Küçük Asya’nın Doğu bölgelerinde ve Ermeni dağlık platosunun geniş bir alanında anımsanmayacak kadar eski prehistorik zamanlardan bu yana yaşayan ve etnik nitelikleriyle dağlı ve Armenoid tipi yerliler(otokton) arasında, daha totem aşamasından başlayarak bir tanrısallık doğmuştur buna AR yada ARA ismini vermişlerdir. ARA’nın Küçük Asya’da doğuşuyla ilgili pekçok biliminsanları konuşmalarda bulunmuş, bunların arasında bulunan Prof. Khaphantzyan şöyle yazmaktadır: “ARA beşik ve içerik olarak Küçük Asya menşeylidir. Bu tanrısallık, yerlilerin(otokton) hayatını ilkel komünal toplum sisteminde daha insanların baş faaliyetinin avcılık olarak yaşadığı dönemlerde    hayvan-bitki içeriği taşımaktadır. Yerleşik yaşam ve tarım döneminde AR (ARA); bitki ve kozmik (arevi/güneşsel) özellikleri geliştirmiştir. Daha sonra tarımın gelişimi ile kabilenin savunmasını garantiye almak amacıyla ayrıca savaş tanrısı fonksiyonunu da üzerine almıştır.

ARA kendi imajıyla ve öncelikli doğası ile gelecekteki gelişimi insanlık tarihi içinde kendine özgü bir fenomen değil. Onun kendine benzer Aşur gibi örnekleri bulunmaktadır ki Semitler Aşura taptıkları sırada daha yeni Aşur kentini kurmuşlardı. Kendi eski döneminde Aşur aynı şekilde doğanın uyanışının barışçıl tanımını taşıyordu. Fakat daha sonra Asuristan’ın güçlenmesi ve genişlemesiyle ilgili

imparatorluk başarıları zamanında o savaş tanrısına dönüştü.

AŞUR ve ARA arasındaki fark, Aşur insan karşıtı ve yıkıcı tanımını geliştirirken diğer halklar tarafından kabul görmedi. Oysa ki AR insancıl ideoloji taşıdığından evrensel değerler mertebesine ulaştı ve dört bir tarafını ışınlayarak çıkış beşiği olan, Ermeni Dağlık Platosu ve Küçük Asya’yı kendi Doğu kısımlarıyla birlikte kendisine merkez edinerek büyük ve geniş bir yayılım gösterdi.

Ar (Arev/Güneş) tanrısının yaygınlaşması için olumlu koşul olarak sadece onun var olan evrensel olumlu yapısı değil dahası onun doğuş yerinin coğrafik konumu olan Ermeni Yüksek Platosu ve komşusu Küçük Asya’nın medeniyetlerin yayılmasının kavşak noktası olmasıdır. AR yada ARA tanrı kültü Küçük Asya bölgesinden geçerek aynı kültürü benimseyen Khetler (Hititler) ülkesinde (Ara), Pampilya’da (ErEros), girdiği Avrupa’da Trakya-Sparta-Yunanistan’da (Ares), Makedonya’da (Ares), Almanya’da (Ertag), İrlanda’da (Ir), Gürcistan’da (Ar hi), kuzeyde Gürcistan üzerinden Kafkasya sıradağlarına     geçerek geniş Slav bölgelerine yayılarak Rusya-Ukrayna- Belarusya’yı kapsayarak (Yar) isimlerini almıştır. Güneye Asuristan’ın Kharan şehrinden geçerek(Aru), Afrika ana kıtasına ulaşıp Firavunların ülkesi Mısır’a varmış (ARRA), güney doğudaki Babil’de ise (Aria) olmuştur.

 Ar tanrısal inanışının ulaştığı ve geliştiği tüm bölgelerde kendi gerçek tanım ve fonksiyonuna  ulaşmadığını ya da yer bulamadığını belirtmek zorundayız. Çok sık yerel alışkanlıkların özellikleri etkisi nedeniyle onun tanrısal fonksiyonlarının bir kısmı ancak korunmuş ve gelişitirilebilmiştir. Örneğin: Trakya’da, Makedonya’da, Sparta’da, Yunanistan’da Ares güneş ve savaş tanrısıydı. Ararat Krallığında (Urartu’da) Ar di ve Mısır’daki ARRA güneş tanrısıydı. Kheti (Hitit/Eti) panteonunda Ermenilerde olduğu gibi, ölüp dirilen doğa ve güneş, Gürcülerde doğanın uyanışı, Slavlarda aynen doğanın uyanışı ve savaş tanrısıydı.

Kullanılan edebi liste

-M. Gavukçuyan: Armen ile Ermeni isimlerinin kökeni ve Urartu  sayfa 91-94

– Grigor Khaphantzyan: “Ara Geğetsik kültü” sayfa 77-78

– H. Matakyan: “Ara Geğetsik” sayfa 181

– Solomon Reinach, Orpheus, History of Religion, N.Y. 1942, p.29

– Sevs, The Cuneiform Inscriptions of Van, 1882, p.415-416

Makaleyi hazırlayan: N. Margaryan