Bu resimden yüreğimiz parçalanıyor

66 yaşındaki Gomidas, Fransız Psikiyatri Hastanesinde…

1991’de Gomidas’ın delilik hipotezi resmen sorgulandı. Psikiyatri hastanesinin arşiv belgelerini incelemek için uzun yıllardır denemelerde bulunuldu. Fransa’da, ölümünden sadece 150 yıl sonra tıbbi kaydının incelenmesine izin verildi, ancak bazı çalışmalar Gomidas’ın Türkiye’den sürgün edildikten sonra çıldırmadığını ve şizofreni hastası olmadığını göstermektedir.

Depresyon durumunda olmasına rağmen, herhangi bir zihinsel bozukluğu yoktu, aksine, sakinlik ve gücü ile, gerçekten zor bir durumda olan, yaşam gücünü ve hayata olan ilgisini kaybeden birçok kişiyi kurtardı, onlar Gomidas’tan bu sevgiyi ve umudu aldılar.

1922 yılına kadar Vardapet’in durumu iyiydi ve  bazı eserleri ta o dönemde yarattı, ancak aynı yılın sonbaharında, tekrar depresyon belirtileri ortaya çıktığında, Gomidas’ı Fransa’daki bir psikiyatri hastanesine götürdüler.

Şüpheler, konuşabileceğimizden daha fazladır, sadece Gomidas’ın Konstantinopolis’in psikiyatri hastanesinde bir Türk doktoru tarafından tedavi edildiği, ona anlaşılmaz psikotropik ilaçlar verdiği gerçeği zaten çok şey söylüyor… Tüm bunları, Vartabet’in sahte bir müzikal olay adı altında Fransa’ya götürüldüğü gerçeği takip ediyor. Aslında, bir psikiyatri hastanesine kaldırılacak ve 48 yaşındaki Vartabet’e “şizofreni” tanısı konulacaktı. Halbuki şizofreni bu kadar ileri yaşta asla gelişmez. Ve son ciddi gerçek, Gomidas’ın ölümünün nedeni, psikiyatri hastanesinde ona verilmiş kaba ayakkabı yüzünden kan enfeksiyonuna neden olduğu bacaklarının kemik dokusu iltihabı idi.

Bu yavaş ölüm, 20. yüzyılın en ünlü Ermenisi olan Gomidas’ı susturmanın tek yoluydu.

O, tüm Avrupa’da sevilen, tanınmış bir müzikolog ve besteciydi. Vartabet, soykırımın vahşeti hakkında konuşmaya başlasaydı, neler olacağını bir tek Tanrı  bilebilirdi.

 

Alvard Goşgagaryan