Ermeni Kilisesi’nin beş önemli yortusundan biri olan Vartavar, bu yıl 12 Temmuz Pazar günü kutlanıyor. Episkopos Sahak Maşalyan Vartavar’ın anlamını Agos okurları için yazdı.

SAHAK MAŞALYAN

Son günlerin en çok konuşulan konularından biri, insanın genetik şifresinin çözülmesi ve bu buluşun esinlediği iyimser varsayımlardır. Buna göre, insan giderek tüm hastalıkların çaresini bulup, yaşlılığı ve hatta ölümü ortadan kaldırabilecek teknolojik güce kısa bir süre sonra ulaşacaktır. Böylece insanoğlu kendi bedeni üstünde tam bir kontrole sahip olacak ve mükemmel insanı ve insanlığı yaratabilecektir. Gerçekten de, acaba insan sadece DNA moleküllerine indirgenebilir ve onun mükemmelliği genlerindeki birtakım sorunların giderilmesiyle sağlanabilir mi? Aslında tüm bu varsayımlar insanın doğası hakkında insanlığın en eski yanılgılarından birini yansıtıyor. O da, insanı salt beden ve madde olarak algılama ve onun ruhsal yönünü yadsıyarak ihmal etme yanılgısıdır.

Peki, insan mükemmelliğinin sınırları nedir? Kutsal Kitap bize Tanrı’nın insanı kendi benzeyişinde yarattığını öğretmektedir (Tek. 1:26). Öyleyse insan tanrılaşmak için planlanmış bir yaratıktır. Ortodoks Kilisesi’nin ‘theosis’ (Tanrı’yla birleşme) doktrinine göre, insan ancak Tanrı ile birleşerek ve bütünleşerek yaratılış amacını gerçekleştirebilir ve mükemmelliğin sınırlarına ulaşabilir. “ ‘Göklerdeki Baba’nız mükemmel olduğu gibi siz de mükemmel olun” diyerek efendimiz İsa Mesih, bizlere varılacak hedefi göstermiş ve böyle bir mükemmelliği insan bedeninde önce kendisi gerçekleştirmiştir.

İnsan olmuş bitmiş bir varlık değildir. Yaratıcısı onu mükemmellik için yaratmışsa da, henüz bu amaç oluşum aşamasındadır, ve maalesef, ‘günah’ dediğimiz olumsuz tavır insanlığı Tanrı’dan ve kendisinden yabancılaştırarak bu ilerlemeye ket vurmuştur. İsa Mesih bu olumsuzluğu gidererek ve insanın ruhsal evriminin önündeki engelleri kaldırarak bizler için yetkinliğin yolunu tekrar açmıştır. Ünlü kilise babası Aziz Atanas’ın özdeyişiyle, İsa’da “Tanrı insan oldu, insan Tanrılaşsın diye.” Vartavar Bayramı’mız bu olguyu simgesel olarak dile getirmekte ve bize insanlık hedeflerimizi bir kez daha anımsatmaktadır.

Bir gün İsa Mesih üç öğrencisiyle, dua etmek için dağa çıktığında, onların önünde görünümü değişti. Yüzü güneş gibi parladı, giysileri ışık gibi bembeyaz oldu. O anda Musa ve İlyas öğrencilere göründü. İsa’yla konuşuyorlardı. Öğrencileri, o güne dek mucizelerini görüp hayran kaldıkları İsa Mesih’i artık gerçek şahsiyetiyle tanımaya başladılar. Bir keresinde Bedros ona “Sen Tanrı’nın Oğlu Mesih’sin” demişti. Ancak Tanrı Oğlu’nun neye benzediği hakkında en ufak bir fikri yoktu. O dağda hem gözleriyle gördü, hem de Tanrı’nın onaylayan sesini işitti. “Parlak bir bulut ansızın onları gölgeledi. Buluttan gelen bir ses, ‘Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum. O’nu dinleyin!’ dedi.” (Mat. 17:5)

Mesih’in bu görünüm değişimi (transfigürasyon, aylagerbutyun) olayını Kilisemiz beş büyük bayramdan biri olarak kutlamaktadır. Çünkü bu olay sadece İsa’da gizli Tanrılığın açığa çıkması değil, aynı zamanda ondaki insanlığın en mükemmel düzeyde belirmesidir. Tapor Dağı’nda İsa’da gerçekleşen o muhteşem dönüşüm, bir gün onu takip eden tüm ışık çocuklarında da yinelenecektir. Bu olaya tanık olan Yuhanna’nın dediği gibi, “Sevgili kardeşlerim, daha şimdiden Tanrı’nın çocuklarıyız, ama ne olacağımız henüz bize açılmadı. Ne var ki, Mesih göründüğü zaman O’na benzer olacağımızı biliyoruz.” (1 Yuh. 3:2)

Öyleyse bu bayram bir anlamda Hristiyan ümidinin kutlanışıdır. Der Hisus’un görünümünün değiştiği o günden beri biz insana artık sadece etten ve kandan oluşmuş bir yaratık olarak değil, ruhu Tanrılığın gizil güçleriyle donanmış bir ışık yumağı olarak bakmayı öğrendik.

İnsanın bundan sonraki potansiyel evrimi, ruhun Tanrısal aydınlanmaya kendini açmasıyla mümkündür. Nasıl ki güneş biyolojik yaşamın varolma ve gelişme şartıysa, Kutsal Ruh da her türlü ruhsal yetkinliğin şartıdır. Öyleyse genetik devrim tek başına hiçbir zaman insanı mükemmelleştirmeye yetmeyecektir. Sadece ruhsal devrim bizi ışık saçan Tanrı Oğlu’na benzetebilir. Ama bunun için önce ruhu keşfetmek ve onun genetiğiyle uğraşmak gerekmektedir.

 

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/12129/vartavar-yortusu-ve-insanin-evrimi