5 Temmuz 2022’de Cenevre’de düzenlenen Yerli Halkların Haklarına İlişkin Uzman Mekanizmasının 15. oturumunda, Batı Ermenistan Dışişleri Bakanı Lidia Margosyan Batı Ermenistan Ermenileri Kongresi adına 9.Madde’deki  “Yerli halkların kadın cinsiyetine karşı şiddet” konulu bir konuşma yaptı. Konuşmadan bir alıntı sizlere sunuyoruz:

Sayın Başkan,

Her şeyden önce, kutsallıklarını korumak için verilen bu mücadelede yerli halkların kadınlarının çektiği acılarla dayanışmamı ifade etmek istiyorum. Yerli Ermeni kadınlarına yapılan işkence soykırım programlarının doğrudan bir sonucudur ve 1920’de Ermeni halkının acılarına ve tarihine dayanarak Ermeni devletinin tanınmasını onaylayan uluslararası hukuk uygulanana kadar devam edecektir.

Yerli Ermeni kadının acısı, Ermeni Platosu’nda Türk-Selçuklu sömürgeciliğinin şiddetinin bir yankısıdır ve geçmişin, bugünün ve geleceğin bir parçasıdır.

– Geçmişin ıstırabı, sömürgeleştirmeye eşlik eden insanlığı yok etme yoluyla ve paroxysmal aşamada Ermenilere karşı işlenen soykırım sırasında kurban giden yerli Ermeni kadının kutsallığına yapılan saldırı ile Fransız milletvekili Jean Jaures’in kalemi altında doğrudan ve tamamen teşhir edildi: “Hamile kadınlarını parçaladılar, karnındaki ceninlerini kılıç ucuyla öldürdüler, kızlar Türk askerlerine ve Kürt göçebelere teslim edildi, tecavüze uğradı, işkence gördü ve canavarca kurşuna dizildiler.”

– İşgal altındaki Batı Ermenistan’da sömürgeci şiddet yoluyla bugünün ızdırapları, zorla sürgün ve zulmün günlük yaşamlarında, benim de aralarında bulunduğum, hayatta kalanların torunları olan, hayatta kalanların torunlarından mahrum bırakılan sürgündeki kız kardeşlerinin acılarını tekrarlayan dönüş hakkı, fiilen asimile edilmiş ve atalarının bilgisini edinme yolları kaybolmuştur.

Mevcut şiddet 2020’de Batı Ermenistan’ın Artsakh bölgesinde, Azerbaycan tarafından başlatılan ve 5.000 evladın kaybı ve 10.000 kişinin engelli kalmasıyla sonuçlanan bir saldırganlık savaşı sırasında gerçekleşti. Bu acıyı yine Ermeni anneler yaşadı.

Acılara ek olarak, insanlık tarihinde ilk kez 150.000 nüfuslu barışçıl bir yerli halka karşı eşi benzeri görülmemiş bir uluslararası askeri cephanelik kullanılırken dünyanın sessizce izliyor olması gerçeğidir.

Ve tüm bu annelerin acıları, oğullarının kaderiyle ve 2020’den beri Azerbaycan hapishanelerinde yasadışı olarak hapsedilenlerle bağlantılıdır.

Son olarak, bundan böyle ebedi soykırım olarak adlandırılması gereken geleceğin şiddeti, ilerleyen programlarda Ermeni milletini vurmaktadır.

Teşekkürler