Yaşanan değer kaybı uluslararası ortaklarla ticareti artık hissedilir oranda sınırlandırmaya başladı. Türk firmaları paralarıyla Avro ve Dolar bazında artık daha az ithal edip,  daha az ürün alabiliyorlar.

Türkiye ticareti, Alman firmaları için gitgide hayal kırıklığına dönüşüyor. Türkiye’ye ihracat 1994’ten 2011’e kadar kayda değer bir şekilde üç milyardan 20 milyar ve üstüne yükseldi. Fakat daha sonra ticarette aksamalar başladı, ihracatta düşüşler kaydedildi.

Lira nedeniyle dış ticaretle ilgili başlayan sorunlar her yerde hissediliyor. Örneğin Macaristan’da hükümete yakın politika dergisi “Figyelö”ye göre hayvan ihracatında sorunlar yaşanıyor. Türkiye, Macar sığır ve koyunları için önemli bir ithalatçı. Politolog Zoltán Kiszelly; Liradaki değer kaybı nedeniyle bazı Türk müşterilerin ödeme yapamadığını söylüyor. Bundan dolayı hayvan sevkiyatlarının bazıları Macaristan’a geri dönmüş durumda.

Siyasal ve toplumsal daha büyük bir sorun ise, buğdayda yaşanan arz sıkıntısı. Dünya piyasalarında dolar fiyatlarındaki artış ve aynı anda Liradaki değer kaybı, ciddi bir ekmek krizinin oluşması potansiyelini taşıyor. Örneğin Türkiye’ye ihraç edilen Rus buğdayının hacmi ciddi oranda düştü. Artık talep edilen fiyatları sadece Türk devleti karşılayabiliyor. Kredi değerlendirme kuruluşu Standard & Poor’s ise Rus buğdayının Karadeniz üzerindeki ana hattında Temmuz başındaki gibi 20 – 25 gemi yerine günlük sadece beş buğday gemisinin denize açıldığı yönünde tahminde bulunuyor.

Buğday kıtlığı hükümet için riskli olabilecek bir ekmek pahalılığına yol açabilir. Bundan dolayı hükümet Ağustos’un başında iki milyon ton hacmindeki stratejik buğday rezervlerinin bir kısmını satışa çıkararak kamunun buğday alımı ile olası arz sıkıntılarının önüne geçmeyi amaçlıyor.

Bu kadar ciddi olmasa da bir simit sorunu var. Halkın rağbet gördüğü ve her köşe başında satılan susamlı simitlerin fiatı Lira krizi sebebiyle %76 oranında artmış durumda.