Kelebek değişimin ve uyanışın sembolüdür, başlangıçta solucan olan sürünebilir, bir canlı,

ama şaşırtıcı bir dönüşümle koza aşamasından geçerek sınırlı bir alanda sürünen bir yaratıktan sonsuzluğa uçan bir canlıya dönüşür.

Aslında kelebek bir dönüşümün simgesidir.

Kendini Ermeni sanan ama başkalarının inançlarının tutsağı olan birine Ermeni inancını tanıttığımda, Ermeni Tanrıları’nın kim olduğunu ve bir Ermeni’nin hayatındaki rolü ve önemini anlattığımda, Hayk Nahapet hakkında anlattığımda ve başkalarının kendi atalarını ve kendisini Nahapet’ten ve onun inancından nasıl kopardığını ve bir başka milletin inancını kendi kutsallığı olarak kabul ettirdiğini anlattığım zaman o insan, milletinin yüzyıllar boyunca uçuruma düşmeye devam ettiğini anlamaya başlar, çünkü milletinin “lokomotifine”  yabancı “yakıtları” zorladılar.

Bu bilince ulaşan Ermeni, bir koza evresinde yaşamaya başlar ve bu süreçte sürünen bir solucandan uçan bir kelebeğe dönüşür. Orada, dinler ve inançlar alanında artık sürünen bir tür olmayıp, milli inancının semalarında güvenle ve gururla uçan Haykazun doğar.

Bütün milletler milli inançlarına göre yaşasın ve Ermeniler Haykazun atalarının kutsal inançlarına göre yaşasınlar ve böylece ERMENİ adını alsınlar.

Kurm Harut Arakelyan

“Batı Ermenistan Haygazunların Beşiğidir”