Bugünün işgal edilmiş ve Ermeni nüfusundan mahrum bırakılmış  Şuşi, Türk-Azerbaycan tandeminin asırlık ve değişmeyen Artsakh’taki etnik temizlik politikasının gerçek bir örneğidir.

Artsakh İnsan Hakları Savunucusu Geğam Stepanyan bunu Facebook sayfasında yazdı.

Artsakh İnsan Hakları Savunucusu şöyle yazdı:”2020 sonbaharında Artsakh halkına karşı başlatılan savaş sonucunda, Ermeni kültür merkezi olan Şuşi de dahil olmak üzere Artsakh Cumhuriyeti’nin yaklaşık 200 yerleşim yeri Azerbaycan tarafından işgal edildi. Azerbaycan her zaman Şuşi’yi ele geçirmek, Ermeniliğini tahrif etmek ve Azerbaycan’ın bir parçası olarak sunmak yönünde hareket etmiştir.

Kentin işgali sırasında Türk-Azerbaycan tandeminin esas araçları etnik temizlik ve soykırımdı. Şuşi’nin kültürel mirası, şehrin Ermeni aidiyetinin özgün bir kanıtıdır. Bu nedenle savaş sırasında Ghazançetsots Surp Amenaprkiç kilisesi kasıtlı olarak iki kez hedef alındı, ateşkesin ardından Surb  Hovhannes Mıgırdiç Kilisesi ve Şuşi’deki birçok Ermeni kültürel değerlerine sürekli saygısızlık edildi. Bugünkü işgal Şuşi’nin statüsünü değiştiremez, Şuşi Artsakh Cumhuriyeti’nin ayrılmaz bir parçası olmuştur ve olmaya devam edecektir.” 

Şuşi şehri Batı Ermenistan için çok önemli. Vatan mücadelesinde ruhumuzun kırılmaz olduğunu ve tüm eylemlerimizin haklı olduğunu hatırlamalıyız. Şuşi bir Ermeni şehridir ve öyle kalacaktır.