BATI ERMENİSTAN – VAN – Kuh, Kazan ve Erek dağlarının zirvesinde Urartu Kralı II. Rusa tarafından önüne set çekilerek oluşturulan Rusa Gölü, 2 bin 700 yıldır Van’a can suyu veriyor.

Van’ın Gürpınar ve Özalp ilçeleri arasında kalan 2 bin 700 yıllık tarihi Rusa Gölü Van’a can suyu vermeye devam ediyor. Urartu Kralı II. Rusa tarafından batı ve kuzeybatı bölgesine oluşturulan bentlerle yapay baraj olma özelliği taşıyan göl, ismini kurucusundan alıyor.

Gölün çevresine turnaların gelmesinden dolayı Turna Gölü olarak da anılan göl, yine yakınında bulunan Keşiş mahallesinden kaynaklı Keşiş Gölü ismiyle de biliniyor.

Milattan Önce (M.Ö.) 675-645 tarihlerinde II. Rusa tarafından yapıldığı söylenen göl, 2 bin 700 yıldır sulama ve tarım yapılabilen bir alan olarak Van’a kaynak sağlamayı sürdürüyor.

DAĞLARIN ZİRVESİNDE İNŞA EDİLDİ

Özalp ve Gürpınar ilçeleri arasında kalan Kuh, Kazan ve Erek dağlarının zirvesinde 2 bin 550 rakımda inşa edilen göl, batı ve kuzeybatı bölümlerine yapılan 2 bent sayesinde baraj özelliği kazanır. Kış aylarında biriken kar ve buzların bahar aylarında erimesiyle biriken sular, bentlerden verilen su giderleri sayesinde Van merkez Sihke Gölü’ne kadar birçok alanı suluyor. Van merkeze 30 kilometre uzaklıkta bulunan gölün batı bendi sağ kalırken, kuzeybatı bendinin ise günümüze sadece harabeleri ulaştı.

EREK DAĞI ETEĞİNDE SULARI TOPLANIYOR

Yine barajın bir diğer önemli tarihi yapıtı ise İpekyolu ilçesine bağlı Erek Dağı eteğinde oluşturulan ikinci büyük yapı tarafından sağlanıyor. Dar bir geçitte gölden gelen suyun önü kesilerek şehrin yüksek noktalarına suyu ulaştırmak için yeni bir bent inşa edilmiş. Köprüyü andıran tarihi yapının sol kısmı erozyon ve yaşanan toprak kaymaları nedeniyle yıkılırken, 20 metre uzunluğunda koca kaya sütunlarla yapılan büyük kısmıysa sağlam bir şekilde duruyor. Oluşturulan baraj bendi sayesinde biriken suların akışının hızlanması sağlanarak Van merkeze kadar su ulaştırılmaya çalışılıyor. Bu son bendi geçen sular Bostaniçi mahallesindeki ki Sihke Gölü’ne dökülerek burada da kentin sulama imkanını sağlıyor.

Rusa tarafından önüne bent çekilerek oluşturulan göl sayesinde Van’ın Kuzeybatı ve güneydoğu kesimlerinde arpa, buğday, kızılca, susam, darı, bezelye, nohut, mercimek ve çavdar gibi ürünler yetiştirilerek sulu tarım yapılıyor.

FOTOĞRAFÇILARIN İLGİ ODAĞI

Rusa gölü tarıma verdiği katkısının yanı sıra yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor. Göle göç eden yeşilbaş ördek, turna, suna, angıt, kaşıkgaga ve patka cinsi kuş türleri de fotoğrafçıların vazgeçilmezi oluyor. Sazlık bir alan olmasından dolayı göle gelen kuş türleri, özellikle kuluçka döneminde yuva yaparak yumurtalarını korumaya alıyor. Yine göl kenarında oluşan rengarenk çiçekler de fotoğrafçıların kadrajında yer buluyor.

MA / Müjdat Can

Hatırlatalım ki, 29 Aralık 1917 tarihinde, Sovyet Rusya’nın Halk Meclisi Konseyi tarafından kabul edilen “Türkiye Ermenistan’ı Hakkında”ki (Batı Ermenistan) kararnameyle Ermenilerin tam bağımsızlığa kadar varabilecek kendi kaderini tayin hakkını tanıdı. Batı Ermenistan’ı ayrıca 19 Ocak 1920 tarihinde Paris Konferansında Müttefik Devletler Yüksek Konseyi de facto ve 11 Mayıs 1920 tarihindeki San-Remo Konferansı sırasında ise bağımsız ve egemen bir devlet olarak de jure tanındı.
Sınırları, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Woodrow Wilson tarafından 22 Kasım 1920, Bitlis, Van, Erzerum ve Trebizond illeri dahil, tarihinde çizilmiş olmasına rağmen, Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BMT) bunu Türkiye’nin işgali sebebiyle tanınmaktadır.
Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BMT) bunu Türkiye’nin işgali sebebiyle tanınmaktadır.
Batı Ermenistan Devleti, Türkiye tarafından esir alındığı için “BMT” tarafından tanınmadığını zorunlu olarak hatırlatırız.
1894’ten 1923 yıllarına kadar Batı Ermenistan’ın işgal altındaki topraklarında yerli otokton Ermeni halkı üç Türk hükümetleri tarafından Soykırıma uğratıldığın da ayrıca hatırlatırız.
Karin (Erzrum), 1920 yılında müttefik devletler tarafından tanınan Batı Ermenistan’ın resmi başkentidir.
Sevr Antlaşması’nın 93. maddesine dayanarak, azınlıkların hakları Batı Ermenistan Devleti tarafından tam olarak tanınmaktadır.