Trabzon İmparatorluğu’na bağlı özerk bir bölge olan Ermeni Hamşen, 1484 yılında ortadan kalktı ve bölge Osmanlı egemenliğine girdi. Bu tarihten sonraki Osmanlı vergi kayıtlarından da anlaşılacağı üzere ele geçirildiğinde bölge halkının tamamına yakını Hıristiyandı. 1600’lü yıllardan sonra bölgede İslamlaştırma başladı. 1690-1700’lü yıllarda Hamşen’den İslamlaşmayı reddeden bir grup Ermeni Araklı Karadere’ye göç etti. Bu tarihlerden hayli sonra Hamşen nüfusunun tamamına yakını Müslümanlaştı. 

Ancak bütün Hamşenliler Müslüman olmuyor. Kalan Hıristiyan Hamşenliler Trabzon, Ordu, Ünye, Çarşamba, Bafra, Sinop, Adapazarı köyleri ve kentlerine yerleşiyorlar. Sonraki yıllarda bu Hıristiyan nüfusun önemli bir kısmı Kırım, Soçi, Abhazya gibi Karadeniz’in karşı kıyılarına göç ediyor. Kalanların bir kısmı 1915’te katlediliyor, bir kısmı sürgüne gidiyor ve bir kısmı da İstanbul’a göç ediyor. 

Hıristiyan Hamşenli Ermeniler açısından Hamşenli olmak büyük oranda Sivaslı, Samsunlu, Sasunlu olmak gibi bir anlam taşıyordu. Ayrı bir kimlik ifadesi değildi. Müslüman Hamşenliler Hıristiyanlıkla özdeşleşmiş bir kimlik olan (milli bir kilisesi var) Ermeni kimliğinden kendilerini ayırmak, ancak bölgedeki diğer kimliklerle (Laz, Rum, Gürcü) farklarını ortaya koyabilmek için Hamşenli kimliğini ön plana çıkardılar. Böylelikle Hamşen bir yer adı olmaktan çıkıp daha çok bir kimlik adı olmaya başladı. Belki bu nedenle neredeyse 250 yıldır Artvin’de yaşayan insanlar hâlâ kendilerine Hamşenli diyorlar. 

“TC Halkı Sorgulayan Bir Toplum Değil”