Moskova mahkemesinde “16 Mart 1921 tarihli Rus-Türk dostluk ve kardeşlik antlaşmasının” yasallığı, geçerliliği ve yargı yetkisine ilişkin davanın olağan oturumu gerçekleşti.  Bu, bir yıl önce başlayan davanın ikinci aşamasıdır. Dilekçe, Rusya’da yaşayan Ermeni avukat,  Ermeni-Rus avukatlar “ArmRoss” Barosu aşkanı Ruben Giragosyan tarafından hazırlandı. 

Giragosyan, 100 yılı aşkın bir süredir bu anlaşmaların Güney Kafkasya bölgesindeki mevcut sınırların yasal dayanağı olduğunu kaydetti. Daha sonra imzalanan belgelerin geri kalanı, yalnızca bu anlaşmalar tarafından tanımlanan yasal faktörü doğruladı.

“Sovyetler Birliği, zaman zaman Türkiye Cumhuriyeti ile mevcut sınırları belirleyen protokoller imzalamıştır, ancak 1991’den beri SSCB’nin varlığı sona ermiştir. Dolayısıyla Türkiye ile sınır yoktur.

Yani bu iki devlet arasındaki ilişkileri düzenleyen bir antlaşmanın var olduğu söylenemez. Üstelik o anlaşmayı imzalayan taraflar da ortadan kalktı, bugün ne Sovyet Ermenistan, ne Sovyet Gürcistan, ne de Sovyet Azerbaycan var. Ayrıca Türkiye Yüksek Meclisi de yoktur, SSCB de yoktur. Yani o anlaşmaları imzalayan bir taraf yok” diyen Giragosyan, Moskova ve Kars antlaşmalarının uydurma olduğunu sözlerine ekledi.

Avukat, Türkiye ve Azerbaycan’ın sınır çizme çalışmaları yapmakta acele etmesinin esas sebebinin bu olduğunu belirtti. 

Giragosyan’a göre bölgenin sınırlarının hukuki çözümü ancak Woodrow Wilson’ın hakem kararıyla sunuluyor, ancak sınırları belirleyen bu kararken Ermenistan Cumhuriyeti bile bu karara atıfta bulunmuyor. 

“Henüz bir mahkeme kararı yok, bunu yazılı olarak sunacaklar, ondan sonra ne yapılacağı belli olacak” dedi.

“TC’de Adalet Ve Hukuk Olmadığı İçin Mafya Kuralları geçerlidir”

Bir Cevap Yazın