Birinci Cumhuriyet Başbakanı Aleksander Khatisyan’ın yayımlanmamış anılarından alıntılar:

(Fizik ve Matematik Bilimleri Doktoru, Profesör Vladimir Harutyunyan’ın yeni kitabından alıntı)

… Tüm diplomatlar, bakanlar, gazeteciler ve kamuoyundaki kişilerle yaptığımız görüşmeleri, ziyaretleri ve sohbetleri adım adım, gün be gün aktaracak olsam, Yerevan’a döndükten sonra Ermenistan  hükümetine sunulan delegasyonumuzun raporu gibi devasa bir cilt elde etmiş olurum. Bu yüzden, basitlik adına,  temasta bulunduğumuz tüm gruplarla olan bağlantılarımızı sundum.

Temas ettiğimiz gruplar şunlardan oluşmaktadır: Sadrazam Talat Paşa başkanlığında Harbiye Nazırı Generalsimus Enver Paşa, Hariciye Nazırı Missilem Bey’den oluşan Bakanlar Kurulu, Savaşan güçlerden üçü olan Almanya’dan Kont Benkendorf, Avusturya-Macaristan’dan Marquis Palavinski ve Bulgaristan’dan Kolich olmak üzere  yabancı elçileri; tarafsız güçlerden İran ve İsveç elçisi; “Takin” eski editörü, Meclis Başkan Yardımcısı Hüseyin Cahid-bey, Deniz Kuvvetleri Bakanı, Jön Türkler Komitesi, Ermeni ve Türk basını, Türkiye Trabzon heyeti başkanı Rauf Bey ve Türkiye Parlamentosu’ndan birçok kişi gibi Türk siyasetçiler. Ayrıca Enver Paşa bizi Ermeni meselesi üzerine sohbet ettiğimiz padişahla tanıştırdı. Aynı zamanda, alınan talimata göre, Ermenistan Cumhuriyeti Hükümeti’nden yetki almış olan Ermeni Ulusal Konseyi heyeti üyeleri Hamo Ohanjanyan ve Arşak Zurabyan. Bu iki kişi, Alman Hükümetine gerekli her şeyi sunuyordu, Bolşevik Rusya’nın Almanya Büyükelçisi İoffe ile temas ediyordu. Ermeni heyetinin Konstantinopolis’te dört ay boyunca ilişki ve temasta bulunduğu gruplar bunlar. Halil Bey ile yaptığımız ilk görüşmede, bütün devletlerin küçük topraklardan varlıklarını başlattıkları, zamanla evrildiği itirazıyla karşılaştık. Söz konusu özellikle, 400.000  nüfusu ile varlığına başlayan Yunanistan ve 30.000 m2 yer alan  6 milyon nüfusa sahip olan Belçika. 

1916’da Saray’da Zemstvo’lar hakkında  istişareler yeniden başladığında, Ermeni toprakları sorunu Ermeniler için bir sorun haline geldi. Ben o istişarenin bir üyesiydim. Biz ısrarla Ermeni nüfusun yoğun olduğu alanlar yaratmaya çalıştık. Bunu sağlamanın tek yolu idareyi yeniden dağıtmak, yani eyalet ve il sınırlarını yeniden çizmekti. O çalışma, yani o sorunun teorisinin hazırlanması, daha sonra ölen arkadaşımız A. Şahatuni tarafından yapılmıştır. O, 

Kafkasya’daki Ermeni toprakları meselesini anlamak için bir etkileyici çalışma yayınladı.

Ermeni toprakları meselesinin temel olarak çözülmesi için Kristapor Vermişev, Şahatuni ve başka bir üyeden oluşan bir komisyon kurduk. Levon Mantaşyan o çalışmalar için 20.000 ruble tahsis etti ve kapsamlı bir araştırmadan sonra çalışma tamamlandı.

Sınırın yeniden “ çizilmesi” ve eyalet sınırlarına dönüştürülmesi taslağıyla ilgili hepimizin özellikle Meclis’te temsil ettiği konuşmaların temeliydi.

Biz, Lori ve Akhalkalak’ı Tiflis’ten (Gürcistan), Elizavetpol vilayetinden Zangezur’u ve Karabağ’ı, Kars yöresinden Kars ve Kağızman bölgeleri koparmaya çalışıyorduk. Bu durumda, yoğun ve çoğunluğu Ermeni nüfusa sahip sağlam bir ulusal Ermeni toprakları kurulurdu. Türkler, 6 vilayetteki Ermeni nüfus yoğunluğunu suni olarak seyreltip 

hiçbirinde Ermenilerin çoğunluk oluşturmaması için çaba harcıyordu, aynısı Kafkasya’daki Çarlık hükümet yetkilileri tarafından da yapıldı. Türkler, altı vilayetlerin sınırlarını, Ermenilerin hiçbir vilayette nüfusun %38’inden fazlasını oluşturmayacağı şekilde böldüler ve bu da onlara Ermenilerin hiçbir vilayette çoğunlukta olmadığını iddia etme hakkı verdi. Bu yüzden Ermeni toprakları meselesi çok hassastı: Çözüme yönelik adımlar daha sonra çok kana mal oldu, ancak bu adımlar olmadan Ermenistan Cumhuriyeti demokratik veya Sovyet olarak var olamazdı.

Esas Ermeni toprakları Yerevan eyaleti, Kars bölgesi ve Elizavetpol eyaletinin bir parçasıydı.

Yerevan vilayetinin nüfusu 669.871’i Ermeni olmak üzere 1.114.498, Kars bölgesinin nüfusu 123.170’i Ermeni olmak üzere  404.305, Elizavetpol vilayetinin nüfusu 418.859’u Ermeni olmak üzere 1.275.131, Tiflis’in (Gürcistan) nüfusu 411.747’si Ermeni olmak üzere 1.472.308 idi. 

Ermeniler her yerde güçlü bir unsur olarak mevcuttu, ancak, yalnızca tüm vilayetlerde değil Yerevan vilayetinde mutlak çoğunluğu (yaklaşık %60) oluşturuyorlardı. Genel olarak, Transkafkasya’da Müslümanlar’ın  %42,02, Gürcülerin %20,89, Ermenilerin – %22,92 toplam nüfusu vardı. Transkafkasya’daki Ermenilerin sayısı 1.803.556, Gürcülerin sayısı 1.651.378 idi.

Değişmiş sınırlar halinde, Ermenistan Cumhuriyeti örneğinde, eski Rus devletlerinin sınırlarını dikkate almadığımızda, tamamen farklı bir istatistiksel tablo elde edildi: Teorik olarak düşündüğümüz gibi,1917 Ermenistan Cumhuriyeti’nde  %66’sı yani 1.416.000 Ermeni, %31’i yani 670.000 Müslüman, %3’ü – 73.000 kişi diğer milletlerin temsilcileri olmak üzere 2.159.000 kişi olması gerekirdi. Bu durumda bile Ermenistan dışında, Gürcistan, Azerbaycan ve Kuzey Kafkasya’da 494.000 Ermeni vardı. Ancak böyle bir görünüm elde etmek için idari sınırların yeniden çizilmesi gerekiyordu. Sarayda bunun hakkında çok sık ve uzun süre konuşuldu. Fakay 1916’da Çarlık yönetimi sırasında Saray’da  “Ermeni ulusal toprakları” hakkında konuşmadık. Genel olarak biz, iklim, geçişler, tarımsal sulamanın nedenlerini, mevcut idari sınırların revize edilmesine dair konuştuk. Herkes sessizce birbirini anladı ama kimse nesneleri kendi  isimleriyle adlandırmıyordu. Ama mücadele şiddetliydi. Tatarlar sınır revizyonuna karşıydı ve Gürcüler de öyle.

Ama bu düşünce içimizde çok derindi. Sonuçta, hala 1905-1906’da. Ermeni-Tatar ihtilafı sırasında, sağlam ulusal topraklar yaratmak, onları güvenli ve emniyetli yollarla birbirine bağlamak için sağır bir mücadele vardı. Bu yüzden 1905’ten 1916’ya kadar bu önemli bilgiyi getirmeyi önemli buldum. On yıl önce sağır ve dilsiz tartışılan ve 1917-1918’de  şiddetle ortaya çıkan soruların ve tartışmaların açıklanması için. Ve, 1918’de Konstantinopolis’te birçok kez Ermenistan’ın sınırlarını mümkün olduğu kadar çok Kafkasya Ermenisini barındıracak şekilde çizmeye çalıştık.

Çalışmalarımızın temeli buydu. Daha sonra bu konulardaki çalışmalar genişletildi. Şu anda, hepsi Paris’te Ermenistan Cumhuriyeti heyetinin bir yayını şeklinde dört ayrı cilt halinde bulunmaktadır.

Ama Türkler bizim tüm projelerimizden haberdardı ve bilinçli olarak onlara karşı çıktılar. Yaşanabilir bir Ermenistan’ın yaratılmasını ve kurulmasını istemiyorlardı.

Onların, Karabağ-Zangezur’u Nahiçevan’ın Bakü’ye bağlanabilmesi için, Kars ve Akhıltskha’dan Kazak-Elizavetpol’e gidebilmeleri için Akhalkalak-Lori’ye ihtiyaçları vardı. Bu yarışma sırasında, Türkler tasarımlarını ve oyun kağıtlarını ortaya çıkarmak istemediği için gerçek gizlendi. Ancak Haziran ayından Temmuz ayına kadar yaklaşık bir buçuk ay süren sınırların veri, çizim ve taslaklarını hazırladığımız sürece Gürcüler ve Tatarların aynı bölgeleri kendi sınırlarına dahil ettiğini gördük.

Burada zaten olgunlaşan bir iç çatışma, daha sonra Ermeni-Gürcü, Ermeni-Azeri, Gürcü-Azeri savaşlarına dönüştü. Bu çatışma bugün de bitmemiş değil. Sadece geçici olarak yeraltına itildi.