FİGARO – 40’tan fazla yazar Emanuel Macron’dan Erdoğan’ın Bakü’deki askeri saldırıları nedeniyle büyük tehdit altında olan Artsakh Ermenilerine yardım etmesini istiyor. Bir profesörün korkunç cinayetine ve ardından Nice kilisesinde yaşananlara şaşkınlık içinde olan Fransızlar, bu barbarlığın kaynaklarını merak ediyorlar ve ona bir son vermenin yollarını düşünüyorlar. Ülkemizden 3500 kilometre uzakta bir barbarlık daha yaşanıyor. Artsakh’ta da birinin kafası kesiliyor. Geçen ay Ermeniler, yüzlerce cihatçı paralı askerlerin desteklediği Türkiye-Azerbaycan koalisyonuna karşı eşitsiz, çaresiz bir mücadele yürütüyorlar. Mesele bölge anlaşmazlığı değil, hepimizle ilgili. Ermeniler aynı düşmana karşı savaşıyor.

Makalenin tamamını web sitemizden okuyabilirsiniz.

Beşinci yüzyılda, ilk Hıristiyan millet olarak, İsa’nın mezarının koruyucusu olarak Ermeniler, Kudüs’te kendilerine bir mahalle edindiler.

Ermenice’nin tüm ünlü sesleri içerdiği, bu nedenle Ermenilere özel bir müzik yeteneği kazandırıldığı söyleniyor. Diğer halklarla iletişim kurmalarına izin veren şey kader mi yoksa tarihi mi? Ermenistan’ın coğrafi konumu, birbirini izleyen hegemonların etkisi altında olduğu anlamına geliyor. Yunanlılar, Romalılar, Partlar, Persler, Moğollar. XI.yüzyılda Bizanslılar tarafından ilhak edilmesi ve ardından Türkler tarafından fethedilmesi nüfusunun bir kısmını azaltıyor. Ermeniler, kuşaktan kuşağa, nerede olurlarsa olsunlar, köklerini ve ülkelerini unutmadan farklı milletlere entegre olmuşlardır.

Hatta  on dördüncü yüzyıldan beri ulusal devletinden mahrum kalan, Asya’ya giden kavşak noktasında bulunan Ermeniler tarih aşamasında her zaman Doğu ile Batı arasında arabuluculuk rolü oynamışlardır.

Katolik veya Ortodoks Hıristiyanlar, Şii veya Sünni Müslümanlar, Yahudiler, Hindular ile barış içinde nasıl yaşayacaklarını biliyorlar. Onların çoğu Moskova, Los Angeles, Tahran, Marsilya, Paris, Beyrut, Buenos Aires, Varşova, Montreal’de yaşıyor. Օնլառ, Kıtalar ve ülkeler arasında çatışmaların ve siyasetin ötesine geçen değişmeyen iplerle bir ağ oluşturuyorlar.

Bütün bu bağlar arasında, 6. yüzyıldan beri Fransa ile ayrıcalıklı bir ilişki var.

Onlar, zaman boyunca asla kendileriyle çelişmediler: İster Khalif Harun al-Raşid’in, Büyük Karlos’a gönderilen heyette, ister Colbert tarafından Marsilya’ya davet edilen tüccarların Doğu ile ticareti teşvik etme konusunda.

Rustam, Ermeni olan Memlük, I. Napolyon’un Ermeni asıllı muhafızıydı, Ermeni Lejyonu 1916-1920 yıllarında Ortadoğu’da Fransız bayrağı altında cesurca savaştı ve 1915 trajedisinden sonra Fransa’yı gönül vatanı olarak seçen on binlerce mülteci.

Ermeniler neredeyse iki bin yıldır koruyuculuk yapıyor. Dolayısıyla halklar arasındaki köprü tehlikeye girdiğinde, tüm halklar arasındaki diyalog durur, dünya tarihinde bir dönüm noktası oluşuyor.

Bir buçuk milyon Ermeni, Türkiye’nin diktatörlük özlemlerinin kurbanı olarak yok oluyor. Zamanın jeopolitik ayaklanmalarından kaynaklanan bir sonraki kayıtsızlık, Hitler’in Holokost arifesinde şöyle demesini sağlar: “Ermenilerin katliamını şimdi kim hatırlıyor?”

İnsanlar, soykırım için yasal bir terim yaratılmasına yol açan, insanlığa karşı suçların kurbanı olan insanlar arasında bir köprüdür.

En güçlü insani değerlerimizin yok edildiği bu kritik anda, diktatörün her gün “kılıç kalıntılarına”, başka bir deyişle hayatta kalan 1915 yılının nesline bir son vermeyi planladığını ilan etmesine izin verilebilir mi?

Cumhuriyetimizin temellerinin tehdit altında olduğu bu kritik anda, Fransa’ya her zaman ilham veren genç demokratik cumhuriyetinin iki diktatöre karşı savaştığında birkaç şikayet ile tatmin olabilir miyiz?

Son olaylar, Başkan Macron’u Türkiye’ye karşı sağlam bir tavır almaya dürttü.  Ancak Fransa, Artsakh Ermenilerini eski çağlardan beri yaşadıkları ülkede kendi kaderlerini tayin hakkı için korumak için uluslararası toplum nezdinde sesini yükseltmelidir.

Bu asırlık birliğe ihanet ederse, bu köprünün yanmasına izin verirsek, bu fanatizm vebasına içeriden karşı koyma cesaretimiz olmazsa, çocuklarımıza ne diyeceğiz? Sadece mum yakıp çiçek koymamız mı?

 

İmzalayan 42 kişi:

Jerome Atal

Stephen Bern

Emanuel de Boyson

Natalie de Brock

Pascal Brookner

David Camus

Mireille Calmel

Virgin Carton

Fransua Şandernagore

Paul Constant

Marie-Do Şeyz

Fransois de Closet

Vincent Cruzet

Khavier Darkos

Didier Decua

Marina Dedeyan

Arno Deland

Olivier Delorme

Carol Duplessis-Rose

Catherine Ecol-Boyvin

Frank Ferran

David Foenkinos

Sophie Fontanelle

Laurent Fouche

Frans-Olivier Gisbert

Catherine Hermari-Will

Alexander Jarden

Michelle Kan

Yan Kefelek

Philip Labro

Tibolt de Mentegu

Eric Orsena

Giy Paris

Jean-Marie Roir

Bernadette Pekasu-Kamebrak

Patrick Poirier d’Arvor

Michelle Quint

Tatiana de Rosna

Gilbert Sinue

Aklı Tajer

Valeri Toranyan

Tigran Yegavyan