Batı Ermenistan.

On sekiz aylık ıstırabım boyunca gördüğüm her şeyi söylememe henüz izin vermediniz… Yine de gözlerimin gördüğünü, ve dünyanın gördüğünden beri kimsenin görmediğini tüm dünyaya anlatmam gerekiyor, öyle ki beni dinledikten sonra insanlık korkudan sararacak ve bir göçmenin kalemi kağıt üzerinde kırılacaktı… 

Genç ve yaşlı, kadın ve çocukların sonsuz ve kederli yürüyüşünü, ayrılık ve katliam sahnelerini, gökyüzünde ilgisiz kalan Tanrı’yı, yeryüzünde vahşi hayvanlara dönüşen  insanları, kan gölüne ve suç denizine dönüşen dünyayı ve  cesetlerden yükselen  nehir gördüm ․․․

Dünyanın her yerinden kesilen binlerce boğazın iç çekişini boğazımdan duyulması için, binlerce Ermeni kadının solgun bakışlarında parladığı gibi gözlerimin derinliklerinden yardım dualarının alevi, haykırışlar, intikam duaları şimşek gibi parlatmak için ben hayatta kaldım…

Binlerce şehidin şahidi, habercisi olarak  yaşanan tüm dehşetleri anlatmak için hayatta kaldım…

Ve, şimdi ben karşınızdayım:Giysilerim üzerine onların pıhtılaşmış kan izleri var, gözlerimde asil bakışlarının yürek burkan çığlıkları, kulaklarımda çığlıklarının ürkütücü sesleri var.

Söylemek istediklerimi henüz formüle etmedim ama yüz hatlarımdan, görünüşümden, tuhaf hareketlerimden her şeyi anlayacaksınız…

Hayatta kalma arzusunun, donmuş gülümsemelerin, doğmamış hayallerin ve boğulmuş çiçeklerin,  toprak altında kalan embriyoların,yanan tomurcukların uyandığını, sulandığını, Allah sevgisiyle dirildiğini, çiçek açtığını, döllendiğini bir haberci olarak herkese anlatmak için hayatta kaldım. Son zamanlarda Türkiye-Ermenistan’dan Kafkasya’ya kaçan genç bir kız olan Astlik Bizyan’ın yazdığı bu harika sayfa, Ermeni mültecilerin “Hayastan” adlı  gazetesinin 1918 yılındaki son sayılarından birinde yer aldı.

“ARMENOSİD’i Unutma, Unutturma”