SPUTNİK ARMENİA ajansı tarafından yayınlanan makaleyi sizlere sunuyoruz.

Artsakh prensi Melik-Şahnazar, sonradan han olan Civanşirlerin Türkçe konuşan kabilesinin lideri Panah Ali ile birleşmesinin, Şuşi’nin Ermenistan-Azerbaycan çatışmasının sembolü olmasına yol açacağını düşünüyor muydu?

Uzun süredir acı çeken bu şehirde Ermenilere özgü olan nelerdir?

Şuşi’nin Ermeni mahalleleri şehrin üst orta kesimlerinde bulunuyordu. Şuşi yaylasının üst (batı) kısmı Karabağ Hanlığının Rusya’ya katılmasıyla 1805 yılında inşa edilmeye başlandı. O zamanlar Şuşi, Transkafkasya’nın en büyük şehirlerinden biri ve incisiydi.

Ermeni kısmı, Şuşi’nin tüm alanının % 65’inde yer alıyor ve 18 bölgeye ayrılıyordu: Meğretsots, Aguletsots (Aguliski), Ghazanchetsots (Ghazanchalu), gibi. Bunlar çok bakımlıydı, bu semtlere genellikle “Küçük Paris” olarak hitap edilirdi. Evlerin çoğunun çatısı kırmızı kiremitli, oyma balkonlu, kemerli ve sütunlu beyaz taştan yapılmıştı. 

Ermeniler arasında Avrupa tarzı kentsel yapı yaygındı.

Şehrin Ermeni kesiminde 5 kilise, 1 manastır, 300’den fazla dükkan, 15 okul, 1 kolej, 1 yüksek okul, 1 tiyatro, 6 kütüphane, 16 okuma odası, 23 matbaa olmak üzere 7.000 konut ve idari bina vardı.

Makalenin tamamı Youtube da mevcuttur․