Geçen yıl, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, I. Dünya Savaşı’nda Ermeni kurbanlarına duyduğu empatiyi dile getirmişti.

Bu sene, Türkiye’nin Arşivlerinin geliştirilmesi, vizyonu ve tarihi araştırmalar konulu bir konferansta konuşan Erdoğan,  1915’de Ermenilere karşı işlenen soykırımı haklı çıkararak, sürgünün “en akıllıca atılmış bir adım” olduğunu söyledi.

Soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılmasına İlişkin Uluslararası hukuk Sözleşmenin 2. maddesine göre, Türk hükümetlerinin Ermenileri Batı Ermenistan’dan sürgün etmeyi başardığı anlaşılmaktadır.

İşbu Sözleşmede soykırım; ulusal, etnik, kabile veya dini gruplara karşı tamamen veya kısmen işlenirse bu o grupları imha etme anlamına gelir denmektedir.

(a) bu grubun üyelerinin öldürmesi;

(b) bu ​​grubun üyelerine ciddi bedensel zararlar yada zihinsel zarar vermek;

(c) herhangi bir grup için   onun tamamen veya kısmen fiziki yok olmasına sebeb olacak yaşam koşullarından birisinin kasıtlı olarak yaratılması

(d) bu grup çerçevesinde çocuk doğurmayı engelleme amaçlı önlemlerin uygulanması;

(e) çocukları bir insan grubundan diğer bir insan grubuna zorla transfer etmek.

Erdoğan, “Doğu Anadolu’daki Müslümanları öldüren, hatta kadın ve çocukları bile imha eden Ermeni çetelerinin ve destekçilerinin tehciri-sürgünü böyle bir dönemde en olumlu adımdı” dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı tarafından kullanılan “tehcir” kelimesi iki milyon yerli Ermeni’nin öldürülmesi ve sürgün edilmesi anlamına geliyor. Onların anavatanları 1919’da,  Versay Antlaşmasıyla Müttefik devletler yüksek konseyince bağımsız ve özerk bir devlet olarak kabul edilerek, Türk devlet diktatörlüğüne isyan ederek Ermenistan’daki Ermeni nüfusunu korumaya çalışan “haydut çeteleri” olarak isimlendirilen gruplar, bu Konsey tarafından aklanmış oldu.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Türkiye tarihinde ilk kez, Ermeni halkına karşı gerçekleştirilen soykırım suçunu kendi biçimiyle tanımış oldu.

Karin Abrahamyan:

Batı Ermenistan Hükümetinin Soykırım suçunun sonuçları ve tazminat bakanı