10 Ağustos 2020, saat 11:00 (Sevres Porselen Müzesi Khatchkar)

Bay ve bayan milletvekilleri, hükümet üyeleri,

Sevgili dostlar, yurttaşlar, soydaşlar

Bugün Sevr Antlaşması’nın imzalanmasının yüzüncü yılına adanmış törenin uzun zamandır beklenen günü – biz tam burada Sevr’deyiz.

Nitekim, 10 Ağustos 1920’de müttefik ve ilişkili güçler olan on bir devlet Sevr Antlaşması’nı imzaladı.

Ermeni-Türk anlaşması nihayet imzalandı. Olay saat 16:00’da Sevr’de gerçekleşti.

Yunan-İtalyan görüşmelerindeki gecikme nedenine, Türk delegelerin Sırbistan olmadan imzalamaları için Konstantinopolis’ten özel izin alana kadar anlaşmaya bir neden daha eklendi.

Sırbistan, eski Türk topraklarından ayrılan Sırplar, Hırvatlar ve Slovenler Krallığı’na devredilecek olan Türk borcunun yükünü üstlenmek istemediği için imzalamadı.

Bununla birlikte, Sadrazam Damat Ferid, General Hadi Paşa, Rıza Tevfik Bey ve Reşat Halis Bey için imza izni alındı, böylece tören biraz daha geç gerçekleşebildi.

Tevfik Paşa’nın Türkiye topraklarını bölen ve ulusal onur duygularına karşılık gelmeyen bu antlaşmayı imzalamamasının ardından Sadrazam Damat Ferit’in güvendiği Rıza Tevfik Bey ve Reşat Halis Bey 10 Ağustos 1920’de Antlaşmayı imzaladılar.

Sultan VI. Mehmed’in himayesinde Saltanlık Meclisi bu antlaşmayı 22 Temmuz 1920’de resmen kabul etti.

Bay Millerand törene başkanlık etti. Türk delegelerin imzalarının ardından, Müttefik temsilciler kendi imzalarını İngiliz İmparatorluğu adına hareket eden Sir George Graham’ın imzasıyla birleştirdiler.

İmzalar üç belge altında atıldı: Antlaşma (Ek Antlaşmalar dahil), İtalyan-Yunanistan Protokolü ve Küçük Asya’da Etki Alanları Protokolü.

Prosedür, önceki sözleşmeler yapılırken uygulanan prosedüre benziyordu.

Türkiye hariç;  Temel Müttefikler olarak, İngiliz İmparatorluğu, Fransa, İtalya Krallığı, Japonya İmparatorluğu, ile Ermenistan, Belçika, Yunanistan, Polonya, Portekiz, Romanya ve Çekoslovakya ilişkili güçler olarak imzaladılar. Sırbistan ve Hicaz temsil edilmedi.

Antlaşmanın 88. Maddesi, Türkiye’nin Ermenistan’ı (Batı Ermenistan topraklarında) müttefik güçlerin 11 Mayıs 1920’de yaptığı gibi özgür ve bağımsız bir devlet olarak tanıdığını ilan ettiğini hatırlatır.

Antlaşmanın 93. Maddesi uyarınca, bu resmi tanıma aşağıdaki koşullara tabi olarak Ek Protokollerde belirtilmiştir:

“Ana müttefik kuvvetlerin Ermenistan’ı (Batı Ermenistan topraklarında) egemen ve bağımsız bir devlet olarak tanıdığını göze alırsak. Bir araya gelen Yüksek Sözleşmeci Taraflar, Türkiye ile Barış Antlaşması’nın 93. Maddesinin uygulanmasını sağlamak için çaba göstereceklerdir.”

Ancak 22 Eylül 1920’de Afyon-Karahisar’daki kongrede bir araya gelen Türk milliyetçilerinin liderleri Ermenistan’ı işgal etmeye karar verdiler. Milliyetçi propagandanın pek çok nedeni vardı. İyon basını bunu, geçtiğimiz bahar General Paraskevopulo’nun askerleri tarafından dövülen Mustafa Kemal’in kolay ve populist seferiyle milliyetçi kamuoyunun dikkatini başka yöne çekmeye çalıştığı gerçeğiyle açıklıyor.

Ermeni gazeteleri, amacı Rumları Smyrna-İzmir’den sürmek olan Mustafa Kemal’in uzun süredir başka bir seçenek olarak, Ermenistan’ı yok etmek için uğraştığını iddia ediyor.

Haziran sonunda, Moskova ile Angora arasında başlanan aktif  çok taraflı görüşmeler Eylül ayında bir anlaşmaya varılacaktı. Milliyetçiler, Ermenistan’a karşı gelecekteki hırsları için özgürce hareket etme hakkına sahip olacaklardı. O zamana kadar kullandığı Helenistik  propaganda kampanyalarından elde ettiği derslerden yararlanan Mustafa Kemal, Moskova’dan sübvansiyon almak için ordusunu ciddi şekilde yeniden düzenlemek zorunda kaldı.

28 Ekim 1920’de, Ermenistan Cumhuriyeti heyetinin yaptığı çağrıya yanıt veren Milletler Cemiyeti Konseyi, Sevr Antlaşması’nın uygulanmasından imzacı güçlerin sorumlu olması gerektiğini değerlendirdi. Konsey, gelecekte Ermenistan Cumhuriyeti ile işbirliği yapmaya hazırdır.

1 Kasım 1920’de Konstantinopolis’te Müttefik Yüksek Komiserleri Sevr Barış Antlaşması’nın onaylanmasını talep eden bir bildiri yayınladılar.

22 Kasım 1920’de Amerika Birleşik Devletleri’nin 28. Başkanı Woodrow Wilson, Türkiye ile “Batı Ermenistan” arasındaki sınırı resmen belirleyen Tahkim Kararını imzaladı.

2 Aralık 1920’de Türkiye ile Aleksandropol Barış Antlaşması imzalandı ve Yerevan, Ermenistan Cumhuriyeti Sevr Barış Antlaşması’ndan resmen vazgeçti.

O zamandan beri Batı Ermenistan Ermenileri, aşağıdaki gerçeklere dayanarak dünyada adalet aramaya devam etmektedir:

– Şubat 1919’dan Temmuz 1920’ye kadar gerçekleşen Paris Barış Konferansı’nın sona ermesinden ve 2 Aralık 1920’de Aleksandropol Antlaşması’nın imzalanmasından sonra iki Ermeni heyeti yine de Lozan’a gitti ve 16 Kasım 1922’deki konferansa ulusal taleplerini tanımlayan bir muhtıra sundu. Brifingde Ermeni sorununun çözümü için üç seçenek kabul edildi. Birincisi, Başkan Wilson’un tahkim kararınca belirlenen bölgelerin bir bölümünde bir Ermeni ulusal yurdunun kurulmasını öngörüyordu: Bu durumda Konferans bu yurdun net sınırlarını belirleyecek, denize erişimi garantileyecek, belli bir statü sağlayacaktı.

Bu karar gerçekleşemezdi, çünkü Türkiye’nin Ermenistan topraklarının bir kısmını işgal etmesine izin veren (hatırladığımız gibi, Türkiye ile zaten iki antlaşma imzalayan) Yerevan Cumhuriyeti’nin 1920 kararına geri dönmek zorunda kalınacaktı. Üçüncü çözüm ise, Kilikya’nın bir bölümünde ulusal bir yurt yaratmak olacaktı.

Lozan’daki bu müdahaleden sonra, Batı Ermenistan Ermenileri, yasal haklarını koruyacak, uygun şekilde seçilmiş bir temsilciliğin ihlaline maruz kaldılar.

Bugün, görevlerin ayrılığının, Ermenistan devletlerinin sözde Batı-Doğu bileşenleri arasındaki rollerin paylaşımı ve çabalarının koordinasyonu, optimal bir çözüme katkıda bulunabileceği konusunda her zamankinden daha fazla hemfikiriz.

Değerli yurttaşlar, Batı Ermenistan topraklarında Sevr Barış Antlaşması’nı onaylayan devletimizin temsilciliğinin var olmaması, ulusal bir anayasaya sahip olmaması dezavantajına neden oldu.

Bu temsilcilik ihlali, 17 Aralık 2004 tarihinde Şuşi’de yayınlanan resmi bir açıklama, Yerevan’da 4 Şubat 2011 tarihinde hükümetimizin oluşturulması ve 24 Mayıs 2013 tarihinde parlamentomuzu oluşturma kararıyla çözüldü ve devletimizin sürekli varlığı ana müttefik güçlerine hatırlatıldı.

İki yılı aşkın bir çalışmanın ardından  bu ulusal anayasa eksikliği 9 Mayıs 2016’da ulusal anayasamızın oybirliğiyle sadece eksi bir oyla kabul edilmesiyle çözüldü ve bendeniz hizmetkarınıza, 24 Haziran 2016’da Batı Ermenistan için Sevr Barış Antlaşması’nı resmen onaylamama izin verdi. 24 Haziran 2016’dan bu yana, bu onaylamanın etkileri tüm Ortadoğu’da görülebiliyor.

Dolayısıyla, bugün Batı Ermenistan Uluslararası Barış Antlaşması’nın yürürlüğe girmesine yönelik programın uygulanmasından sorumludur. Bu barış antlaşması bizim siyasi programımızdır, halkımızın var olmasını amaçlamaktadır.

Batı Ermenistan soykırımdan mustarip, çocukları dünyanın dört bir yanına dağılmış durumda, bir işgal durumundadır.

Bugün ülkenizi dönüştürmenin tek yolu sizin ellerinizde, yani burada sadece geçmişi hatırlamayacaksınız, aslında milletimizin, ülkemizin geleceğini temsil etmek için buradasın.

Bu törende Batı Ermenistan bayrağını taşıyan büyüklerimizin buradaki varlığını vurgulamak istiyorum, bu, devam eden devletimizin gerçek ve olgusal bir tanıklığıdır.

Ve bu sürekliliği hem hafıza hem de değer açısından kullanabiliriz, çünkü o, var olma, yaşama dayanma, acı çekme, başımızı dik tutma, atalarımızın fedakarlığına layık olma kararlılığının kanıtıdır.

Böylece, bu kadar çok fedakarlıktan sonra tüm dünyaya söylenecek tek bir şey var.

Yaşasın Ermeni halkı, yaşasın Batı Ermenistan!

Armenak Abrahamyan

Batı Ermenistan Cumhuriyeti Devlet Başkanı