Batı Ermenistan Cumhuriyeti Parlamentosu Başkan Yardımcısı Lidia Markosyan’ın parlamento ve belediye başkanlarına çağrısı.

Sayın Parlamento ve Belediye Başkanlarım,

27 Eylül 2020’den bu yana Azerbaycan devleti, Türk devletinin desteğiyle, esas olarak atalarının topraklarında 10.000 yıldan uzun süredir yaşayan yerli Ermenilerin yaşadığı Artsakh (Dağlık Karabağ) topraklarını bombalamaktadır.

1921’de Sovyetler Birliği, Azerbaycan’ın Ermenilere karşı ayrımcı politikalar izlediği ve uluslararası hukuka aykırı, Ermeni halkının iradesine aykırı olarak bu bölgeyi keyfi olarak Azerbaycan’a devretti.

70 yıllık sömürge baskısının ardından Ermeni halkı, SSCB hukuku ve uluslararası hukuka uygun olarak devlet yapılarını yönetmek için kendi kaderini tayin hakkını kullanmaya karar vererek SSCB’den ayrılma sürecini başlattı.

Böylece, asla “ayrılıkçılıktan” bahsetmiyoruz, ancak, 1920 tarihli Birleşmiş Milletler Şartı’nın 1.Maddesi  2. Noktasına ve 10 Ağustos’ta Sevr’de imzalanan Uluslararası Barış Antlaşması’nın uygulanmasına dayanan halkların kendi kaderini tayin hakkından bahsediyoruz.

Bu karar Bakü, Gandzak (Kirovabad), Sumgait’te katliamlara neden oldu ve Sovyet Azerbaycan’ında binlerce Ermeninin ölümüne yol açtı.

1991 yılında Azerbaycan, Artsakh Cumhuriyeti’ne karşı saldırı başlattı. Bu savaş on binlerce can aldı ve 1994 14 Mayıs’ta imzalanan ateşkes anlaşmasıyla  Artsakh halkının zaferine, kendi kaderini tayin hakkını gerçekleştirmesine yol açtı. Bugün Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından açıkça desteklenen bu yeni Azerbaycan saldırganlık savaşı, sivil halka yöneliktir ve Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü ve uluslararası humanitar hukuk uyarınca hukuken savaş suçu olarak kabul edilmektedir.

Bu yeni agresif savaş, 1920’de Müttefikler tarafından tanınan, ancak bir işgal programının konusu olarak kabul edilen Batı Ermenistan Ermeni devletinin doğu sınırının yanıtsız sorunu ile doğrudan ilgilidir.

Uluslararası hukuka göre, Sevr Antlaşması’nın 92. Maddesi’nce “Ermenistan (Batı Ermenistan), Azerbaycan ve Gürcistan arasındaki sınırları ilgili Devletler arasında doğrudan anlaşma ile belirleniyor.” 

Bu nedenle Azerbaycan, kendi askeri güçünün izin verdiği müddetçe, Nahcivan’la birleşmek amacıyla  Batı Ermenistan Ermeni devletine danışmadan, etnik temizlik yoluyla sınırlarını ilerletmeye çalışıyor.

Ermeni halkı tarifsiz acılar ve cinayetler yaşadı, bunun sonucunda Soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılmasına ilişkin bir sözleşme hazırlandı.

Onun nüfusunun çoğu, herhangi bir onarıcı adalet olmaksızın sürgünde yaşıyor.

Hint-Avrupa dillerinin çoğunun, dünya medeniyeti mirasının kaynağı olan en eski belgelenmiş medeniyetlerden biri olan Ermeni halkına karşı soykırım suçu işlenerek; tarih bugün tekerrür ediyor.

Bu barbarlığa karşı Sizin mücadelenizdeki azminize, bu kaotik koşullarda uluslararası hukukta insanlık için ayağa kalkma kararlılığınıza güveniyoruz.

 Bu yaygın savaş durumu ile fiilen karşı karşıya kalan dünyanın ilgili taraflarının ötesinde, bizim insanlığımız zarar görecek.  

Geleneklerine uygun olarak atalarının topraklarında yaratmak, yaşamaya devam etmek isteyen bir halkın iradesine karşı bu yasadışı savaşın müzakere yoluyla çözümünü desteklemek için şimdi sizi harekete geçmeye çağırıyorum. 

Derin saygılarımla,

Lidya Markosyan

Batı Ermenistan Parlamentosu Başkan Yardımcısı