30 ve 31 Mayıs’ta, Türkiye Ermeni Katolik Cemaati’nin Ruhani Önderi Kerabaydzar Levon Zekiyan, Mardin ve Diyarbakır’ı kapsayan bir önderlik ziyareti düzenledi. Göreve seçildikten sonra bölgeye ilk kez gelen Zekiyan’ın ziyareti, kiliseler arası diyalog açısından önemli gelişmelere vesile oldu.

Çok kültürlü, çok inançlı dokusuyla herkesi büyüleyen tarihi şehir Mardin, önemli bir ziyarete ev sahipliği yaptı. 30 ve 31 Mayıs’ta, Türkiye Ermeni Katolik Cemaati’nin Ruhani Önderi Kerabaydzar Levon Zekiyan, Mardin ve Diyarbakır’ı kapsayan bir önderlik ziyareti düzenledi. Göreve seçildikten sonra bölgeye ilk kez gelen Zekiyan’ın ziyareti, kiliseler arası diyalog açısından önemli gelişmelere vesile oldu. 29 Mayıs Cuma günü Mardin’e giden Zekiyan, Surp Agop Hastanesi Halkla İlişkiler Müdürü Talin Ergüneş’in organizasyonuyla resmî ziyaretlerde bulundu. Zekiyan ve beraberindeki heyet ilk olarak Mardin Belediyesi Eşbaşkanları Februniye Akyol ve Ahmet Türk’ü ziyaret etti. Ertesi gün, ayinler için İstanbul’dan gelen kafileyle, şehirdeki inanç merkezlerine gidildi.

Tarihi bir gün

30 Mayıs Cumartesi akşamüstü, şehirdeki Surp Hovsep Kilisesi’nde, Kerabaydzar Zekiyan’ın yönetiminde yapılan Badarak ayininde ilahileri, İstanbul’dan gelen koro seslendirdi. Mardin’de toplam 17 kilisede dönüşümlü olarak ayinler düzenleniyor. Bu kiliselerden biri olan Surp Hovsep’te, yılda ancak birkaç kez, İstanbul’dan, Lübnan’dan veya komşu Kamışlı’dan din görevlisi geldiğinde Ermenice ayin yapılabiliyor. Kerabaydzar’ın ilk ziyareti nedeniyle tarihi bir günün yaşandığı kilisede, ayine, Deyrulzafaran Manastırı Metropoliti Saliba Özmen ve Mardin Belediyesi Eşbaşkanı olan, Süryani cemaatine mensup Februniye Akyol da katıldı.

Kerabaydzar Zekiyan, 31 Mayıs Pazar günü Diyarbakır’a geçerek Surp Giragos Kilisesi’nde Badarak ayini sundu. Burada da, Katolik bir din adamının Ermeni Apostolik Kilisesi’nde Badarak ayini sunmasıyla, bir ilk yaşandı. Ayine, şehirdeki Müslüman ve Hıristiyan birçok Ermeni’nin yanı sıra, yurtdışından gelen Diyarbakırlı Ermeniler, Mardin ve çevresindeki Süryani, Arap ve Keldani, tüm Hıristiyan cemaatlerinden, yaklaşık 300 kişi katıldı. Patrik Genel Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan’ın da yer aldığı ayinde ilahileri İstanbul’dan gelen koro seslendirdi.

‘Ortadoğu’da kardeş kardeşi öldürüyor’

Kerabaydzar Levon Zekiyan, Mardin Surp Hovsep Kilisesi’ndeki ayinde verdiği vaazda, kilisenin sessiz göründüğünü belirterek, “Bu kilise geçmişte sessiz değildi. Ninelerinizin, dedelerinizin duaları bu mabedin duvarlarında yankılanıyordu” dedi. Zekiyan, insanlığın, İsa Mesih’in çarmıha gerilişine atıfta bulunarak, insanlığın bugün de bir sınavla karşı karşıya olduğunu söyledi: “Büyük Fransız filozof Pascal der ki, ‘İlk günahı anlamak ve kavramak insanlık için çok zor olabilir. Fakat onsuz insanlık tarihini anlamak çok daha güçtür.’ O günden beri insanlık için acı ve ızdırap âdeta bir yasa olmuştur. Kain, kardeşi Habil’i öldürüyor ve günümüze kadar bu böyle devam ediyor. Bugün sizler bunu çok daha yakından yaşıyorsunuz; sınırın hemen ötesinde Ortadoğu’da kardeş kardeşi öldürüyor. Bunun ezelden beri böyle geldiğini ve maalesef böyle de devam edeceğini biliyoruz.”

Zekiyan, 1915 kurbanı din adamı Maloyan’ı anarken, bugüne dair umudunu da ifade etti: “Bu kilisenin dinî önderi Başepiskopos İgnatyus Maloyan’ın yaşamı 1915’te, çok büyük acılarla son buldu. Maloyan’dan başlayarak tüm şehitlerimiz, mutludurlar ve bizler için dua etmektedirler. Esas sorun bizdedir, asıl travmayı bizler yaşıyoruz. Her şeyden önce, kendimize ‘Bizler onlara layık evlatlar mıyız?’ sorusunu sormamız gerekiyor. Sizler bu sessiz kalmış kiliseye ses verdiniz, demek ki sizde bir liyakat var. Burada Süryani kardeşlerimize de şükranlarımı sunmadan geçemeyeceğim. Bugüne kadar ruhani anlamda Ermeni cemaatinin tüm ihtiyaçlarına cevap vermiş, inançlarına bağlı kalmalarını sağlamışlar. Bu, dünyada örneğine çok az rastlanan, minnettarlık duymamız gereken bir kardeşlik tablosudur. Bu kardeşliğin devamını diliyoruz.”

Mardin’in Ermeni kültür mirası ilgi bekliyor

Büyük ilgi gören inanç turunu Agos adına takip etmek üzere kafileye dâhil olunca, Mardin’deki Ermenilerle yanyana gelmek ve restore edilmeyi bekleyen Surp Kevork Kilisesi’ni görerek  çalışmalar hakkında bilgi sahibi olmak fırsatını buldum.  Tarihi şehirdeki Ermeni varlığını geçmişi ve bugünüyle sürdürme mücadelesi insanı derinden etkileyecek yoğunluktaydı.

Ohannes’in rehberliğinde Mardin’deki Ermeni varlığı

Ohannes SaabyanOhannes Saabyan

İki günlük seyahatte ilk olarak Süryani Kırklar Kilisesi’ni ziyaret ettik. Ziyarette, Süryani Metropolit Gabriel Akyüz, bölgede yaklaşık beş bin Süryani’nin yaşadığını, yaklaşık elli ailenin Avrupa’dan dönüp memlekete yerleştiğini ve devletin güvence vermesi halinde daha çok dönüş olacağını söyledi.

Seyahat boyunca, bizlere, Surp Hovsep Kilisesi’nin varlığını sürdürmesini sağlayan Uğurgel ailesinin genç fertlerinden Ohannes Saabyan (Can Uğurgel) rehberlik etti. Mardin’deki Ermeni varlığı konusunda birçok kaynak olsa da, hiçbir yazılı metin, henüz 20’li yaşlarında olan rehberimiz eşliğinde yaptığımız seyahat kadar bilgilendirici olamazdı. Ailesi ve akrabalarından oluşan yaklaşık 40 kişilik Ermeni cemaati, tüm gücüyle, şehirde atalarından kalan mirasa sahip çıkmaya çalışıyor. Ohannes’in büyükdedesi 1915’te sürgüne gitse de memleketine dönmeyi başarmış ve geride bıraktıklarını kazanmak için büyük çaba sarf etmiş: “Dedem sürgüne gittiğinde Mardin’de birçok mülkleri varmış. Döndüğünde bunların tamamını işgal edilmiş halde bulmuş. Her şeye rağmen Mardin’de kalmayı tercih etmiş; çalışmış, didinmiş ve büyük kısmını geri almış.” Ailesinin bugüne kadar Türkçe isimler kullandığını söyleyen Ohannes, son yıllarda dünyaya gelen çocuklarına Hıristiyan isimleri vermeye başladıklarını belirtiyor. Eğitimini Mardin’de, devlet okulunda alan ve kilisede diyakon olarak görev yapan Ohannes, kilise ilahilerini ve Ermeniceyi, yaz tatillerinde ailesiyle birlikte geldiği İstanbul’da, kişisel kararlılığıyla öğrenmiş.

Mardin’de birlikte yaşama kültürü

Şehirde yaşamını sürdüren Ermenilerden biri de Florans Orundaş. Belediye’nin kültür işlerinde aktif olarak görev yapan Orundaş’ın da belirttiği üzere, araştırmalar, Güneydoğu Anadolu’da, beraber yaşama kültürünün en medeni şekilde sürdürüldüğü şehrin Mardin olduğunu gösteriyor. Ohannes’in rehberliğinde eski Mardin’in sokaklarında yaptığımız gezide bunu bizzat tecrübe ettik. Mezopotamya ovasından esen ılık rüzgârlar şehrin beraber yaşama kültürüne de yansımış. Hıristiyanların, özellikle de Süryanilerin, yaşamlarını özgür şekilde sürdürdükleri ilk bakışta görülebiliyor. İkinci durağımız olan Keldani kilisesi de birkaç yıl önce restore edilmiş. Burada bizi Suriye Kamışlı’dan göç etmek zorunda kalmış bir Ermeni olan Fade Bülbül karşılıyor. Burada yaşama şansı bulmuş birkaç Suriyeli Hıristiyan’dan biri olan Bülbül, kilisenin bakımını üstlenmiş. Kamışlı’daki akrabalarının, bölge YPG’nin kontrolünde olsa da, IŞİD tehdidi altında olduğunu belirtiyor.

Surp Kevork Kilisesi restorasyon bekliyor

Mardin’in sokaklarında gezerken, şehrin siluetine birer yüzük taşı gibi serpiştirilmiş, Sarkis Lole gibi Ermeni mimarların eserleri göze çarpıyor. Şehrin tam ortasında, büyük bir tahribata uğramasına rağmen yıkılmamış ve halen tüm ihtişamıyla ayakta duran bir Ermeni kilisesi mevcut. Kilisenin tapusunun Mardin Ermeni Vakfı’nda olduğunu belirten Ohannes Saabyan, kilisenin rölöve çalışmalarının tamamlandığını söyledi ve restorasyonun gelecek aşamaları hakkında şu bilgileri verdi: “HAYCAR mimarları buraya gelip çalışmalar yaptı; Europanostra’nın desteğiyle rölöveler çıkarıldı. Restorasyonun yaklaşık üç milyon dolara mal olacağı tahmin ediliyor. Europanostra bunun yarısını karşılayacak. Kalan tutar için tüm yetkililerle görüşüyoruz. Bu kültür mirasını ayağa kaldırmak için destek bekliyoruz.” Diyarbakır’daki Surp Giragos Kilisesi’nin restore edilmesinin bölgeye getirdiği hareketlilik düşünüldüğünde, Mardin’deki bu kültür mirasının ayağa kaldırılmasının da çok olumlu bir etki yaratacağı açık.