BATI ERMENİSTAN – Günümüzde tek bir orijinal örneğine bile maalesef rastlayamadığımız tarihi Van evleri, Tuşba Belediyesi’nin harika bir projesi sonucunda aslına uygun olarak yeniden inşa edildi. 

Tarihimizi korumak ve zengin kültürümüze sahip çıkmak için atılan her proje, kuşkusuz oldukça önemli. Tıpkı Safranbolu, Erzurum, Mardin, Harran ve Diyarbakır gibi Van evleri de kültürel mirasımızda önemli bir yer tutuyor. Fakat, ilgisizlik ve özellikle de büyük yapı yoğunlaşmasından ötürü, bu tarihi evler maalesef zaman içinde yok oldu. Tablo öylesine vahim ki, 2011’de yaşanan deprem felaketinin ardından, günümüzde Van’da ayakta kalan tek bir orijinal ev bile yok.

Tuşba Belediyesi, bu vahim durumu ortadan kaldırmak adına 2014’te bir proje başlattı. Belediye, tarihi Van evlerini yaşatmak ve tanıtmak amacıyla, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) tarafından da desteklenen projede, Van’ın en güzel noktalarından biri olan Kalecik bölgesinde 20 bin metrekarelik bir alanda dört örnek Van evi ile amfitiyatro ve Van kahvaltısının sunulacağı taş kafeterya yapılmasına karar verdi. 

İşte bu proje kısa süre önce tamamlandı. Cevdet Paşa, Hüsrev Paşa, Mehmet Emin Paşa ve Ali Paşa adı verilen dört örnek Van evi orijinaline uygun olarak inşa edildi. Yani evlerin tamamı -tıpkı Urartu döneminde olduğu gibi- kerpiçten inşa edilirken; kerpiçler de özel bir toprak, odun külü, tuz ve saman katkılı çamurla yapıldı. 400 metrekarelik alan üzerine kurulu iki katlı kafeterya ise, neredeyse unutulmaya yüz tutmuş olan Van kayasıyla inşa edildi. 

Toplam maliyeti 4 milyon TL olan projenin kentin kültür-turizm potansiyeline önemli katkısı sağlaması bekleniyor. Van evlerinde yöresel ürünlerin yanı sıra Van kilimi ve savatlı gümüş gibi kentin kültürel değerleri de sergilenecek. Gelen misafirlere Van kahvaltısının en zengin seçenekleri sunulurken, 500 kişilik anfi tiyatroda yaz aylarında bölgeye getirelecek yazarlar, şairler ve sanatçılarla Vanlılar buluşturulacak.

Hatırlatalım ki, 29 Aralık 1917 tarihinde, Sovyet Rusya’nın Halk Meclisi Konseyi tarafından kabul edilen “Türkiye Ermenistan’ı Hakkında”ki (Batı Ermenistan) kararnameyle Ermenilerin tam bağımsızlığa kadar varabilecek kendi kaderini tayin hakkını tanıdı. Batı Ermenistan’ı ayrıca 19 Ocak 1920 tarihinde Paris Konferansında Müttefik Devletler Yüksek Konseyi de facto ve 11 Mayıs 1920 tarihindeki San-Remo Konferansı sırasında ise bağımsız ve egemen bir devlet olarak de jure tanındı. Sınırları, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Woodrow Wilson tarafından 22 Kasım 1920 tarihinde çizilmiş olmasına rağmen, Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BMT) bunu Türkiye’nin işgali sebebiyle tanınmaktadır.

    Batı Ermenistan Devleti, Türkiye tarafından esir alındığı için “BMT” tarafından tanınmadığını zorunlu olarak hatırlatırız.

    1894’ten 1923 yıllarına kadar Batı Ermenistan’ın işgal altındaki topraklarında yerli otokton Ermeni halkı üç Türk hükümetleri tarafından Soykırıma uğratıldığın da ayrıca hatırlatırız.