BATI  ERMENİSTAN – Bitlis – Günlerdir büyük tepkilere neden olan Garzan Mezarlığı’ndan çıkarılan 267 cenazeyle ilgili Bitlis Başsavcılığı iki aile ile görüştü. Savcılık ailelere “Cenazelerin tespitli olduğunu bilmiyorduk” dedi.

Bitlis’in Tatvan ilçesi Yukarı Ölek (Oleka Jor) köyünde bulunan Garzan Mezarlığı’ndaki 267 cenazenin, ilan edilen sokağa çıkma yasağı sonrası gerçekleşen operasyonla mezarlıktan çıkarılarak İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesiyle ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı konuyla ilgili bugün iki aile ile görüşme gerçekleştirdi.

 

SAVCILIK: BİLSEYDİK BAŞKA İŞLEM YAPARDIK

Garzan Mezarlığı’nda cenazeleri olan ve dün suç duyurusunda bulunan Orhan Öğmen ile Lezgin Bingöl, savcılığın kendilerini çağırdığını belirtti. Lezgin Bingöl, “Savcılık bize defin ruhsatıyla orada cenazelerin defnedildiğine dair sonradan haberimiz oldu. İlk başta haberimiz olsaydı başka şekilde işlem yapmamız gerekecekti. Ancak şimdilik defin ruhsatı olan cenaze sahipleri müracaat ettikleri takdirde ve cenazenin yerini biliyorlarsa, emin oluyorlarsa ve söyledikleri yerde çıkacak cenazeyi kabul ediyorlarsa bu talepte bulunan cenaze sahiplerine verip, cenazelerini Adli Tıp İşleme tabi tutmadan teslim edebileceklerini söyledi” dedi.

 

 ‘ÖNCEDEN KENDİ SİTEMİZDE BİLDİRİYORDUK’

Bingöl, Savcılığın defin ruhsatı olmayan ailelerin cenazelerini de DNA testinden sonra ailelere teslim edeceklerini belirterek, “Savcı, yine defin ruhsatı olmayan cenazelerin DNA testlerini yaptıktan sonra ailelerine teslim edeceğini söyledi. Ancak ilerde bir aksamanın çıkmaması için şimdiden ailelerin gelip müracaat etmeleri,  kan veya saç örneklerini vermeleri gerektiğini söyledi. Mezarların tek tek numaralandırıldığı, mezardan ne çıktıysa torbalara konularak muhafaza edildiği ve mezar açılımıyla ilgili usullere uyulduğunu söyleyen Başsavcı, yapılan işlemle ilgili önceden kendi sitelerinde basına bilgi verildiğini ancak son zamanlarda bu işlemin ‘gizli- saklı’ yapıldığı yönünde bir algını oluştuğunu aktardı. Savcı ayrıca isteyen her ailenin gelip kendileriyle görüşüp gerekli bilgilendirmeyi yapacağını belirtti. Yine bize mezarlığın krokisi ile fotoğraf ve videoları gösterildi. Kendi cenazemizin olduğu mezarı tanıyıp tanımadığımızı sordu, tanıdığımızı söyledik. Kısa beyanımızı alıp cenazeleri ATK işlemine tabi tutmadan bizlere teslim edileceğini söyledi” ifadelerini kullandı.

 

BİNGÖL’DEN AİLELERE ÇAĞRI

Ailelere görüşmeden sonra çağrıda bulunan Lezgin Bingöl, “Kimin cenazesi o mezarlıkta varsa bir an önce Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı’na müracaat ederek defin ruhsatı varsa cenazesini talep etsin, defin ruhsatı yoksa kan ve saç örneği verip DNA sonucunu beklesin. Ancak önemli bir konu da şudur; defin ruhsatı olamayan ancak cenazesinin mezarını tanıyan aileler savcılığa müracaat etsin numaralandırılmış mezarını biliyorsa DNA süreci daha erken sonuçlanacaktır” şeklinde konuştu.

 

Hatırlatalım ki, 29 Aralık 1917 tarihinde, Sovyet Rusya’nın Halk Meclisi Konseyi tarafından kabul edilen “Türkiye Ermenistan’ı Hakkında”ki (Batı Ermenistan) kararnameyle Ermenilerin tam bağımsızlığa kadar varabilecek kendi kaderini tayin hakkını tanıdı. Batı Ermenistan’ı ayrıca 19 Ocak 1920 tarihinde Paris Konferansında Müttefik Devletler Yüksek Konseyi de facto ve 11 Mayıs 1920 tarihindeki San-Remo Konferansı sırasında ise bağımsız ve egemen bir devlet olarak de jure tanındı. Sınırları, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Woodrow Wilson tarafından 22 Kasım 1920 tarihinde çizilmiş olmasına rağmen, Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BMT) bunu Türkiye’nin işgali sebebiyle tanınmaktadır.

Batı Ermenistan Devleti, Türkiye tarafından esir alındığı için “BMT” tarafından tanınmadığını zorunlu olarak hatırlatırız.

1894’ten 1923 yıllarına kadar Batı Ermenistan’ın işgal altındaki topraklarında yerli otokton Ermeni halkı üç Türk hükümetleri tarafından Soykırıma uğratıldığın da ayrıca hatırlatırız.