1512-1520’de Molla İdris liderliğindeki Kürt aşiretinin yardımıyla İran Şahı İsmail’in ordusuna karşı zafer kazanan Osmanlı Padişahı Birinci Selim Yavuz, bunun yerine savaşçı yeni müttefiklerine Batı Ermenistan’da yerleşme ve egemenlik hakkı verdi. 

Çok sayıda İran’daki Kürt göç edip Ağdznik, Moks, Vaspurakan eyaletlerine yerleşti, Türklerin güvenilir bir desteği oldu ve bir dizi otorite yarattı. Bunların en büyüğü, Kürt Rojaki aşiretinin yeni kurulan yarı bağımsız Bağeş-Bitlis hanlığıydı. 1605’te Bağeş’in Avdal Han’ı Sasun’u işgal etmeye çalıştı, ancak Sasun yakınlarında mağlup oldu ve bir fermanla Sasun’un ayrıcalıklarını yeniden tanımaya zorlandı, ayrıca, haleflerine Ermeni prensi Holo’nun oğlu ve dağlık  Sasun’un Ermeni ve Kürt nüfustan vergi toplamamalarını emretti. Bundan sonra, Sasun yalnızca resmi olarak Bağeş hükümetinin bir parçası olarak kaldı.

Makalenin tamamını web sitemizden okuyun.

17. ve 18. yüzyıllarda Bağeş’in Kürt  hanı Van’dan Diyarbakır’a kadar geniş bir coğrafyada hüküm süren Şerefler aşiretindendi. Bu coğrafyanın hanları Şerefler hanedanının vergi mükellefiydi ve birlikleriyle onun bayrağı altında savaşmak zorundaydılar. Saltanatın askeri gücünün zayıflaması nedeniyle, Şerifler güçlendiler ve Yüce Kapıdan neredeyse bağımsız hale geldiler, emirler olarak adlandırılır, yaklaşık 75 bin  kişilik bir ordu ve birçok hak ve menfaatleri vardı.

Bağeş vilayetinin otoritesi aslında devlet içinde bir devletti, ancak hanın padişah tarafından onaylanması ve mutlaka bir Kürt olması gerekiyordu. Bu son durumdan yararlanan Türk hükümeti, küçük hanları büyüklere karşı kışkırtıyor, aşiretler arası çatışmalar kışkırtarak ikisine de aynı anda hanlık hakkı veriyordu. Böylece resmi hakimiyetini sürdürüyordu.

Rüşvetle ya da savaşarak han olanlar başta Ermeni ahali olmak üzere tebaasına zulmettiler. Bağeş’in Hanı hapishaneler yaptırdı, özellikle savunmasız Ermeni nüfusuna ağır cezalar verdi.

 Ermeni nüfusu yavaş yavaş azaldı ve yerini Kürtler aldı. 1880’de  Sultan II. Hamid, Batı Ermenistan’ın idari bölümünü bir kez daha değiştirerek Bitlis-Bağeş vilayetini kurdu ve Ermenilerin en azından burada bir azınlık olması için Kürt nüfuslu ilçeleri yapay olarak bağladı. 1886 ve 1895’te Bağış vilayetinin yapısında da değişiklikler yapıldı ve ardından Birinci Dünya Savaşı’na kadar Bağeş vilayeti Batı Ermenistan’ın altı vilayetinden biriydi. Tarihi Ağdznik ve Turuberan vilayetlerinin bir bölümünü kapsıyordu.

Vilayet, padişahın şiddet içeren rejimine rağmen, ticaretin, el sanatlarının geliştiği, imalathanelerin, fabrikaların ve kapitalist ilişkilerin ön plana çıktığı belli bir ekonomik yükseliş sağlamayı başarmıştır. Bu gelişme 1915 yılında kesintiye uğradı ve vilayet, toplu halde soykırıma maruz kalan çalışkan Ermeni nüfusundan mahrum kaldı.