Hrant Dink’in adını duyunca hem kaybetmenin acısını hem de gururu aynı anda hissetmeyen Ermeni yoktur herhalde. Türkiye’de Ermenice ve Türkçe olarak yayınlanan “Agos” gazetesinin yazı işleri müdürü Hrant Dink, kendi sesiyle tarihi gerçeği sadece Türk halkına değil,  tüm dünyaya duyuran, mücadele eden bir Ermeni tipiydi. 2007 yılının bu gün, yani 19 Ocak’ta o ses en acımasız şekilde kesildi.

Peki neden özellikle 19 Ocak’ta? Sembolizm sadece rakamlarda değil, içerikte de var. 1920’de o gün Büyük Britanya, Fransa ve İtalya liderliğindeki Milletler Cemiyeti, İtilaf Devletlerinin Yüksek Konseyi, Paris Meclisi’nde Ermenistan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını resmen tanıdı.

O dönemde bağımsızlığını yeni kazanan Ermenistan, Kars, Sarıkamış, Ardahan, Ani, Iğdır, Nahiçevan ve Ararat Dağı’nı kapsıyordu. 55 yıl sonra, 20 Ocak’ta Ermenistan’ın Kurtuluşu İçin Gizli Kurtuluş Ordusu (ASALA) kuruldu. Sembolizmi seven Türklerin gözünden 19 Ocak’ın kaçmadığı belli. Dink neden günah keçisi oldu diye soracaksınız. Bu sorunun cevabını Dink’in “Neden hedef oldum” yazısında bulacaksınız. Dink cesur ve korkusuz bir aydın, cesur konuşmaları ve yazılarıyla tanınan bir gazeteciydi. Ermenilere uygulanan Soykırım ARMENOSİD’in Türkiye’nin resmi görüşünün teyit ettiği gibi bir savaş sonucu değil, önceden tasarlanmış ve planlanmış bir katliam olduğuna inanıyordu.

Türkiye’de inançlarından dolayı defalarca zulüm gören Dink, 2005 yılında altı ay ertelenmiş hapis cezasına çarptırıldı. Ancak zulümden korkmadı ve faaliyetlerine yeniden devam etti. Çarpıtılmış tarihe ışık tutmak, Türk milletinin gözünü açmak için her yolu denedi, tarihi gerçeklerle yüz yüze gelmesini istedi. Hrant Dink, Ermeni hakikatinin Türkiye’deki sesiydi. Türk halkının Ermenilere uygulanan Soykırım ARMENOSİD’in tanıması gerektiğini her zaman vurguladı ve Türkiye demokratik bir ülke olduğunda bunun mümkün olacağını vurguladı. Ancak bu, Ermenilere uygulanan Soykırım ARMENOSİD’in Türk halkı tarafından tanınmasının Ermenilere, soykırıma uğrayan atalarını, korkunç geçmişlerini ve bu korkunç geçmişin yaratıcılarını unutturacağı anlamına gelmez. Hrant Dink, gelecekte soykırımın devlet nezdinde tanınmasına katkı sağlayacağı için soykırımın Türk hükümetine değil, Türk milletine duyurulması gerektiğini vurguladı. Hayatı boyunca Türkiye’de faaliyet gösteren milliyetçi gruplardan tehditler aldı ama yine de sakinliğini korudu. Dink’e yakın çevreler onu şöyle tarif ediyor “Hrant Dink hiçbir zaman Türk düşmanı olmadı, Ermeni sevdalısı da olmadı, sadece Ermeniydi.” 

O sadece büyük bir hayırseverdi, bunu Türkler bile takdir etti. İşte tam da bu insanlık ve adalet yüzünden Hrant Dink bugün yoktur. 19 Ocak 2007’de Hrant Dink, İstanbul’da “Agos” gazetesinin yazı işleri binası önünde bir Türk gencin açtığı ateş sonucu öldü.

Tanıklık yapan “Agos” yazı işleri bürosunun yanındaki lokantanın sahibi, katilin yaklaşık 20 yaşında olduğunu, kot pantolon giydiğini ve başında şapka olduğunu söyledi. Katil, cinayet yerini terk ederken bir ”gavur” öldürdüğünü bağırdı. Katil Ogün Samast ifadesinde cinayeti şahsi sebeplerle işlediğini ve cinayetle hiçbir örgütün ilgisi olmadığını söyledi.

Ancak Samast’ın amcasına göre o, İstanbul’u iyi bilmediği için bu suçu tek başına işleyemezdi. Hem Türk hem de Ermeni basını Dink cinayetini ulusal  zeminde işlenmiş bir cinayet olarak nitelendirdi. Dink’in öldürülmesinin ardından binlerce Türk ve Kürt, İstanbul sokaklarında “Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeni’yiz” sloganları atarak protesto etti.

Ancak Türk resmi bakış açısı, cinayetin ulusal zeminde işlenmediğinde ısrar etti ve bunu sıradan bir cinayet olarak nitelendirdi.

2012 yılında mahkeme nihayet sanıklara olan kararını yayınladı: Buna göre Ogün Samast, cinayet ve yasadışı silah bulundurmakla suçlandı ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Cezanın üçte ikisini çektikten sonra, ceza 2021 veya 2022’de  koşullu hapse çevrilebilir.

Nobel Edebiyat Ödüllü Türk yazar Orhan Pamuk, Hrant Dink’in İstanbul’daki ailesini ziyaret ederken şunları söyledi: Bizi Türkiye düşmanı görenler, Dink’i hain görenler en büyük suçludur. Ve sonuçta hepimiz sorumluyuz.”

Türk senarist Ercan Mehmet Erdem bir röportajında şöye ​​söyledi.” Hrant Dink’in suçu ortaya çıkana kadar kimsenin bu ülkede alnı açık dolaşmaya hakkı yoktur.”

İstanbul Belediyesi, 2018 yılında Şişli’nin Meşrutiyet semtindeki Samanyolu Caddesinin adını Hrant Dink olarak değiştirdi.

Ünlü Ermeni ve yabancı aydınlar, Hrant Dink’i ve faaliyetlerini çok takdir ettiler. Şair Zahrat onun için şu satırları yazdı:

Güvercinler ikna etti, üzerine “ateş açmazlar”dedi, Hrant inandı,

Biraz ürkek, ama  güvercin olduğuna inandı.

Fakat  vurdular.

Planlanmıştı, bana birkaç yıl önce bunu söyledi:

“Ölümüm ayakta olduğum zaman olacak, yatakta değil.”

Nurlar içinde yatsın.

Bize sorarsanız, O her zaman galip  olacak, 

bozulmamış bir heykel gibi.

/ “Hrand Dink Anısına”, Zahrat/.

Makalenin yazarı: Aşkhen Virabyan