Misyonunu sürdüren Batı Ermenistan heyeti, Muş’ta devletin sergilediği ayrımcılığa, genel olarak Ermeni karşıtı politikaya boyun eğmemiş ve böylece Ermeni kimliğini koruyabilmiş Ermeni vatandaşlarıyla görüştü. 

Ermeni halkının tarihi boyunca Sasun ve Muş halkının cesaretleri ve vatanseverlikleri ile öne çıktığını hatırlatmak gerekir.

Muş’ta bulunan her Ermeni için  Surp Garabet Manastır kompleksini ziyaret etmek büyük bir misyondur. Delegelerimiz de Surp Garabet Kilisesini ziyaret etti.

Delegeler manastırın kalıntılarına ulaşmadan önce Muş-Khunus yolu üzerinde bulunan Aratsani Nehri üzerindeki ünlü Sulukh Köprüsü’nde durdular. Bu muhteşem köprü 867 yılında bir Ermeni tarafından yaptırılmıştır. Köprü 190 metre uzunluğunda ve 12 kemer üzerine inşa edilmiştir. Oradan heyet üyeleri, şu anda Çengilli olarak adlandırılan köyde yer alan Surp Garabet  Manastırın kalıntılarına hareket etti. Manastırın bulunduğu yerde eskiden bir mehyan yani pagan tapınağı bulunurdu, ancak 4. yüzyılda Hıristiyanlığa geçiş sırasında manastıra dönüştürüldü. 

Surp Garabet Manastırı, Batı Ermenistan’daki en büyük ve en görkemli kutsal mekan olarak kabul edildi. Sadece Daron dünyasının en ünlü manastırı değil, aynı zamanda, Kutsal Eçmiadzin’den sonra tüm Ermenilerin bildiği en büyük manastırdır.

Delegelerimiz tarafından kaydedilen kareleri üzülmeden anlatmak mümkün değil: Bir zamanlar görkemli manastır kompleksi binasından sadece birkaç kalıntı kalmış ve kilisenin iç yapısı bir depoya dönüştürülmüş. Bir zamanlar manastıra ait olan Ermeni haçkar anıtları, etrafta yapılan evlerin duvarlarında açıkça görülüyordu.

“Batı Ermenistan Tarihin Kendisidir”