Ermeni milleti bin yıllık tarihi boyunca inişler çıkışlar yaşadı. Ermeniler, medeniyetin beşiğinde kurulmuş ve dünya kültürünün değerler sistemine büyük katkısı olan kendi dil düşüncesini edinmiş bir millettir ve bu güne kadar, ona kader tarafından ya da daha doğrusu yukarıdan verilen misyonunu sürdürüyor. Ermeni platosunun her santimini bir metre derinliğe kadar kazılarak Aratta’dan günümüze uzanan kültürel mirasın hazineleri ortaya çıkıyor. Ermeni milleti bütün bunları büyük çabalarla, ne yazık ki çoğu zaman insan kayıpları pahasına korumuştur. Bu binlerce yıllık tarih boyunca asla pes etmedi ve kendi milletini M.S. yirmi birinci yüzyıla kadar götürdü.

Dünya tarihi inişler ve çıkışlarla dolu, yol boyunca birçok kültürel katman oluşmuş ve yok olmuş. Ermeni ulusu, efsaneye göre insanın yaratıldığı bir cennetin olduğu Ermeni Platosu denilen bir bölgede kuruldu. Bu nedenle Ermenilerin beşiği, kendi tarihi ve kültürü olmayan halklar için hala bir tartışma konusu. Yüzyıllar boyunca Ermeni ulusunun tarihini ve zengin kültürünü yok etmek veya ele geçirmek istediler. Ermenilerin fiziksel olarak yok edilmesi fikrinden çekinmediler. Eskiden göçebe olan, şimdi başkalarından işgal ettiği topraklara yerleşmiş, jeopolitik saiklerle yapay olarak oluşturulan devlet birimleri Ermeni karşıtı politikalarını sürdürmektedir.

Tarihi tahrif etmek ve başkasının kültürünü ele geçirmek geçicidir. Gerçek er ya da geç ortaya çıkacaktır. Ermeni halkı tarihin yargısını sessizce beklemedi. Hakları için onurlu bir şekilde savaştı; bugün de bunu yapmaktan vazgeçmiyor. Bize ait olan her şeyin asla başkasına ait olamayacağını biliyoruz. Ermenistan devleti ve devletinin bayrağını yüksek tutan Ermeni ulusu, işgal altındaki vatanının kurtuluşu konusunu gündeme getirmeye devam ediyor.

Birinci Dünya Savaşı sırasında, 1916 yılında Doğu Lejyonu Fransa tarafından yaratıldı:

Lübnan, Suriye, Filistin, Ermeni Kilikya’nın  kurtuluşuna katıldı. 1 Şubat 1919 yılında Ermeni Lejyonu kuruldu ve 4 Ağustos 1920’ye kadar Kilikya’yı Türklerden tamamen kurtardı ve Ermeniler, Fransız mandası altında Kilikya’nın bağımsızlığını ilan ettiler. Bağımsız Kilikya, Mihran Damadyan başkanlığında özerk yönetim organlarına sahip oldu. Ermeni Lejyonu ve ondan önce Doğu Lejyonu’na Türk katliamlarından kurtulan dünyanın dört bir yanından 5.000’den fazla Ermeni katıldı, müreffeh yaşamlarını ve yüksek sosyal statülerini bile terk ederek, kendilerini Anavatan’ın kurtuluşunun kutsal davasına adadılar.  3 Temmuz 1920 yılında Kilikya’nın kurtuluşundan sonra Ermeni Lejyonu Fransızlar tarafından dağıtıldı. 20 Ekim 1921 yılında Kilikya Türkiye’ye verildi.

Boğos Nubar Paşa ve  Bütün bunlara büyük katkıları olan diğer bazı ulusal şahsiyetler, eski özverililer gibi, Ermeni devletinin restorasyonu ile uğraştı ve bunun sonucunda Ermenistan devleti uluslararası tanınırlık kazandı. Ermeni ulusunun çocukları, oturup yabancıların sorunlarını onlar için çözmesini bekleyemezdi. Hiçbir şeyin unutulmadığını ve herkesin cevap vereceğini söyleyen Nemesis programı oluşturuldu. Bu faaliyetler 20. yüzyılın ilk yarısına kadar devam etti.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, dünyanın yeni siyasi bölünmesi konusu yeniden gündeme geldiğinde, Ermeni halkı bunun Ermenistan devletinin toprakları pahasına şekilleneceğini anladı. Kurtuluş mücadelesinde yeni bir aşama başladı. Türk katliamları sırasında ailesini kaybeden Gurgen Yanıkyan, Ermenilerin hak ve taleplerini dile getirmeye karar verdi. Eyleminin ardından cezaevinden ulusal partilere ve tüm Ermenilere başlattığı işe devam etmeleri çağrısında bulundu. Sadece onu hapishanede ziyaret eden bir grup Ermeni gençleri yanıt verdi ve ardından Ermenistan’ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu’nun (ASALA) kurulduğunu duyurdu.

Aslında ASALA, Ermeni Lejyonunun işini sürdürdü ve tamamlamayı başaramadı, tıpkı  Batı Ermenistan’ın silahlı kuvvetleri gibi, ancak bunlar tüm Ermenistan’ın kurtuluşu için mücadeleyi sürdürüyorlar.

1920 Ermenistan’ın “de facto” ve “de jure” tanınan devletinin bir devamı olan Batı Ermenistan Cumhuriyeti, Nubar Paşa’nın ve Vatan taraftarlarının oluşturduğu Devletin değerlerine sadık kalmaya devam ediyor ve özellikle yabancıların bizim yerimize bütün bir ulusun kaderini çözemeyeceğini beyan ediyor. Ermeni halkı, dünya kültürünün gelişmesinde, jeopolitik sorunların çözümünde ve yeni bir siyasi haritanın oluşumunda yerini ve rolünü artık kavramıştır. Yirmi birinci yüzyılda değişen sadece iklim koşulları değil, hayatın akışı da değişti. Hayat farklı bir yöne gitmeye başladı. İnsanoğlu değerler sistemini değiştirir, kalıp yargıları yeniden gözden geçirir, yanlış bilgilerden kurtulur. Bağımsız yargılar ve analizler yapmaya, siyasi süreçte yerini aramaya, köklerine ve unvanına dönmeye, devam eden süreçlere doğrudan katılımının bir zorunluluk olduğunu anlamaya başlar. Kendi kaderimizi yönetme sürecinin dışında kalmamak için hızla gelişen süreçleri doğru bir şekilde değerlendirip analiz edebilmeliyiz.

Bütün bunların farkına varan Batı Ermenistan Cumhuriyeti, seleflerinin çalışmalarını sürdürmekte, atalarının eserlerini sunmak ve hedefine ulaştırmak konusunda büyük bir sorumluluk üstlendiğini açıkça anlamaktadır.  Devlet kurumlarını, sistemlerini kuran Batı Ermenistan’ın, Hristiyan veya farklı bir dine mensup olan, yabancı dille konuşan veya köklerine yeni dönen, Batı Ermenistan vatandaşları olan ve devlet inşasında aktif rol alan on milyonlarca Ermeni ile bağlantılarını  kurmuş olduğunu belirtmekten memnuniyet duyuyoruz.

Kader gerekçesiyle Ermeni platosunda  bulunan ve Batı Ermenistan’da yaşayan tüm halkları memnuniyetle karşılıyoruz.

Sözümü özetleyerek, ERMENİ LEJYONU’nun kurulmasından dolayı hepimizi bir kez daha tebrik ediyor, hepimize uyanıklık, Anavatan’ın geleceği için büyük bir sorumluluk duygusu ve çalışma iradesi diliyorum.