12 Mayıs1994’te ve 4 Şubat 1995’te Azerbaycan, Artsakh ve Ermenistan Cumhuriyeti arasında  imzalanan anlaşmalar süresiz ve yasal olarak zorunludur.  Bu uluslararası anlaşmaları ihlal eden Azerbaycan devleti sorumlu tutulmalıdır. Statüko ante bellum’u, yani “savaştan önce var olan durumu” yeniden başlatmak gerekiyor. Artsakh Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğünü yeniden tesis etmek gerekiyor.

Azerbaycan Cumhuriyeti, Artsakh Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti tarafından 12 Mayıs  1994’te imzalanan tam ateşkes ve askeri eylemleri hakkındaki anlaşma ve  4 Şubat 1995’te imzalanan ateşkes rejiminin güçlendirilmesi hakkındaki anlaşma belirsizdir ve yasal olarak zorunludur.

Bu iki önemli resmi anlaşma, uluslararası anlaşmaların gücüne sahiptir.

21 Nisan 2016’da Rusya Dışişleri Bakanlığı Basın ve halkla İlişkiler Departmanı’nın yorumunda şu konuya değinildi: “Rus tarafı, 1994 Ateşkes anlaşması ve 1995’de imzalanan Artsakh ihtilafında ateşkes rejimini güçlendirme anlaşmasının belirsiz olduğu ve hala çatışma bölgesindeki ateşkesin temelini oluşturduğundan kesinlikle emindir. Bu, AGİT Minsk Grubu Eş Başkanlarının ortak yaklaşımına tamamen karşılık gelen ilkeli bir tutumdur.”


17 Ocak 2021,  Büyükelçi, 1992-96 Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’nın Tam Yetkili Temsilcisi, Artsakh ihtilafına ilişkin  AGİT Minsk Grubu Eş Başkanı Vladimir Kazimirov bir açıklama yaptı:”Modern dünyada ateşkesi ihlal etmek, komşulara, kendi halkına karşı işlenen bir suç olarak kabul edilemez olmalıdır.”

Rusya ve AGİT’in doğrudan katılımıyla imzalanan bu uluslararası anlaşmaların uygulamasını hayata geçiren Azerbaycan, 2020 sonbaharındaki terör saldırısı sırasında bunların ağır ihlallerinden sorumludur.

Uluslararası hukukun varlığının koşullarından biri, Pacta sunt servanda postulatının (anlaşmalara saygı duyulmalıdır) yanı sıra, uluslararası anlaşmaların ihlali veya başarısızlığı için uluslararası yasal sorumluluk getirme ihtiyacı ve kapasitesidir.

Azerbaycan tarafından 1994-95 yıllarında uluslararası anlaşmaların ihlali, Artsakh Cumhuriyeti’nin ve uluslararası toplumun saldırganlığın yasadışı sonuçlarını ortadan kaldırması ve Azerbaycan’ın sorumlu tutulmasını talep etme hakkını gerektiriyor.

Buna ek olarak, Azerbaycan sadece uluslararası anlaşmaları ihlal etmekle kalmadı, aynı zamanda saldırgan savaş planlaması, bombalama, roket saldırıları, sivillerin imhası, şehir ve köylerin kasıtlı olarak imha edilmesi, kendi kaderini tayin hakkının zorla inkarı da dahil olmak üzere bir kez daha insanlığa ve barışa karşı bir uluslararası suç ve terör işledi. 

Nürnberg Mahkemesi tüzüğü tarafından tanınmış ve bu mahkemenin kararında ifade edilen 

Uluslararası hukukun ilkeleri, savaş planlaması, eğitimi, başlatması veya uluslararası anlaşmaları ihlal eden savaşlar gibi barışa karşı suçları kaydetti.

12 Aralık 2001 tarihli  BM Genel Kurulu  “56.83 devlet uluslararası suçlardan sorumludur” kararı,  12 Mayıs 1994 kararını ve 4 Şubat 1995 tarihli anlaşmalarının zorunlu uyulmasını ve Azerbaycan’ı sorumlu tutma gereğini da onaylıyor. 

Dolayısıyla, imzalayan taraf olarak Azerbaycan’ın yanı sıra arabulucu Rusya Federasyonu ve AGİT, 1994-1995 ihlal edilen anlaşmalara uyma yükümlülüğü devam etmektedir.

Karar, “devletin uluslararası suçlarından dolayı sorumluluğunu” belirtiyor (Madde 1);

“Sorumlu Devletin, hukuka aykırı bir uluslararası eylemin neden olduğu zararlardan tamamen sorumlu olacağı ve tazminat ödemesini” belirtiyor (Madde 31);

va “Uluslararası hukuka aykırı bir eylemin bir sonucu olarak ortaya çıkan zarar için tazminat, tek başına veya birleşik olarak iade veya tazminat şeklinde yapılır” (Madde 34).

Böylece, Azerbaycan’ın uluslararası anlaşmaların ihlali veya terörist saldırganlık gibi uluslararası suçlara ilişkin uluslararası sorumluluğu, Bakü’yü Artsakh Cumhuriyeti’ne verilen zararı, restorasyon, tazminat şeklinde tam olarak tazmin etmekle yükümlü kılar.

Karara göre, “uluslararası bir suç işleminden sorumlu olan devlet, tazmin etmekle, yani yasadışı eylemden önce var olan durumu düzeltmekle yükümlüdür” (Madde 35), yani 27 Eylül 2020 yılına kadar Azerbaycan’ın yasadışı uluslararası terör suçu ve 1994-1995 anlaşmalarının bölünmesi.

Statüko ante bellum’un zorunlu restorasyonu, Artsakh Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti’nin yasadışı olarak işgal edilmiş topraklarının kurtarılması da dahil olmak üzere, mağdur kalan Artsakh Cumhuriyeti’nin maddi-manevi haklarının restorasyonu, ayrıca,  26 Eylül 2020 tarihi itibariyle Azerbaycan-Karabağ sorununun temas hattının restorasyonu, yasadışı olarak tutuklu Ermeni savaş esirlerinin veya rehinelerin geri gönderilmesi gerçekleştiriyor.

Dünyanın birçok ülkesi, Azerbaycan ve Türkiye’nin Artsakh Cumhuriyeti’ne yönelik saldırısını açıkça ve kesin olarak kınadıkları, Artsakh Cumhuriyeti’nin tanınması, Azerbaycan askerlerinin geri çekilmesi ve işgal altındaki topraklardaki paralı Türk teröristleri için çağrıda bulundukları resmi belgeleri kabul etti.

Onlar, 26 Eylül 2020 tarihindeki bölgesel statükoya dönmenin gerekli olduğunu ve  12 Mayıs 1994’te imzalanan Tam Ateşkes Açık Askeri Anlaşması’nı korunmasını vurgulayarak suçluyu yargılamak ve cezalandırmak için Azerbaycan’ın savaş suçlarının soruşturulmasını talep ediyorlar.

1994-1995 uluslararası antlaşmaları ihlal eden saldırgan devlet Azerbaycan, Statüko ante bellum’u, yani “savaştan önceki durumu” yeniden kurmakla yükümlüdür.

Artsakh Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğü restore edilmelidir. Uluslararası hukuka göre, Azerbaycan’ın güç kullanımı yoluyla toprak kazanımı, uluslararası anlaşmaların başarısızlığı ve BM Şartı’nın ihlalleri hukuka uygun olarak kabul edilmemelidir. Aksi takdirde uluslararası hukuk tamamen unutulabilir, dünyada kaos ve kanunsuzluk hüküm sürer.

1 Mart 2021

Ruben Zargaryan