan tazminat rakamları soykırımın tüm dönemini ve Şubat 1919’da Paris’te Boğos Nubar Paşa’nın  Barış Konferansı’na sunduğu özellikler hesaba katılmadı.

Ermeniler, diğer şeylerin yanı sıra, imzacı devletlerden Sevr Antlaşması’nın onaylanmasını talep etmelidir.

Sevr Antlaşması’nın yerine getirilmemesi veya değiştirilmesi talebi, Türkiye’nin Ermeni karşıtı ve  açıkça Batı Ermenistan karşıtı politikasının bir parçasıdır. Sevr Antlaşması olarak bilinen barış antlaşması, hiçbir zaman bu kadar saldırgan bir politikaya konu olmamıştır. 

Bazı devletler ve siyasi güçler, Sevr Antlaşması’nı revize etmeden, değiştirmeye kalkışmadan, Alexandropol Antlaşması’nı (2 Aralık 1920), Moskova Antlaşması’nı (16 Mart 1921), Kars Antlaşması’nı (20 Ekim 1921) , Ankara Antlaşması’nı (20 Ekim 1921), Lozan Antlaşması’nı (24 Temmuz 1923), Kürt “Hoybun” örgütü ile anlaşma (1927), arasındaki antlaşmasının yanı sıra  Avrupa Parlamentosu’nun Ermeni Sorunu Üzerine Siyasi Kararı (18 Haziran 1987), Sovyet Ermenistan’ındaki durum (1988/1989), Artsakh’taki ilk savaş, Nahiçevan’daki Cuğa mezarlığının yıkılması (14 Aralık 2005),  Artsakh’taki ikinci savaş, Azerbaycan, Türkiye ve Ermenistan Cumhuriyeti (Doğu) arasındaki sonraki (gelecek) Antlaşmaları imzaladılar. Bütün bunlar  (bu antlaşmalar yasal olarak meşru değildir) Sevr Antlaşması’nın yerini almak ve  Batı Ermenistan’ın taleplerini,  Başkan Woodrow Wilson’ın tahkim kararının uygulanmasını engellemek için yeterli değil ve olmayacaktır da.

1917/1920’den beri Batı Ermenistan’ın bağımsız devletinin tanınmasının 102. yıl dönümü vesilesiyle bu egemenliğin, Ermeni ulusunun haklarının savunulmasının sonuçları ve gerekliliği nelerdir?

23 Ağustos 1920’de Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti kendi idari sınırlarıyla birlikte Sovyetler Birliğinden ayrıldığını ilan etti. Bu durum, 21 Eylül 1991’de yeni ilan edilen cumhuriyetin parlamentosu tarafından kabul edildi. Yeni Ermenistan Cumhuriyeti, kendisini 1920’de Ermenistan Cumhuriyeti’nin yasal veya halefi devleti ilan etmeden, Türkiye’ye karşı tüm iddialarından vazgeçti. Dolayısıyla, Ermeni ulusunun batı ve doğu bileşenleri arasında sorunların ayrı ayrı dağılımı ve rollerin ayrılması ve çabalarının koordinasyonu, ulusal sorunlarının optimal çözümüne katkıda bulunabilir.

Bu nedenle Batı Ermenistan, haklarından vazgeçmediği gibi halkına, egemen, özgür ve bağımsız devletlere karşı sorumluluklarından da vazgeçmemiştir.

Artsakh’ın kurtuluşuna katıldıktan sonra Batı Ermenistan’ın ve Artsakh’ın ordusu ve aydınları, Batı Ermenistan Ermenilerinin kendi kaderini tayin hakkını kullanmak için ortak bir karar aldılar.

–  17 Aralık 2004’te Batı Ermenistan Ermenileri Ulusal Konseyi Şuşi’de varlığını ve kendi kaderini tayin hakkını ilan eder.

– 20 Nisan 2005 ‘te  Stepanakert’te, yerli halkların haklarına ilişkin BM oturumlarına katılan Batı Ermenistan Ermenileri Meclisi resmen ilan edildi. (MEDPA, WIPO, İNSAN HAKLARI KONSEYİ…).

 -20 Ocak 2007’de Batı Ermenistan Ermenileri Meclisi delegeleri, Batı Ermenistan Ermenilerinin haklarına ilişkin resmi bir bildirgeyi kabul eder.

– 13 Eylül 2007’de Birleşmiş Milletler, Yerli Halkların Hakları Bildirgesi’ni 144 oyla kabul ederek onların kendi kaderini tayin hakkını tanıdı (Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin 2. Maddesi).

– 4 Şubat 2011’de Armenak Abrahamyan başkanlığındaki Ulusal Konsey, Batı Ermenistan Hükümeti’ni oluşturdu.

– 24 Ocak 2013’te, Ulusal Konsey ve Batı Ermenistan Hükümeti, demokratik seçimler yoluyla Batı Ermenistan Parlamentosu’nun anayasa taslağını ortaklaşa ilan etti.

– 16 Aralık 2013 ‘te seçmen listesine kayıtlı Batı Ermenistan Ermenileri’nden 64 milletvekili resmen seçildi.

– 16 Aralık 2013 ‘te Batı Ermenistan Cumhuriyeti’nin ilk Devlet Başkanı Armenak Abrahamyan, parlamento milletvekilleri tarafından resmen seçildi. Parlamento, hükümetin görev süresini beş yıl uzattı.

-23 Şubat 2014 ‘te Başkanlık Kararnamesi ile Batı Ermenistan Cumhuriyeti’nin 1920’de tanınan Ermenistan Devleti’nin yasal halefi olduğu ilan edildi.

– 16 Şubat 2014’te,    17 Aralık 2004 tarihinde Şuşi’de ilan edildikten sonra, toprak işgali nedeniyle Devlet Başkanı kararıyla Ulusal Konseyin  ve Hükümetin merkezi  Batı Ermenistan’ın Karin’de (Erzurum) resmi olarak kuruldu. İkametgahı Yerevan’da  olacak.

–  9 Mayıs 2016’da Batı Ermenistan adına, Batı Ermenistan Cumhuriyeti Devlet başkanı bir kararnameyle, Batı Ermenistan’ın tüm vatandaşları tarafından imzalanan ve onaylanan Ermenistan Cumhuriyeti Ulusal Anayasasını kabul etti.

–  24 Haziran 2016’da Batı Ermenistan adına Başkan Armenak Abrahamyan Sevr’de imzalanan Uluslararası Barış Antlaşması’nı onayladı.

– 09 Ağustos 2016 tarihinde Devlet Başkanı Armenak Abrahamyan Batı Ermenistan adına Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesini onayladı.

–  1 Ekim 2016 tarihinde Başkan Armenak Abrahamyan Batı Ermenistan adına Devletlerin Hakları ve Görevleri Sözleşmesini onayladı.

– 20 Ocak 2017’de Batı Ermenistan adına Başkan Armenak Abrahamyan Birleşmiş Milletler Sözleşmesini onayladı.

–  17 Aralık 2018 tarihinde seçim listesinde kayıtlı Batı Ermenistan Ermenileri, resmi olarak 77 milletvekili seçtiler.

–  18 Ocak 2019’da Batı Ermenistan Cumhuriyeti Devlet Başkanı Armenak Abrahamyan, Parlamento milletvekilleri tarafından ikinci dönem için resmen yeniden seçildi.

– 19 Ocak 2020’de yeni hükümet, hükümet taslağını Batı Ermenistan Ulusal Meclisi milletvekillerine sundu.

– 10 Ağustos 2020’de Batı Ermenistan Ermenileri, kendilerinin devlet başkanı, hükümeti ve parlamentosu Sevr’de Uluslararası Barış Antlaşması’nın imzalanmasının 100. yıldönümünü resmen kutladılar.

– 27 Eylül 2020’de,  Uluslararası Devletler Koalisyonu, Suriye’den cihatçı teröristlerin desteğiyle Azerbaycan tarafından Artsakh’ta ikinci Artsakh savaşı  başlatıldı.

– 8 Kasım 2020’de Azerbaycan silahlı kuvvetleri Şuşi’nin işgal edildiğini duyurdu.

– 1 Mart 1921’de Artsakh parlamentosu, 44 gün süren savaşın ardından Azerbaycan’ın kontrolündeki toprakların işgal edildiğini ilan etti.

 http://www.nankr.am/hy/4027

–  1 Mart 2021’de Batı Ermenistan parlamentosu “Artsakh” yasasını kabul etti ve buna göre,  Artsakh Ermenilerinin 1920 Ermenistan Cumhuriyeti içinde kendi kaderini tayin hakkını ve San Remo Konferansı temelinde özerkliklerini tanımaktadır. 

Batı Ermenistan makamlarının, 1992’den beri yaptıkları gibi, Artsakh Ermenilerine siyasi, diplomatik, hukuki ve güvenlik yardımı sağlamaya hazır olduklarını hatırlatmak isteriz.

Batı Ermenistan neden Artsakh’ın özerkliğini tanıyor? İki yasa var:

1) Resmi bir mevzuat olan 1920 Ermenistan Devleti mevzuatı.

2) 1920’deki Ermenistan’a değil, Rusya Federasyonu’na atıfta bulunan Sovyetler Birliği ile ilgili mevzuat.

1920’de Sovyet güçleri, 1920’de Ermenistan’ın egemenliğine zarar verecek şekilde Artsakh, Nahiçevan, Cavakhk dahil olmak üzere Ermenistan topraklarını işgal ettiği için Batı Ermenistan, bu mevzuatın geçerliliğini ve o zamandan beri Aralık 1920 Artsakh dahil topraklarında imzalanan herhangi bir anlaşmanın geçerliliğini tanımamaktadır. 

Yine de Artsakh, son 30 yılda kendi kaderini tayin için kurumsal yapılar kurabildi, Batı Ermenistan, 1920’deki Ermenistan’dan bağımsızlığını kabul etmeden Artsakh’ın  kendi kaderini tayin hakkını ve özerkliğini  tanımaya karar verdi. Tarihsel olarak, Artsakh hiçbir zaman başka bir devletin parçası olmadı. Batı Ermenistan, Artsakh’tan; tüm Artsakh’tan ayrılmayı planlamıyor.

Armenak Abrahamyan

Batı Ermenistan Ulusal Konseyi Başkanı