BATI ERMENİSTAN- Yerevan’ın basını, Başbakan Nikol Paşinyan, Corriere della Sera ile bir röportajında ​​Ermenistan Cumhuriyeti’nin Türkiye ile diplomatik ilişkileri ön koşulsuz olarak kurmay hazır olduğunu ifade etti.

 Armenpres’in İtalyan gazetesinden aktardığına göre Başbakan Paşinyan şöyle devam etti: “Türkiye ile diplomatik ilişkileri ön şartlar olmadan kurmaya etmeye hazır olduğumuzu söyledim. “Ermenilere karşı işlenen soykırım”ın uluslararası tanınması, Türkiye ile diplomatik ilişkilerin yeniden kurulmasının ön şartı değildir. Bu tanıma, sadece onlarla olan ilişkimiz için değil, daha önce de bahsettiğim gibi, genel olarak soykırımların önlenmesi için çok önemli bir süreçtir.”

Batı Ermenistan Cumhuriyeti Devlet Başkan Armenak ABRAHAMYAN’dan bu ifadeyle ilgili analitik görüşlerini sunmasını istedik.

Armenak ABRAHAMYAN – Ermenistan Cumhuriyeti (Doğu) ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkiler sorunu  ilk bakışta basit fakat gerçekten çok karmaşık bir yapıya sahip.

Bununla neyi kastediyoruz?

Osmanlı Devletinin halefi olan Türkiye Cumhuriyeti, bir cumhuriyet olarak  doğuşundan başlayarak, kendinden önceki hükümetlerinin yapıcı olmayan politikalarını takip ederek, katliamlardan kurtulmuş olan ve 1918’in başlarında Rusya ve 1920’de Müttefik Güçler Yüksek Komiserliği tarafından yeni tanınmış devlet olarak Batı Ermenistan topraklarında Ermeni nüfusunun katletti.

Türkiye o zamandan beri bu devletin topraklarını işgal etti ve 2 milyon Ermeniye karşı işlediği soykırımı inkar etmesine rağmen 18 Temmuz 1932’de Milletler Cemiyeti tarafından ve 24 Ekim 1945’ten bu yana ise Birleşmiş Milletler Teşkilatına üye ülkeler tarafından uluslararası olarak tanınmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti veya Türkiye, Doğu olarak nitelenen Ermenistan Cumhuriyeti’ni tanıyan ilk devlettir, yani 4 Haziran 1918’den bu yana işgal ettiği Batı Ermenistan sınırları dışında, daha sonra 2 Aralık 1920’de, sonra 1991’de Türkiye Cumhuriyet, Doğu diye nitelenen Ermenistan Cumhuriyeti’ni tanıyan ilk devletlerden biriydi.

(Doğu) Ermenistan Cumhuriyeti, Ermenistan Cumhuriyeti olmadan önce, Sovyet Ermenistan Cumhuriyeti idi ve Sovyet öncesi, 11.000 km kare alana sahip Kafkasya Ermeni Cumhuriyeti idi.  (Doğu) Ermenistan Cumhuriyeti 1992 yılında Birleşmiş Milletler Teşkilatı üyesi oldu.

4 Haziran 1918 Batum Antlaşmasından bu yana, halen  (Doğu) Ermenistan Cumhuriyeti olan Kafkasya Ermeni Cumhuriyeti Türkiye ile diplomatik ilişkide bulunmaktan hiç vazgeçmedi. 

Son günlerde gerçekleştirilen Yerevan’dan Van’a uçuş sonrası, Dünya Pan-Ermeni Oyunları Komitesi tarafından Musa Dağ’da 7. Pan-Ermeni Oyunları meşalesinin yakılması olayını sizlere bir örnek olarak sunmak isterim. Sizler bu tür bir uçuşun diplomatik ilişkiler olmadan mümkün olacağına içten inanıyor musunuz?

10 yıl önce, Nisan 2009’dan Ekim 2009’a kadar Ermeni-Türk protokollerini kabul ettikten sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Ermenistan Cumhuriyeti Devlet başkanı Serj Sarkisyan daha az bir siyasi  diplomasi içeren futbolu seçtiler ve bu, tüm Ermeni nüfusunun inkarına yol açtı. 

Bu protokoller fiilen uygulandı; Müttefik güçler tarafından imzalanan ancak onaylanmayan, fakat dış politikalarına uygun olarak uyguladıkları 1920 Sevr Antlaşması ile eşleştirilerek.

Orada kanıtlar  var ve Ermeni diplomasisinin Doğu Ermenistan’la olan konuşmaları kanıtlarla uyumlu, ancak Batı Ermenistan nüfusunun kalbinde varolduğu sürece, o, özgürlüğün gerçek meşalesi ile uluslararası hukukun uygulanmasını taşıyacak.

Ancak, Türkiye için, 1990’da Ermenistan Cumhuriyeti’nin Bağımsızlık Bildirgesi’nin 11. Maddesi olan ve bir şekilde Müttefik Devletlerin devlet olarak tanıdığı (Batı) Ermenistan Cumhuriyeti’nde soykırım gerçeğini tanıyan bir sorun var. Bu nokta (gönüllü veya gönülsüz) (Doğu) Ermenistan Cumhuriyeti ile Batı Ermenistan Cumhuriyeti’ni sıkıca birleştirmektedir.

Ben bu noktanın Türkiye Cumhuriyeti ile (Doğu) Ermenistan Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerin geleceği, özellikle de Sevr Antlaşmasının yüzüncü yılının yaklaştığı vesilesiyle, çok hassas bir nokta olduğunu tamamen anlıyorum.

Yerevan yönetiminin, Türkiye ile bir yakınlaşma politikası izlemek için (Doğu) Ermenistan Cumhuriyeti Bildirgesi’nin 11. Maddesine geri dönmeye karar vermeleri ve Batı Ermenistan’ın asla var olmadığını kabul ederek anayasa değişikliği yapmaya zorlamaları muhtemeldir. Bu değişikliğe göre, Batı Ermenistan’ın hiçbir zaman var olmadığı ve bu nedenle Batı Ermenistan’da hiçbir soykırım yaşanmadığı kabul edilebilir.

Şu an Yerevan’da  bu anayasa karşıtı tezi savunmaya çalışan bazı bireyler var, zira Batı Ermenistan haklarının devamı olan bir devlet olarak (Doğu) Ermenistan Cumhuriyeti nasıl bir şey olacaktı. Onların amaçları bölgesel taleplerin uygulaması, ya da soykırımın sonuçlarından dolayı tazminat ödenmesi değil, onların amacı çıkarlar elde etmek; işgal altındaki toprakların talebi için tazminat talep etmek ve Batı Ermenistan’da soykırıma uğrayan Ermenilerin haklarının tam olarak kendilerince ele geçirilmesidir. 

Onlar Batı Ermenistan’ın var olduğunu ve tanınmış bir devletin devamı olduğunu, soykırıma uğrayan ve topraklarından göç ettirilen yerli Ermeni halkının haklarının yasal halefi olduğunu açıkça reddediyorlar.

     Adaletin zamanı hızla yaklaşıyor, çünkü Artsakh savaşının sona ermesinden bu yana (Doğu) Ermenistan Cumhuriyeti’nin  iç siyasetinde gerçekleşen tüm formalitelerin ardından, bizler yalnızca Ermeni milletinin haklarını talep etme değil, hak iddia etme aşamasına girdik. 2020 yılı, tüm Ermeni milleti için önemli bir yıldır.