BATI ERMENİSTAN  – Hrant Dink, katledilişinin 11’inci yılında bir dönem yazılar yazdığı BirGün Gazetesi öncülüğünde gerçekleştirilen etkinlikte anıldı.

2007 yılında uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitiren eski Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve BirGün Gazetesi yazarı Hrant Dink, katledilişinin 11’inci yılında BirGün Gazetesi Ankara Bürosu önünde anıldı. Anmaya demokratik kitle örgütlerinin yanı sıra çok sayıda gazeteci katıldı. Anmada “Faşizme inat kardeşimsin Hrant” dövizlerinin taşındığı ve “Hrant’a sözümüz halk iktidarı” sloganları atıldı.

Anmada konuşan BirGün Gazetesi Ankara Temsilcisi Yaşar Aydın, “Hrant bir sosyalist olarak yaşadı ve öyle öldü. Hrant Dink’i bu duruma getirenler şimdi keyif çatıyorlar. Ama Ahmet’in cesareti, Hrant’ın inadı bu topraklarda var olmaya devam edecek” dedi.

 

‘HRANT’IN ÖLÜMÜ KANAYAN BİR YARADIR’

Aydın, “Hrant kimimizin arkadaşı kimimizin meslektaşıydı. Kökleri Batı Ermenistan’da olan yiğit bir insandı. Bugün artık Hrant’ın netleşen bir şekilde devlet tarafından katledildiğini biliyoruz. Devam eden mahkemeler şunu gösteriyor ki Trabzon’da 17 yaşında bir çocuğun işi değil Hrant’ın katledilmesi. Vali yardımcısı, İl Emniyet Müdürü, İl Jandarma Komutanı’nın içinde olduğu bir organizasyonla katledildi Hrant. Hrant’ı katledenlerin kim olduğu gerçek anlamda ortaya çıkartılamadı. Tıpkı Uğur Mumcu’ların Taner Kışlalılar’ın katillerinin açığa çıkmadığı gibi. Hrant’ın ölümü kanayan bir yaradır. Türkiye’de eşit özgür demokratik bir düzen inşa edilmeden o yara kanamaya devam edecek” diye konuştu.

Aydın, Hrant’ın ölümü ardından milyonlarca yurttaşın sokağa çıktığına dikkat çekerek, “Devletin organizasyonu boşa çıkarıldı. Milyonlar, ‘Hepimiz Hrant’ın diyerek sokağa çıktı” diye konuştu.

 

BATI ERMENİSTAN’NUN GÜZEL BİR ÇOCUĞUYDU’

Arkadaşları ve meslektaşlarının Hrant’ın özlemle beklediği ülkeyi hayata geçireceğinin altını çizen Aydın, şu ifadeleri kullandı: “Hrant’ın ölümü ardından geçen 11 yılda verdiğimiz bu sözü tutamadık. Geçen yıllarda benzer onlarca katliam yaşandı. Gazeteciler hala tutuklu, medya cadı avına dönüştürülmüş durumda. Gazeteler, televizyonlar kapatılıyor. Kapatılmayanlar ise cezalarla sindirilmeye çalışıyor. Hrant’ı katleden zihniyet hala iktidarda ve bize bu cehennemi yaşatmaya çalışıyor. Hrant yaptığı bir konuşmada öldürülen bir Ermeni ile ilgili, ‘Sebastia (Sivas)’a gömüldü. Su yatağını buldu” demişti. Hrant da Batı Ermenistan’nun güzel bir çocuğuydu. Türkiye’den çok daha iyi durumda olan Avrupa’ya gidebilir, oradan yazıp Türkiye’yi eleştirebilirdi. Ama Hrant bu ülke insanını o kadar çok seviyordu ki bu ülkede yaşanan her şeye duyarlılık gösteriyordu. Sadece Ermenilere ilişkin yazmadı gazetemizde ve Agos’ta.”

 

‘ENİNDE SONUNDA HESAP SORULDU DİYE YAZACAĞIZ’

AKP iktidarının ve AKP medyasının Hrant’ı katledenleri korumaya çalıştığını söyleyen Aydın, “Bizim AKP iktidarından ve AKP medyasından beklentimiz yok. Hrant’ın katilleriyle hesaplaşma görevi de bizim omuzlarımız üzerindedir. Biz onun meslektaşları olarak bir kez daha söz veriyoruz, Hrant’ın kanı yerde kalmayacak. Hrant’ın düşleri ve Hrant’ın fikirleri Anadolu’nun her yerinde filizlenecek, Hrant’ı öldürenlerin karanlık fikirleri değil. Bu ülkenin gazetecilerinin bir geleneği vardır. Bizler basın özgürlüğü için her türlü fedakarlığı yapmaya hazırız. Ahmet Şık’ın cesareti Hrant’ın gururu ve inadı bu topraklarda hala var. Gazetelerimiz eninde sonunda ‘Hrant’ın gerçek katilleri bulundu ve hesap soruldu’ diye yazacak” ifadelerini kullandı.

Bu konuda basın ajansı  « mezopotamyaajansi.com » bilgilendiriyor

 

Hatırlatalım ki,

Batı Ermenistan (Ermenistan) Devleti’nin bağımsızlığının 19.01.1920’de “de facto” olarak tanınması

Paris Barış Konferansı “19 Ocak 1920’de”

Batı Ermenistan(Ermenistan)Devleti’nin bağımsızlığını “de facto” tanıyor.

Tanıma aşağıdaki şekilde formüle edilmiştir;

  1. İtilaf Devletleri Yüksek Konseyi bir bildiri ile Batı Ermenistan(Ermenistan)Devleti’nin hükümetini “de facto” hükümet olarak tanıdığını beyan ediyor.
  2. Alınan karar da Batı Ermenistan(Ermenistan)Devleti sınırları sorununu önceden belirlenmiyor

Hatırlatalım ki, 29 Aralık 1917 tarihinde, Sovyet Rusya’nın Halk Meclisi Konseyi tarafından kabul edilen “Türkiye Ermenistan’ı Hakkında”ki (Batı Ermenistan) kararnameyle Ermenilerin tam bağımsızlığa kadar varabilecek kendi kaderini tayin hakkını tanıdı. Batı Ermenistan’ı ayrıca 19 Ocak 1920 tarihinde Paris Konferansında Müttefik Devletler Yüksek Konseyi de facto ve 11 Mayıs 1920 tarihindeki San-Remo Konferansı sırasında ise bağımsız ve egemen bir devlet olarak de jure tanındı. Sınırları, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Woodrow Wilson tarafından 22 Kasım 1920 tarihinde çizilmiş olmasına rağmen, Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BMT) bunu Türkiye’nin işgali sebebiyle tanınmaktadır.

Batı Ermenistan Devleti, Türkiye tarafından esir alındığı için “BMT” tarafından tanınmadığını zorunlu olarak hatırlatırız.

1894’ten 1923 yıllarına kadar Batı Ermenistan’ın işgal altındaki topraklarında yerli otokton Ermeni halkı üç Türk hükümetleri tarafından Soykırıma uğratıldığın da ayrıca hatırlatırız.