KILIKYA – Yönetmen Kazım Öz, Dersim 38’in sadece bir fiziki soykırım değil aynı zamanda bir kültür ve dil kırımı olduğuna dikkat çekti. Öz, “Son 20-30 yılda Dersim 38 çok konuşuldu, edebiyat ve tarihsel araştırma alanlarında belli bir yol da alındı ama olayın boyutu ile ortaya çıkan ürünler arasında büyük bir uçurum var. Dünya da bu konuda henüz çok fazla bilgi sahibi değil” dedi.

4 Mayıs 1937 yılında TBMM’de Bakanlar Kurulu’nun çıkardığı ‘Dersim Tenkil Kararları’ adlı kararname sonucu on binlerce insan yaşamını yitirdi ve başka yerlere sürgün edildi.

Dersim halkının “Tertele” dediği katliamda, resmi rakamlara göre 1937’de bin 737, 1938’da ise 6 bin 868 kişi katledildi.

Ancak, tarih araştırmacıları ve birçok kaynağa göre katliamda aralarında binlerce çocuk, yaşlı, kadın olmak üzere 70 bin kadar insan katledildi. On binlerce kişi sürgün edildi, ailelerinden alınan kız çocukları ise askerlere verildi.

Yaklaşık 2 yıl boyunca yaşanan katliamın ve katliamdan geriye kalan acı hikayelerden ortaya çıkan roman, öykü, müzik, şiir, sinema bu yaşanmışlığın ne kadarını yansıtabildi?

Dersim Katliamını ve sinemayı yaptığı filmlerle bir çok ödül almış senarist-yönetmen Kazım Öz’le konuştuk.

DİREN KESER- 4 Mayıs 1937’de başlayan ve hala etkisi devam eden “Dersim Tertelesi”nin 83’ncü yılındayız. Bu süreci nasıl okuyorsunuz?

KAZIM ÖZ-Dersim 38 bir soykırımdır. Soykırımların etkisi yüzlerce yıl devam eder. Bir toplumun tarihinde en büyük kırılmalar soykırımlardır. Kaldı ki Dersim 38 sadece bir fiziki soykırım değil aynı zamanda bir kültür ve dil kırımıdır. Kuşaktan kuşağa devam eden ciddi etkileri vardır. Korku, öfke, inkar duyguları kuşaktan kuşa devam edecektir.

Geçen sürede bir yüzleşme gerçekleşemedi. Sizce bunun nedeni nedir?

Birinci nedeni Dersimlilerin büyük bir kısmının bu soykırımı bilince çıkaramaması, ikinci nedeni de soykırımın yaşandığı dönemdeki devlet zihniyetinin geçen yıllara rağmen ciddi bir değişime uğramamasıdır.

Sanat bu yüzleşmenin bir aracı olmaz mıydı?

Sanat, hukuk veya bilim elbette bu yüzleşmenin bir aracı olabilirdi ancak olamadı. Bunun nedeni bu kavramların da iktidarların uyguladıkları politikalardan pay almış olmasıdır. Günümüzde ‘demokrasi’ veya ‘barış’ gibi kavramlar nasıl kirlendilerse, hatta bu kavramlar tam tersi anlamlarına denk gelecek şekilde nasıl kullanıldılarsa ‘sanat, hukuk ve bilim’ de aynı biçimde roller üstlendiler. Son elli yılda dünyadaki devletlerin yaptığı tüm operasyonların (yani savaş) ismine bakın içinde mutlaka ‘barış’, ‘huzur’, ‘demokrasi’ kavramlarını göreceksiniz.  Böyle bir ortamda sanat üretimi, suya sabuna dokunmayan, sadece bir eğlence aracı olarak var olan, hatta politikanın kötü bir uzantısı olabilen örneklerle dolup taştı. Doğru örnekler hem çok az hem de sistemin dışında kaldıkları için topluma ulaşmada ciddi sorunlar yaşadılar.

Dersim Katliamı’nın sinemaya yansıması nasıl?

Dersim soykırımı sinemaya yok denecek kadar az yansımış durumdadır. Son 20-30 yılda Dersim 38 çok konuşuldu, edebiyat ve tarihsel araştırma alanlarında belli bir yol da alındı ama olayın boyutu ile ortaya çıkan ürünler arasında büyük bir uçurum var. Dünya da bu konuda çok fazla bilgi sahibi değil henüz.

Son filminiz olan ZER’de Dersim 38 Katliamı’nın günümüze yansımalarını bir şarkı üzerinden gerçekleştiriyorsun. Dersim’de yaşananları anlatan filmlerin daha fazla yapılması için ne yapılmalı?

Sinema, güzel sanatların diğer alanlarına göre çok daha zor ve kolektif bir iş. Birçok alanı içinde barındıran bir disiplin olarak sinema; edebiyat, ekonomi, teknoloji vb alanların gelişmişlik düzeyi ile bağlantılı olarak ilerliyor. Daha fazla üretim için bu alanların dayanışmasına ihtiyaç var. Ayrıca seyircinin de büyük desteğine ihtiyaç var. Seyirci bu konuları işleyen filmleri talep etmeli ve desteklemeli.

Korona günlerinde neler yapıyorsunuz? Yeni bir çalışmanız var mı?

Çekimlerine başladığımız ‘Bir kar tanesinin ömrü’ isimli filmimiz salgından dolayı yarım kaldı. O proje ile uğraşıyorum. Bir yandan başka eserler okuyorum ve izliyorum.

Kazım Öz Kimdir?

Yıldız Teknik Üniversitesi’nde İnşaat Mühendisliği eğitimi gördü. Daha sonra Marmara Üniversitesi’nde Sinema Yüksek Lisans eğitimi gördü. 1992 yılında Teatra Jiyana Nu da bir süre yönetmen olarak çalıştı. Daha sonra Yapım 13&Mezopotamya Sinema’ın kurucularından biri oldu ve uzun yıllar orada çalıştı. Yönetmenliğinin yanı sıra senaristlik ve yapımcılık da yapmaktadır.

Sinema film: Fotoğraf (2001) Uzak / Dur (2005) Fırtına / Bahoz (2008) Bir Varmış Bir Yokmuş / He Bû Tune Bû (2014) Zer (2017), Toprak / Ax (1999)

Belgesel: Çınara Spi, Son Mevsim: Şavaklar / Demsala Dawî: Şewaxan (2009)