BATI ERMENİSTAN- 27 Eylül sabahı Azerbaycan, Ermeni halkına karşı savaş başlattı.

Azerbaycan silahlı kuvvetleri geçtiğimiz hafta Suriye’nin Afrin bölgesinden yüzlerce gerici cihatçının  tahliyesini organize ettikten sonra hiç çekincesiz Artsakh’ın Bağımsız Cumhuriyeti’ne saldırdı.

Maalesef, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere bombalamalar sonucunda zarar gören onlarca sivilimiz var.

Türkiye tarafından desteklenen bu saldırı, Kafkasya’da kan dökülmesine yol açacak olan daha geniş çaplı bir savaşın başlangıcıdır.

Bu nedenle Batı Ermenistan, herkesi her türlü askeri saldırıyı kınamaya, tarafları uluslararası barış anlaşmalarına, uluslararası sözleşmelere dayalı olarak müzakere masasına döndürmeye çağırıyor.

Amaç, suç devletlerinin vahşetinin önünü açacak bir kaos yaratmaksa, o zaman bu yönde devam edelim ama herkes kaybedecek.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiçbir şey uluslararası hukuktan daha güçlü değildir” dedi.

Bu koşullarda, yüzüncü yılı bu yıl adil ve usulüne uygun olarak kutlanan uluslararası barış antlaşması olan Sevr Antlaşması’nı uygulama zamanı gelmiştir. Bu, tüm Ermeni halkının sesidir.

Şu anda Yerevan’da bulunan Batı Ermenistan Devlet Başkanı Armenak Abrahamyan, saldırıları, karada ve havadan askeri güç kullanımını kınıyor. Bununla birlikte, yedek güçte gönüllü savaşçılar olarak Artsakh ve Ermenistan Cumhuriyetleri yetkililerle Batı Ermenistan’dan genel bir seferberlik için zemin hazırlıyor.

Batı Ermenistan Hükümeti, Ermeni halkını ilgilendiren hukuki meselelere kayıtsız kalmayan diğer hükümetlerle diplomatik bağları güçlendirmek için çalışıyor.

Bu durum devam edemez, artık ellerimizi bağlı tutamayız.

Bir Sevr Antlaşması’nı imzalayan ülke olarak ve Minsk Grubu’nun eşbaşkanı olan Fransa, Ermeni halkına desteğini beyan etmelidir.

Tüm büyük güçlerin ve tüm tarafların imzaladığı uluslararası anlaşmanın temellerine geri dönmek yasal olarak esastır.

Aksi takdirde,  diyalog yoluyla dünyadaki dengeyi düzenleyen Birleşmiş Milletler Şartı kapsamındaki antlaşmalar temelinde bir barış dünyası inşa etmenin mümkün olduğu fikrini bozmak anlamına geliyor.

Batı Ermenistan’da olduğu gibi, Artsakh’da Ermeniler 10.000 yıldan fazla bir süredir varlıklarına tanıklık edebilir ve bu yerli nüfusun genetik çalışmalarının canlı bir kanıtıdır.

Nisan 1920’deki San Remo Konferansı’ndan bu yana Artsakh, 11 Mayıs 1920’de  de jure Ermenistan devletinin ayrılmaz bir parçası oldu.

Batı Ermenistan topraklarında Azerbaycan ile Ermenistan Devleti arasındaki sınır meselesi, Sevr’de imzalanan Uluslararası Barış Antlaşması’nın 92. maddesine dayanarak 1920 yılında ortaya çıktı.

Madde 92. Ermenistan’ın Gürcistan ve Azerbaycan ile sınırları, ilgilenen devletlerin genel anlaşmasıyla belirlenir.

  1. Maddede öngörülen karar halihazırda alınmışsa ve bundan sonra ilgili Devletlerden bu yada şu Devlet sınırlarını ortak mutabakatla belirleyemezse,  o zaman sınırları aynı zamanda sınırı gözetecek olan ana Müttefik Kuvvetler karar verecektir.

Stalin 1921’de başka bir karar verdi ise bile,  her şeyden önemlisi uluslararası hukukudur, işgalcilerin istekleri değil.

Batı Ermenistan Ulusal Konseyi, pek yakında İnsan Hakları Konseyi ve diğer uluslararası organlara başvurularla müdahale edecek.

Batı Ermenistan Hükümeti, BM üye devletleriyle diplomatik bağları güçlendirmek için çaba gösteriyor.

Bu listeye, Batı Ermenistan’daki tüm Ermenilerin kendi kaderini tayin hakkının kullanılmasını savunmaya dayalı olarak, tüm çabalarını BM üye devletlerin diğer parlamentolarıyla dostane ilişkileri güçlendirmeye odaklamış olan Batı Ermenistan Parlamentosu’nun muazzam çalışmasını ekleyebiliriz.

 

Batı Ermenistan Dışişleri Bakanlığı